Anasayfa / Aktüel / KÜLTÜR & SANAT / (Özel Söyleşi)Türk tiyatrosu sinemadan daha iyi işler çıkarıyor

(Özel Söyleşi)Türk tiyatrosu sinemadan daha iyi işler çıkarıyor

Türk tiyatrosunun duayen isimlerinden biri olan Nejat Uygur’un geleneğini onların deyimiyle “Sanat Hanedanlığı”nı devam ettiren usta tiyatrocular Süheyl ve Behzat Uygur kardeşler ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bursa’ya dair duygularını samimi bir şekilde paylaşan Uygur kardeşlerin en büyük isteklerinden biri de Bursa Açık Hava Tiyatrosu’nda Nejat Uygur’un anısını yad etmek.

Fatma BAŞARAN

 

Bursa sizin için ne anlam ifade ediyor?

Behzat Uygur: Bursa bizim için şu açıdan önemli; Babamın çocukluk yıllarının geçtiği yer Bursa. Babamın da çok sevdiği, bizim de çocukken Uygur Tiyatrosu’yla ve sonraki yıllarda da oyuncu olarak hem Nejat Uygur Tiyatrosu’yla hem de Süheyl-Behzat Uygur Tiyatrosu ile defalarca geldiğimiz şehrimiz. Açık Hava Tiyatrosu’nda, Tayyare Sineması’nda ve diğer salonlarda dolu dolu salonlarda oynardık. Seyirciler her defasında bizleri yalnız bırakmayarak büyük bir teveccüh gösterirlerdi. Bursa’nın tarihi açıdan öneminin yanı sıra şunu ifade etmeliyim ki, Bursa ve Bursalılar hep sanattan, tiyatrodan yana olmuşlardır. Bu nedenle her geldiğimizde mutlu olduğumuz ayrı tatlar aldığımız bir şehrimizdir. Bursa’da eskiden Açık Hava Tiyatrosu olarak kullanılan yerin yerel belediyelerle ortak akıl oluşturularak bugünkü ve gelecekteki konumunun netleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Tiyatro açısından çok büyük bir öneme sahip olan bu yerin sadece konserlerin yapıldığı bir yer olarak kalmamalı. Gerçek kimliğine kavuşturulduğunda geçmişte olduğu gibi Bursa’nın kültürel yaşantısında önemli bir yere sahip olmaya devam edecektir.

Bursa’yı en son ne zaman ziyaret etmiştiniz?

Behzat Uygur: Biz geçen sene Marko Paşa Müzikali’ni oynamak için Bursa’ya geldik.

Süheyl Uygur: Ondan önce yaklaşık altı- yedi senedir Bursa’ya gelmiyorduk kendi tiyatromuzla ama babamızla çok geldik.

Hasta Etme Adamı oyunundan bahseder misiniz?

Behzat Uygur: “Hasta Etme Adamı” 6. yılını tamamlayan, rekora giden bir oyun. Genç bir arkadaşımız Aksel Bonfil’in yazdığı güncel sağlık sorunlarını işleyen,  kabare tarzında bir komedi Hasta Etme Adamı. Seyircinin bolca eğlendiği ve kahkaha attığı bir oyun. Aslında biz artık bu yıl bitirelim mi diye düşündük. Tam bitirmeye karar verdiğimizde bir yıl sonra seyirciden ilgi alaka gördüğü için bir yıl daha oynadık. Böyle böyle altı yıl olmuş, sanıyorum ki bir rekora doğru gidecek diye düşünüyorum.

Oyunlarınızda interaktif sahneler var mı?

Süheyl Uygur: Evet. Seyircimizle interaktif sahnelerimiz var. Behzat da ben de çok seviyoruz,  seyirci de çok seviyor yeri geldiği zaman sahneye seyirciyi de davet ediyoruz. Kafamıza göre takılıyoruz.

 

“TİYATRO SADECE SKEÇLERDEN İBARET DEĞİLDİR”

 

Televizyonda son dönemlerde tiyatro formatında programlar var sizin de böyle projeniz var mı?

Behzat Uygur:  Nejat Uygur oyunlarında Süheyl de ben de vardık. Onlar tiyatro oyunlarıydı. Tiyatro olarak çekiliyordu, televizyonda yayınlanıyordu. Nejat Uygur klasiği tiyatro eserleriydi. Şimdi yapılanlara ise televizyon için yazılmış tiyatro sahnesinde oynanan skeçler diyebiliriz. Ama yanlış anlaşılmasın bu arkadaşlarımız da çok başarılı işler yapıyor.  Ben de çok beğeniyorum ama tiyatro sadece skeçlerden ibaret bir şey değildir. Bu da tiyatrodan yararlanan bir komedi biçimidir ama tiyatro mudur diyecek olursak sadece hayatında hiç tiyatro izlememiş insanları yanıltmış oluruz. Çünkü değişik tiyatro tarzları, biçimleri vardır. Günümüzde televizyonda yapılanlara daha çok kabare tiyatrosundan yararlanan skeçler diyebiliriz. Yaptık buna benzer şeyler, ilerde farklı bir format gelirse yapabiliriz tabi ki neden olmasın.

Peki, bu skeçlerin tiyatro seyircisinin artışında katkısı oldu mu?

Süheyl Uygur: Bence var tabi ki. Seyirci gülüyor, eğleniyor. Tiyatroya katkısı oluyor. Mesela Nejat Uygur’un ne zamanki oyunlarının kasetleri piyasaya çıktı ondan beri tiyatro izleyicisi benim gözümden söylüyorum artmıştır. Çünkü televizyonda tiyatro gösterileri ve benzeri gösteriler olduğu zaman seyircinin hoşuna gidiyor.

Nejat Uygur anısına özel bir tören ya da ödül gecesi yapmayı düşünüyor musunuz?

BABAMIZIN DOĞUM GÜNÜNÜ BURSA AÇIK HAVA TİYATROSU’NDA KUTLAMAK İSTİYORUZ”

Behzat Uygur: Fikir aşamasında var tabi ki. Nejat Bey’e yakışır bir şey bulduğumuz zaman hemen hayata geçireceğiz. Son iki yıldır Nejat Uygur’un doğum gününü Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda kutladık. Merdivenlerde yer kalmadı, insanlar büyük ilgi gösterdi. Hatta geçtiğimiz yıllarda Nejat baba için çok önemli olan Bursa Açıkhava Tiyatrosu’nda düzenlemek arzumuz vardı. Yerel yönetimle irtibata geçtiğimizde tam olarak o konuda birlik sağlayamadık. Ama önümüzdeki yıllarda belki Nejat Uygur’un doğum gününü bahsettiğimiz gibi ona yakışır bir şekilde inşallah açık hava tiyatrosunda Bursa’da kutlarız. Yani Nejat Uygur zaten unutulması zor sanatçılardan birisi, bizde tabi ki onun çırakları olarak onu unutturmamak için elimizden gelen her şeyi yapacağız.

“ARMUT DİBİNE DÜŞER”

Babanız Nejat Uygur’un gölgesi altında kalmanın endişesine kapıldığınız oldu mu?

Behzat Uygur: Nejat Uygur’un gölgesi serinlik yapar, güzeldir. O yüzden Nejat Uygur’un gölgesi altında kalmakta bir zarar yok. Güzel bir çınarın gölgesi altında olmak gibi bir şeydir o.

Süheyl Uygur: Tabi zordur yani. Biz kendi tiyatromuzu kurduğumuzda hep Behzat’la onu düşündük. Şimdi karşınızda Nejat Uygur örneği var. Yıllardır vatandaşı güldürmüş. Seyirci oyuna gittiği zaman gülme garantisini biliyor. O yüzden ilk zamanlar işimiz çok zordu ama ondan sonra oynaya oynaya o psikolojik meseleyi atlattık. Tabi ki ustaların yeri her zaman başkadır. Biz her zaman bunu söylüyoruz. Sağ olsunlar bize oyundan sonra çok güzel sözler söylüyor seyircilerimiz ama tabi ki boynuzun kulağı geçmesi de zor. Bunu her zaman söylüyoruz; armut dibine düşer.

Diğer Uygur Kardeşler kimler, ailenizde tiyatroyla ilgilenen başka birileri var mı?

Süheyl Uygur: Biz beş kardeşiz. Benim ikizim Süha Uygur şehir tiyatrolarında yaklaşık iki seneden beri genel sanat yönetmenliği yapıyor. En küçük kardeşim Kemal Uygur şair,  o şiirle çok haşir neşirdir. En büyük abimde Ahmet Uygur müzisyen, emekli oldu. Öteki kısma gelecek olursak çocuklarımız yani Nejat Uygur’un torunları, bu işi yapanlar var. Geçmişte bizimle birlikte sahnede olmayan yeğenlerimiz var. İşte Behzat’ın küçük oğlu Nejat Uygur bizimle beraber bu oyunda oynuyor. Benim kızlarım çok düşkünler tiyatro ve dansa. Aslında hep onu söylüyoruz bu işi yapacaklarsa severek ve beğenerek yapsınlar çünkü babam bize öyle yaptı. Bizi hiçbir zaman tiyatro sahnesine çıkalım diye zorlamadı. Eğer bu mesleği seçeceklerse diğerlerinden bahsediyorum yeğenlerimden ve kızlarımdan elimizden gelen desteği tabi ki yaparız.

“SANAT HANEDANLIĞI”

Behzat Uygur: Şimdi tabi Uygur Tiyatrosu’nun şu özelliği var. 3 kuşak Uygurlar var. Baba Uygur, biz, bizden sonra Nejat bizimle birlikte aynı sahneyi paylaşıyor. Ondan sonra gelecek olanlar bir nevi hanedanlık gibi diyebiliriz, sanat hanedanlığı. İşin esprisi bir yana bu dünyada çok rastlanan bir şey değil, o yüzden buda bizi mutlu ediyor.

Süheyl Uygur: Aslında seyirci içinde,  bizler içinde mesela Süheyl Behzat Uygur Tiyatrosu’nda işte Nejat oynuyor diğer mesela Zeynep ve Ayşe hangisi isterse hep beraber aynı sahnede olmamız ne kadar güzel olmaz mı?

Behzat Uygur: Evet.Şuanda zaten rahatsızlığından dolayı bir buçuk aydır annem oynamıyor Nejla Uygur. Marko Paşa Müzikali’nde anne Nejla Uygur ile oynuyoruz. İşte en büyük arzumuz bu üç kuşağın aynı anda sahnede olacağı bir sahnede olmak. Anne Uygur sağlığına kavuşursa böyle bir şey yapmayı düşünüyoruz. Biz ailecek tiyatro sahnesinde olmaktan çok mutluyuz.

Peki, tiyatro mu sinema mı?

Behzat Uygur: Kesinlikle tiyatro Süheyl adına da cevap verebilirim. Yalnız içimize sinen, iş olsun diye yapılmamış gerçekten bu işi iyi yapacak olan insanlar olursa tabi ki yaparız ama önceliğimiz tiyatro bizim.

Son dönemlerde komedi sinemasında kalitenin düştüğüne dair eleştiriler var. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Behzat Uygur: Açık söylemek gerekirse,  çoğunu çok seyretmiyorum ama  seyircisi olan, seyircinin ilgi gösterdiği filmleri tu kaka yapmanın ben çok da doğru olduğuna inanmıyorum. Bu biçimdir. Herkesin bir anlayışı vardır, tarzı, biçimi vardır. Buna saygı göstermek gerekir. Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz…

Süheyl Uygur:  Ya da gidersiniz gitmezsiniz…

“TÜRK TİYATROSUNDA TÜRK SİNEMASINDAN DAHA İYİ İŞLER YAPILIYOR”

Behzat Uygur: Sinemaya giden milyonlarca insanı bir kenara atamazsınız. Onların beğenilerini bir kenara atamazsınız. Süheyl de bende Cem Yılmaz filmlerini çok beğeniyoruz. Cem Yılmaz’ın gösterilerini de izleriz.  Ata Demirer keza öyle…  Şahan beğenirsiniz beğenmezsiniz başarılı işler yapıyor diye düşünüyorum. Bunun yanı sıra o kadar popüler olmayan komedi filmleri de var arada bir bölüm bölüm eğlenceli filmler oluyor ama yapılanların hepsi iyi mi? Tabi ki hepsi iyi değil. Türk sineması için genel olarak bakacak olursak yapılan bütün filmler iyi mi tabi ki iyi değil. Türk sinemasına verilen şu ilgi biraz Türk tiyatrosuna verilse daha güzel şeyler çıkacak diye düşünüyorum. Şunun altını çizerek söylüyorum Türk tiyatrosunda, Türk sinemasından daha iyi işler yapılıyor.

Peki, neler yapılmalı?

Behzat Uygur: Öncelikle özel sektöre iş düşüyor. Büyük iş adamları, büyük şirketler futbol takımlarına sponsor oldukları gibi tiyatrolara da sponsor olmalılar. Tiyatroların daha iyi oyunlar çıkartmasına yardımcı olmalılar. Yerel yönetimlere burada çok iş düşüyor. Yerel yönetimler de destek olmalılar ve halka iyi tanıtılmalı, iyi gösterilmeli gidebilmeleri için. Ücretsizden bahsetmiyorum. Mesela burada kitap karşılığı yapılıyor bir anlamı var. Ücretsiz tiyatronun olmasına karşıyız. Bir bedel ödenmeli ama bunun içinde yerel yönetimler, iş adamları, tiyatrocular bir araya gelip güzel şeyler yapmalı, toplantılar yapmalı. Herkes elini taşın altına koymalı diye düşünüyorum.

Özel tiyatroların özelleştirilmesi gündeme geldiğinde kıyamet koptu siz ne düşünüyorsunuz bu konuda ?

Behzat Uygur: Özelleştirildi mi? Özelleştirilmedi. Şimdi üzerine oturup çok çok düşünülmesi gereken konular bunlar. Yani bunu hayır özelleştirilmemeli ya da evet özelleştirilmeli deyip böyle hiç düşünmeden söylemek doğru değil. Bunun için tiyatrocular bilhassa devlet tiyatrosunun oyuncuları, yöneticileri ve Kültür Bakanlığı bir araya gelip uzun uzun toplantılar yapmalı, bu özelleştirmenin tiyatroya ne artısı olabilir ne eksisi olabilir bunlar masaya yatırıldıktan sonra artılarına eksilerine bakılıp ondan sonra hareket edilmeli. Şu biraz ülkede fazlasıyla olmaya başladı, bir şeye hemen evet ya da hayır demek. Politik olarak düşünmeyelim öncelikle bazı şeyleri bize ne faydası olabilir onu düşünelim faydası varsa olur faydası yoksa karşı çıkılır. Böyle bakmak lazım meseleye. Bu sporda da böyle olmalı, sanatta da böyle olmalı. Bu ülke insanı için bir şeyler yapılıyorsa, bu ülke insanına gerçekten fayda sağlayacaksa yapılmalı, sağlamayacaksa hiç düşünülmemeli.

Günümüzde gerek özel gerekse kamu tiyatrolarında dayanışma var mı?

Behzat Uygur: Yok maalesef tiyatrocular bir araya gelip bir konuyu halledemiyoruz. Özel tiyatrolardan da bahsediyorum devlet ve şehir tiyatrolarından da. Biz kendi işimize bakıyoruz. Özel tiyatroları ayakta tutmak öyle kolay değil. Bir makyaj malzemesinin bizim için bile çok büyük önemi var belki çok rahatlıkla kamu tiyatrolarında kullanılan malzemeler bizde o kadar rahatlıkla kullanılamaz.

TÜRK TİYATROSUNDA EGOLAR ÇOK FAZLA

Peki, bunun sebebi nedir?

Behzat Uygur: Tabi buna birçok neden gösterebiliriz. Bunun içine ideolojik,  daha yüksekten bakmak,  kendini ayrıştırmaya çalışmak gibi bir sürü şeyler koyabilirsiniz. Egolar giriyor,  iyi bir şey yaparken bile egosunu ortaya koyan tiyatrocu arkadaşlarımız, kardeşlerimiz var. Hâlbuki biz her zaman Süheyl de bende, oyunumuz bittikten sonra bizden başka tiyatrolara da gitmesini söylüyoruz seyircilerimize ve tiyatroların isimlerini sahnede sayıyoruz; şurada da şu oyun var burada bu oyun var bunlara gidebilirsiniz diye. Bunu çok içten ve gönülden yapıyoruz ama hep böyle düşünmeyen tiyatrocu kardeşlerimiz maalesef var. Süheyl de bende yani tiyatrocular arasındaki o eski dayanışmaları da bildiğimiz için onu sürdürmekten yanayız ama biraz zor bizde o.

Süheyl Uygur: Eskiden daha çok iyiydi 60’lı 70’li yıllarda… Bir kere tiyatro sayısı çok fazlaydı 30-35 tane tiyatro vardı yanlış hatırlamıyorsam ama son zamanlarda bu gidişat iyi. Bir duraklama dönemine girse de son birkaç yıldır baya çok güzel eserler var. Hakikaten buradan da söyleyelim seyirciler tiyatroları yalnız bırakmasınlar çok güzel oyunlar var. 60’lı 70’li yılların tadı yok tabi bizim çocukluğumuzda çok büyük ustaların oyunlarına gittik o özlem de var ama söylüyoruz tiyatro hiçbir zaman bitmeyecek.

“KORSAN TİYATROLARA DİKKAT”

Gençlerin tiyatroya ilgisi nasıl?

Behzat Uygur: İnsan yaşadığı sürece tiyatro vardır. Dünyanın en eski sanatıdır tiyatro. İlk defa tiyatroyu seyreden, yeni kuşak seyircimiz var maşallah, ilk defa tiyatroyu bizde tadıp bundan sonra başka tiyatrolara gideceğiz abi diye söyleyen gençlerle karşılaşmak bizi mutlu ediyor. Vazifemizde tiyatroyu sevdirmek tabi… Bir anlamda yoğun bir ilgi de var gençlerden buda bizi umutlandırıyor. Yani şöyle bakıyoruz biz Süheyl Behzat Uygur Tiyatrosu olarak seyircisiyle her zaman buluşan bir tiyatroyuz ama sadece bizimle ya da birkaç tiyatronun seyircisiyle buluşuyor olması demek Türkiye’de genel anlamda tiyatroya insanların gittiğinin göstergesi değildir. Bunu bir alışkanlık haline getirip daha popüler olmayan tiyatrolara da birazcık araştırıp seyircilerin itibar göstermeleri gerekiyor. Tabi burada şunu da belirtmek istiyorum tiyatro mesleğinde para kazanılır ama bazı korsan tiyatrolar var yani tiyatrocu olmayan insanlar, tiyatrocuyum diye yerel yönetimlere kendisini pazarlayıp çok ucuz fiyatlarla oyun satıp sonrada o oyunu ilk defa izleyecek olan tiyatro seyircisine tiyatrodan nefret ettirecek dereceye getiren insanlar da var.

Süheyl Uygur: Bazı korsan çocuk tiyatroları da var.

Behzat Uygur: Yerel yönetimlerin bunlara daha çok dikkat etmesi lazım.  Şöyle bakılıyor olaya;  adam atıyorum rakamlar afakî bu tiyatro bin lira veriyor öbür tiyatro on bin lira veriyor, biz bin liraya olanı alalım. Çok affedersiniz ama tiyatro öyle elma seçer gibi olmaz… Çok dikkat edeceksin. O senin bin liraya aldığın tiyatro ne yapıyor araştıracaksın, ondan sonra alacaksın ucuz diye yerel yönetimler tiyatroyu alamaz,  almamalı. Bunu tiyatro adına yapılan en zalimce en haince hareket diye düşünüyorum kim alıyorsa… Var çünkü böyle korsan tiyatrolar görüyoruz.  Bunlara çok dikkat etmeliler, seyirci de çok dikkat etmeli, biraz araştırmalı gitmeden önce.

Son zamanlarda başarılı bulduğunuz oyunlar hangileridir?

Behzat Uygur: Cem Davran’ın Alevli Günler’i ve diğer oynadıkları oyunlar Bezirgan başarılı,  Leylanın Evi Nedim Saban’ın oynadığı başarılı,  Ali Poyrazoğlu’nun tek kişilik gösterileri fevkalade yani usta döktürüyor. Onun dışında Sadri Alışık Tiyatrosu Kerem Alışık çok değerli prodüksiyonlar yapıyor ki zor işler bunlar. işte Frankenstein ’ı oynadılar, Guguk Kuşu’nu oynadılar bunlar zor prodüksiyonlardır. Şevket Çoruh yeni bir tiyatro sahnesi açtı tebrik ediyoruz. Tabi ki kolay bir şey değil güzel oyunlar var hani bizim takip ettiklerimiz bunlar,  ama bize oyunları çakıştığı için gidemiyoruz birbirimizi izleyemiyoruz.

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

TBMM’de üç parti ortak bildiri imzaladı

AK Parti, CHP ve MHP’nin imzasıyla yayımlanan bildiriyle tüm dünya parlamentoları Doğu Kudüs’ün bağımsız Filistin’in ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir