Sadakatin ağır bedeli (2)

 

‘Rabia’ adıyla bir hesaplaşma

Rabia Kuru, başarılı bir iş hayatının yanında mutlu bir evliliği olduğunu sanıyordu, bir gün eşinin ajandasında ince ince işlenmiş boşanma planını bulana kadar… Boşanma aşamasında hileler ve sahte imzalarla maddi birikiminin de elinden alındığını gördü. Halen eski eşi tarafından evini mafyaya bastırtmakla tehdit edildiğini söyleyen Rabia Kuru’nun yaşadıklarında dikkat çeken önemli bir detay gizli; “Eşim, babasının Rabia adında bir kadınla annesini aldatmasının acısını yıllar sonra benden çıkardı sanki…”

Canan GÜLEÇ

Siz böyle bir ailede yetişmişken, eşiniz nasıl bir çevreden geliyordu?

Eşim küçükken ailesini terk edip babaannesiyle yaşamaya başlamış ve anne babasıyla da bu yıllarda bağları kopuk olduğunu, mutsuz bir çocukluk  e gençlik  dönemi geçirdiğini anlatıyordu. Hatta benimle evlendiği için çok şanslı ve mutlu olduğunu, hatta böyle bir evliliği hayal bile edemediğini söylüyordu. Eşimin bana söylediğine ve çevreden duyduğuma göre, evden kaçmasının nedeni babasının annesine ihanet etmesiymiş. Ne tesadüf ki yıllar önce eşim çocukken ki o kadının adı da Rabia’ymış. Eşim küçükken bu duruma çok üzüldüğünü, acı çektiğini anlatırdı. Yıllar sonra o bu acıyı hatta daha fazlasını oğlumuza yaşattı.

Sizinle ayrılık sürecine giden yolda ailesinin tutumu neydi?

Ailesiyle tartıştığı telefon konuşmaları olurdu, küfür ederdi, bağırırdı. İkaz ederdim, böyle davranmamasını söylerdim. Şimdi düşünüyorum da; belki de tüm konuşmaların da telefonun ucundaki ailesi de değildi… Belki de birlikte olduğu kadınla buluşmak için geç saatlerde evden çıkışları için hazırlanan bir zemindi bunlar da; hatta ihaneti öğrendikten sonra bu duruma da tanık oldum. Kayınpederim bir akşam yine aradı ve eşimi çağırdı. Takip ettim. Eşim in birlikte olduğu kadına gittiğine şahit oldum. Ayrıca son zamanlarda sık sık babası arayıp, iş yerinde sorunlar olduğunu, konuşmak istediğini söylerdi ve eşim giderdi. Öğrendik ki o telefonlardan sonra da gittiği yer beraber olduğu kadının eviymiş.

Bu yaşananların oğlunuz üzerindeki etkileri nasıl oldu?

Çok yazık çok. 17 yaşında oğlumuzun hayatına babası kara bir leke bıraktı. Ergenlik çağındaki oğlumuz üzüntüden ağır depresyon geçirdi. Tedavi gördü. Biliyor musunuz Canan hanım oğlum bir gecede tüm kaşlarını yolmuş…. Yüzü şişmiş. Mahvoldum. Ne yapacağımı bilemedim. Oğlumla sarılıp bağırarak ağladık. Neden bunu bize yaşatmışlardı. Ne için…

Eşinizin iş hayatından bahseder misiniz?

Ben hem genel müdürlük hem de kendi mühendislik firmamla kurumlara danışmanlık yaparken eşim 2 iş yerinden de olumsuzluklarla ayrılmak zorunda kalmıştı; yani ben o zamanlar öyle olduğuna inandırılmıştım. Çalıştığı ilk firma Bursa’da alanında önemli bir firmadır, ikinci iş yerinde ise ortaktı. Oradan da bir günde ayrıldı.

Bana; “Vurdum kapıyı çıktım, emeğimi sömürmelerine izin vermedim, artık sabrım taştı” diyerek  işten bir günde  ayrılışını anlatıyordu. Ben boşanma sürecimizde, eşimin ihaneti öğrendikten sonra ve dava aşamasında, eşimin eski iş yerleriyle başka davaları da olduğu ortaya çıkınca, ayrıldığı firma yetkilileriyle iletişime geçtim.  Eski patronu ve ortaklarıyla da görüştüm. Eşimin iş değişikliklerinde bende iletişimimi bu kişilerle kesmiş ve eşime inanarak kendisine destek olmuştum, eşimin yanında yer almıştım. Aslında durumun onun anlattığı gibi olmadığını, çalıştığı işten,  şirket ortaklığından  kendi isteği ile çıkmadığını, çalıştığı şirket yönetiminin  kararı sonucunda işten ayrıldığını da öğrendim. Yine bana söylediği yalanlardan bir tanesiyle daha karşılaşmıştım.

“Oğlum ve ben masumca, mağdur olacağımızdan habersiz bir korunmasız bir şekilde yaşıyormuşuz.”

Beraber kurduğunuz bir iş yeri vardı, o kararı nasıl verdiniz?

Bahsettiğim gibi iki iş yerinden ve ortaklıktan çıkarıldıktan sonra, bana dedi ki, “Ben artık başkasıyla ortak olamam… Arkamdan kötü şeyler konuşuluyor, birlikte çalışalım, kendi işimizi kuralım. Sen genel müdürlükten ayrıl, mühendislik ve danışmanlık firmanın işlerini yeni şirkete aktar, çocuğumuz için bir gelecek kuralım.” Bence de çok mantıklıydı, ikimiz de aynı sektöre ayrı ayrı emek vereceğimize kendimiz için çalışalım, oğlumuz var ve mühendis olmak istiyor, ona bir temel bırakmış oluruz dedik. Ve ben normalde pek çok kişinin yapmayacağı bir fedakarlık ve cesaretle,  eşime güvenerek risk alarak genel müdürlüğümden istifa ettim, BTSO üyesi olan kendi mühendislik firmamı gayrifaale aldım ve 2009 Eylül’de ortak iş kurduk,  mevcut müşterilerim ve işlerimi, tecrübelerimi birlikte kurduğumuz  firmaya aktardım ve böylece 2011 /2012’de çok yüksek bir ciroya ulaştık, benim muhendislik firmamın bütün müşterilerinden gelen işleri buraya yönlendirdik. Fakat eşimin ayrıldığı iş yerleri büyük ve güçlü firmalardı ama eşim onlardan iş alamadı, tüm destek benim çalıştığım firmalardan geldi. İşte bu nokta çok önemliymiş aslında. Benim genel müdürlüğünü yaptığım  firmadan ve danışmanlık yaptığım sanayiden iş alarak, Ar-Ge projelerinden yararlanıp, hibeler alarak işimizi kurduk,  hızla büyüdük.

Ben ve çocuğumuz da ciddi fedakarlıklar yaptık. Eşim de birlikte olduğu kadınla keyif yapmış. Ben çocuğumla Bursa’da firmamızda çalışırken. Çocuğum derslerini fabrikada yaparken o da bizim rızkımızı emeğimizi zinadan boşanmamamıza sebep olan kadınla bizden kaçırmış. Ailesi ve akrabalarının bazıları da ona destek verip, benim bunları öğrenmemi engellemişler.

Yani her şey planlı ve organize olarak yapılmış. Oğlum ve ben masumca, mağdur olacağımızdan habersiz bir korunmasız bir şekilde yaşıyormuşuz. Önemli bir nokta da şuymuş aslında; eşim  konusunda dürüst ve çok başarılı olsa ayrıldığı eski  işyerlerinden, ortaklığından dahi çıkarılmazmış… Ya da onlardan iş alırdı değil mi? Ama alamadı. Oysa ki, fabrikadaki tezgahların hepsine tek tek emek vererek kurdum o işyerini. Tüm mesleki birikimimi bu işyerimize aktardım.

İş hayatında büyük başarılara imza atmış üreten ve yöneten bir kadınsınız, çalıştığı kurumlarda sorunlar yaşamış eşinize nasıl güvenip de ortaklığa girdiniz?

İş ortağım bu sefer yabancı birisi değildi ki; eşimdi. Eşime güvenmeyip de kime güvenecektim. Ben mesleki olarak da kendime güveniyordum, benim çok iyi bildiğim bir dalda; kalıp ve kalıp standart elemanları alanında üretim yapacaktık. Ayrıca kalıp konusunda, uluslar arası bir birliğin kuruluş çalışmalarında bulunan ve bu uluslararası kalıpçılar birliğinin de ilk genel sekreterliğini yapmış birisiyim… Yine, Türkiye’de ilk kalıp laboratuvarı kuruluş çalışmalarını koordine eden ve  yönetim kurulumla birlikte kuruluşunu gerçekleştiren  ilk ve tek kadın mühendis ve yöneticiyim. Benim çok iyi olduğum bir alanda kurduk firmamızı, bu da bizim avantajımız oldu.

Zamanında Bursa’da  otomotiv metal sektöründe ve kalıp fabrikasında genel müdürlük yapmış olmam, iş çevrem hep destekçimiz oldular. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Firmamız bu şekilde hızlı büyüdü. Sektörde Türkiye’de ilk 3 firma arasına girdik.

Ben teknik olarak atelyelerde sahada çalışan, elleri  sürekli yağlı, parçaya tezgaha dokunan, atölyelerde üretim hatlarında çalışan, gerçekten emek veren bir kadınım. İşte o anda, cesur bir adım attım ve işimizi kurduk. Allah bana hiç başarısızlık yaşatmadı ve zaten bu yükü de tek başıma sırtlanmayı göze aldım. Düşündüğüm tek şey eşimin işsizliğinden dolayı eve huzursuzluk yansımasın, çocuğum etkilenmesin. Çocuğumuza birlikte bir gelecek sağlayalımdı.Oğlum da bizi bu konuda çok destekledi. Babası hep işleriyle  ilgili stresliydi, kızgındı, yorgundu. Çok alkol alıyordu ve günde 4 paket sigara içiyordu.

 “Evimi mafyanın basacağını, memleketime gitmem gerektiğini söyleyip beni korkutmak istediler; halen tehdit ediyorlar.”

Eşinizin başarısız bir iş hayatı varken siz yöneticilik seviyesindesiniz. Bu evdeki duruma nasıl yansıdı?

Sadece benim maaşıma ya da mühendislik firmamdan gelen gelire kaldığımız zamanlar oldu. İlk defa size bahsediyorum. Kimseye söylemedik. Benim maaşım sadece geçinmemize yetiyordu. Eşim o dönemde işten ayrılmıştı, çalışmıyordu. Ben tek çocuğumuzu özel bir okuldan devlet okuluna almak zorunda kaldım. Çocuğumun çok zorlandığı zamanlar oldu. Oğlumuzda yaşından büyük fedakarlıklar yaptı. Çevremize hiç hissettirmedik.Ben ve oğlum ailemiz için fedakarlık yaparken bu tarihlerde bizim kira gelirlerimizi düzenli olarak kayınpederim almış olduğunu öğrendim. Boşanma dosyamıza gelen resmi kayıtlarda her şey tarih tarih yazıyordu. Ben maaşımla ev geçindirmeye çalışırken, eşim bunuda benden gizlemiş. Hayatın zorluklarını hep ben ve oğlum yaşamışız. Bana yine dürüst davranmamış. Yalan söylemiş.

Ben gece gündüz uyumadan çalışıp eşime destek olurken onlar sadece benden maddi olarak faydalanmaya çalışmışlar. 21 yıllık eşine, çocuğunun annesine böyle haince  plan yaparak mağdur etmek herhalde ahlaklı, erdemli bir davranış olmasa gerek…Bunu ve daha pek çok şeyi mahkemeye gelen banka kayıtlarından öğrendik. Zaten bazı gayrimenkullerimizide kayınpederimin üzerine geçirmiş. Benden bunları da gizlemiş. El yazısıyla yaptıkları ve mahkemeye sunduğumuz eşimin hazırladığı boşanma planına uygun olarak her şeyi benden kaçırmışlar mağduriyetim çok ağır, üzüntüm çok büyük.Ne kadınlık onurum kaldı, ne yaşam sevincim, ne de maddi olarak ömrüm boyunca kazançlarım kaldı. Bana kalan sadece büyük bir moral bozukluğu, yalanlarla maddi manevi aldatılmış olmak…Tüm yaptığı bu kötü şeylere rağmen hala düzgün durmuyor biliyor musunuz?

Nasıl yani, rahat durmuyor derken…

Beni tehdit ediyor. Hakaretler ediyor. Mahkeme tarafından tehditleri nedeniyle hapis cezası aldı ama yine hayatımı karartmaya devam ediyor. Babasıyla eski eşim, benim yaşadığım evi mafyaya bastıracakları, kazaya kurban gideceğim, hırsızlık ya da kapkaç görüntüsü verip beni ortadan kaldıracaklarının söyleyip, beni korkutup, memleketime gitmemi, söylediler. O kadar şaşırdım ki anlatamam. Hangi devirdeyiz. Kim bunlar gibi pek çok soru yönelttim.

Evinizde mafya gibi karanlık ilişkilere dair daha evvel hiç konuşulur muydu?

Evliliğimizin son günlerinde ise ; “Evi basacaklar 6, 7 ay memleketinde durun oğlanla tehlike geçene kadar” bile dediler. Ben polise gidelim diye ısrar ettim. Bu birkaç hafta sürdü, oyalandılar. Anlayamadığım, bilmediğim bir şeyler oluyordu.Oğlumla evden dışarı çıkmaya korkar olmuştuk. Kayınpederim ve eski eşim bu durumu emniyete bildirmeye gitmeyince, ısrar ettim  ben kendim gidip polise bildireceğim dedim. Oğlumun okulu var. Benim işim evim yuvam burada. 6, 7 ay niye başka bir şehre gidecektik?  Ayrıca bizim mafyayla ne işimiz olabilirdiki. Kendi halinde çalışan emek veren bir aileyiz dedim.

Son günlerde eski eşim  mafyadan korktuğunu bahsediyordu.  Güya Kayınpederimde  mafya ile sorun yaşıyormuş. Bunlar babalı oğullu, beni ve oğlumu korkutup memlekete göndermeye çalışmışlar. Bu da mahkeme sürecinde ortaya çıktı. Yani bu da boşanma planlarının bir parçasıymış.  Yani tuzak.

Bu tehditler hayatınızı nasıl etkiledi?

Bunların baskıları ve korkutmaları karşısında dimdik onurlu bir duruş sergiledim Canan Hanım. Bir de bu arada eşimin ruhsatsız silahtan da ceza aldığını öğrendim. Evimin önüne sahte plakalı araçlar gönderdiler. Oğlum halen tedirgin. Sürekli plakalara bakıyoruz.

Bursa’da bunların duyulmasını istemediler. Gerçekten çok kötü bir şekilde baskı yaptılar. Canan Hanım, görüyor musunuz kötü gününde hep yanında olduğum eşim biraz maddi olarak rahatladığında beni ve tek oğlumuzu nasıl ortada bıraktı. Haince planlayarak ailesi ve birlikte olduğu kadınla bizi mahvettiler.

Kullanılmışım. Çok çok üzülüyorum. Bir insan nasıl böyle haince, ince ince planlayarak  karısına ve çocuğuna bunu nasıl yapar. Kolay mı bir kadın olarak 21 yıllık evlilikten sonra düzen kurmak. Zaten adli süreç çok üzücü. Çok yıpratıcı geçiyordu. Çünkü sahte imzalar, sahte faturalar vb gibi yasal olmayan işlemlerden boşandığım eşimin şu anda savcılıkta dosyası var. Birde benimle evlenmeden önce eski bir sabıkası olduğunu mahkemeden öğrendim. Şok oldum.

Mahkeme aşaması size eşinizin tanımadığınız yüzünü, hayatındaki sırları da gösterdi diyebiliriz…

Benden kendisi ve ailesi de gizlemişler. Yani bunlar aslında ailecek organize profesyonelce davranmışlar hep. Her gün bir başka kötü sürpriz karşımıza çıktı. Aptallaştım resmen. Yine ne öğreneceğim diye şaşkınca tedirgin bekliyordum. Boşanmamız sırasında bir olayla daha sarsıldım. Eşimin benden önce bir evliliği olduğu ve boşandığı, boşanma sırasında da yine resmi evrakta sahtecilik ten davaları olduğunu öğrendim.

Bu davada da avukatı aynı kişi, şahitleri kayınpeder ve görümcem aynı şahitler, baş aktör kocam. Yani onlar hepsi bir takım olarak boşanıyorlar, planlı hareket ediyorlarmış. Boşanmalar sahtecilik, yalanlar vb… Ben ne yapabilirmişim ki? Çok korumasızmışım çok… Beni de mühendis olduğum ve mesleki birikimlerimden dolayı iş kurmak için kullanmışlar işte… Benim yerime sahte imzalar atılmış olduğunu mahkeme sürecinde öğrendik. İnternet bankacılığım kullanılmış. Daha pek çok şey. Beni kandırarak hileyle şirket hisselerimi de aldılar. Ödeyemeyeceğim kadar borçlandırılmışım. Arabam şu anda hacizde… Neden Canan Hanım neden…

Beni maddi olarak zayıflatıp hukuki olarak da hakkımı arama gücümü yok etmişler. Yani şu anda bugüne kadar tırnaklarımla kurduğum ne yuvam nede iş yerimvar. Hepsi boşandığım eşimin. Düşünün nasıl haince sıfıra düşürüldüğümü. Kaldı ki bizim evliliğimiz eşimin zina olayını tesadüfen öğrenmemle, o kadınla beni aldatmasından dolayı bitti. Yani tek kusurlu ve ağır kusurlu bulunan mahkemede kendisi…

 

Yarın: Parasız ve sağlıksız da kalsa bir kadın nasıl ayakta durur…

Sadakatin ağır bedeli 3

 

İlginizi Çekebilir

“Kırmızı çizginiz dürüstlük olsun”

Hayali doktor olmaktı. Doktor olarak bir çok hayata dokunacak, yeni hayatların yol almasına vesile olacaktı. ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir