Son Haberler

Sadakatin ağır bedeli 3

Şükür, hayattayız…

Kadın mağduriyetlerinde başka bir yaşanmışlık Rabia Kuru’nun başına gelenler; önce bir ajanda sayfasında eşinin yıllardır hazırlığını yaptığı boşanma planını gördü… Sonra başka bir kadın olduğunu öğrendi. Ortak işyerleri ve mülklerini sahte imzalarla kaybetti, çocuğunun eğitimi ve kendisinin tedavisi için gerekli harcamaları yapacak kadar bile parası kalmamıştı… Gücünü topladı, ayağa kalktı, hayata tutundu. Maddi olanaklar ve sağlık sorunları anlamında zirveden zemine inmek zorunda kalan Rabia Kuru için hayat yeniden başlıyor: “50 yıllık başarılarla dolu hayatımı planlı programlı ihanetlerle enkaza çevirdi ama sabah uyanıyorum, güneşi görüyorum, dua ediyorum”

 -Canan GÜLEÇ 

 Ortak ev hayatı bitti, ya iş hayatınız ne durumda…

Birlikte kurduğumuz şirkette; beni kandırarak, esime inanmamdan güvenimden masumluğumdan yararlanarak haince yapılan hileli devirler yüzünden ben maalesef mağdur oldum. Hepsi eski eşimde kaldı. Ne kadar haince değil mi? Bende 51 yaşıma kadar çalıştım çabaladım. Ama şu anda elimde sadece üzüntüler kaldı. Kanser ameliyatı olmuş bir kadın. Ruhu yaralanmış. Kalbi çok çok incinmiş bir anne. İhanetinin acısı bana kaldı.

Boşanma davamız için temyizden kesin karar çıkmadı, ağır ve tam kusurlu bulundu. Dosyamız  şu anda temyizde. Bu nedenle de maalesef istemeyerek halen onun soyadını kullanmak zorunda kalıyorum. Çocuklarınıza bırakacağınız en önemli mirasınız temiz bir soyadı olmalıdır… Maalesef çocuğum şimdi herkesten saklıyor yaşadıklarımızı. Mağduriyetlerimizi. Bazen rol yapıyor. Ben bu yaşta yaşadıklarımı kaldıramadım ve kanser teşhis edildi. Tedavi görüyorum. Ameliyat oldum yeni. O çocuk daha, hiç hayat tecrübesi yok ki.

Sizin iddia ve ispatlarınız mahkemede nasıl karşılık buldu?

Eşim;boşanma davasında yüzde 100 kusurlu bulundu ve bu kararın verilme nedeni benim iddialarımın tümünün  ispatı oldu. Resmi kurumlardan gelen belgeler net olarak bütün yaptıklarını, mal kaçırmalarını, beni aldattığını, beni planlı olarak maddi olarak da  zor durumda bıraktığını ortaya koydu. Şüphe edecek tereddüt yaşanılacak bir durum yoktu. Resmi belgelerle her şey ortaya çıktı.

Ve mahkeme kararında;  beni o kadınla aldattığı, boşanma planları yaptığı, muvazaalı devirler yaptığı,önceden  planlayarak maddi anlamda da zor durumda bıraktığı için  ağır ve tam kusurlu bulunmuştur ifadesi yer alıyordu. Sıfır kaldım, haince planlarla maddi anlamda sıfır bırakıldım… Çok  çok yüksek ekonomik yaşam düzeyinden  birden sıfır oldum. Hayat standartım tamamen düştü. Emeklerim hayatım gasbedildi.

Şuan maddi anlamda nasıl bir hayatınız var?

SGK’dan emekliyim, her yerde genel müdür olarak çalıştım ama kendi firmamızda ücret düşünmeden çalıştığım için asgari ücretin az üzerinde bir ücretle göründüğüm ve oradan emekli olduğum için 2014  yılında bin 500 lira maaşa kaldım. Arabamın benzinini bile ödeyemedim. Ben iş kadını olmayabilirdim de. Ne yapacaktım bilmiyorum.

Boşandığım eşim tek ortak oğlumuzun velayetini de istemedi. Defalarca çocuğumuzu istemediğini yazdıkları dilekçelerini görmek beni çok üzdü. Babası oğlumun velayetini istemiyorum diye mahkemeye birden çok dilekçe vermişti. Babasının tek oğlumuzu istemediğini oğlumdan gizledim. İçim kan ağlıyordu. Zaten babasının yaptıklarını gördükten sonra oğlumuz ağır bir üzüntü yaşamış ve psikologla onu ayakta tutmaya çalışıyordum. Takdir alan ve çok çalışkan olan oğlumuz maalesef bu üzüntüler sonunda derslerine bile çalışamıyordu.

 “Çocuğum ve benim 1 ay geçinebileceğimiz parayı, eşim ve yanındaki kadın 1 masaj seansına harcamışlar”

Bu maddi sıkıntılar ayrıldığınızda mı başladı yoksa evliliğinizde de ekonomik anlamda kayıplara sürüklendiniz mi?

Tüm belgeler mahkemeye geldi. Beni aldatmakla kalmamış, kadınla ve kendi ailesiyle çok büyük meblağ paralar nakitler harcamış, kaçırmış. Ben evimize bir su bardağı bile alacak olsam önce, oğlumuzu, eğitimini, fabrikamızı,tezgah makine parkını düşünürken, oğlumu tasarrufa alıştırmaya çalışıyorken. Eşimin o kadınla lüks termal otellerde 1 seans masaj yaptırdığını, otelde kaldığınıgördüm. İş seyahatlerinin çoğunun iş için olmadığını ve tüm gezilerinde o kadının yanında olduğunu öğrendim.  Bizim kazancımızla kadına maddi olarak da rahat bir yaşam sağlamış. Çok acı bir eş için. Bir kadın nasıl dayanır buna sizce?

O iş seyahatlerinde siz neden yoktunuz, hem eşiniz hem de ortaksınız, birlikte neden seyahat etmediniz?

Kulağımdan bir operasyon geçirmiştim. Beyin sapına ulaşan beyin tümörüm var, operasyon yapıldı. Bu sorun nedeniyle işitme kanalından rahatsızlanmıştım. Uçağa binmem de bu yüzden o tarihlerde  mümkün değildi. Eşim yurtdışında firmalara, fuarlara ya da İran’da kiraladığımız fabrikaya gittiğinde ya da benim en azından öyle olduğunu sandığım zamanlarda ben de Bursa’daki işlerin aksamamasını sağlamak için çabalıyordum. Bursa’da hem çalışıyor hemde çocuğumuzun okulu ile ve evle ilgileniyordum. Aslında yüküm çok ağırdı. Çok üzücü. Bunları artık düşünmek dahi istemiyorum.

Babasının çocuğumuza ilk söylediği şey şu, “Beni artık rahatsız etme, arama bir daha, annen güçlü bir kadın o çalışır seni okutur. Bakın başınızın çaresine, Eskişehir’e gidin orada yaşayın.”

Kuşkular yaşadığınız zamanlar oldu mu?

İlginçtir ki o güne kadar hep çalış çalış diyen kişi son zamanlarda tam tersi artık iş yerine fazla gelmememi söylüyordu. Bana diyordu ki; “Evden çalış, Ar-Ge projelerini hazırla. Sen çocuğumuzun dersleriyle ilgilen. Tüm bunları beni fabrikadan uzak tutmak için yaptığını nasıl bilebilirim ki? Ben çocuğumun babasına güvenmeyip de kime güvenecektim?

İş ortağım olsaydı belki haince planları anlardım,  ama iş ortağım 21 yıllık eşim ve çocuğumun babasıydı. Birlikte yürüdüğünüz kişi eşiniz olunca amacımız yönümüz bir olduğunu zannettim. Planlı bir şekilde beni kandıracağını ve kötülük yapacağını düşünemedim. Doğrusu düşünmedim de… Benim için her zaman işimden önce ailem gelir,  bu hep böyle oldu, ben şimdi onun acısını yaşıyorum. Bunlar benim doğrularım. Bu kadar haince bir plana maruz kalmak çok canımı acıttı. Benim şuanda hiçbir şeyim yok.

Bir oğlunuz olduğunu söylediniz, yaşananlardan o nasıl etkilendi?

Babası çocuğumuza ilk söylediği, “Beni artık rahatsız etme, arama bir daha, annen güçlü bir kadın o çalışır seni okutur. Bakın başınızın çaresine, Eskişehir’e gidin orada yaşayın.” deyip arabada hırpalamış, yüzü gözü ağlamış şiş geldi eve. Düşünsenize boşanma dilekçesi verdiğimizden kısa bir süre sonra bir baba oğluna bunu nasıl söyler. Çocuğun dünyasını karartmış. Annesini başka bir kadınla aldatmış. Bir de diyor ki “Beni bir daha arama…’’

Bu ne demektir, öbür kadından çocukları olmuş. Ben ve oğlum üzüntüden kahrolurken, o kadınla birlikte tatile gittiler biliyor musunuz. Kutlamalar yemekler… Çok acı çok. Benim lise son sınıfa giden çocuğum bir günde yıkıldı. Sabah gittim odasına uyandırmak için, baktım bilgisayarının üzerinde bir şeyler var, nedir anlayamadım ama… Yatakta duvara dönmüş yüzünü, uyandırmak için sarılmak istedim, saklandı. Bir gördüm ki çocuğumun ne kaşı ne kirpiği kalmış, şişmiş yüzü. Üzüntüden yolmuş hepsini. “Tamam yavrum, dinlen” dedim ve odadan çıktım, kapıyı kapattım dizlerimin bağı çözüldü yığıldım yere.

Oğlunuzla ilgili babasının hiçbir kaygısı olmadığını düşünüyorum bu anlattıklarınızdan…

 Bunca planlar kurup bizi dağıttın, aldattın, üzdün, tüm maddiyatımızı götürüp boşandın, çocuğumuza bunu neden yapıyorsun? Oğlumuzun okulu bitene kadar bekleyemedi…Takdir alan dereceli başarılı bir çocukken oğlum üniversiteyi kazanamadı, maddi olarak özel üniversiteye  gönderecek gücüm yoktu, babası da karşılamadı. En acısı da oğlum için Cambridge ve Nottingham üniversitelerine başvurumuz kabul edilmişti, dünyanın en iyi ilk 100 üniversitesi arasına giren bu kurumlara çocuğumu gönderemedim.

Oğlum 18 yaşına girene kadar ancak icra yoluyla ödediği bin lira nafaka vardı, 18’i geçince onu da kesti. İstiyor ki oğlumuz hep ona muhtaç olsun ki, sesini çıkaramasın. Çevremizden yakınların da devreye girmesiyle, oğlum ikişer üçer aylık kurslara yurtdışına gidebildi. Oğlumuzun ruhsal durumu zaten çok kötüydü. Babası oğlunu da mahvetti. Dışarıya karşı ise yine kendi uzman olduğu şekilde doğruları söylemeyerek hep refah içinde yaşıyor göstermeye çalıştı.

50 yıllık başarılarla dolu hayatımı planlı programlı ihanetlerle enkaza çevirdi. Oturduğumuz evi, aile konutumuzu dahi devretmiş, zaten yatırımlarımızda hep kooperatif üzerinden gitmeyi tercih ederdi. Bunun nedeninin de şimdi anlıyorum; kooperatif karar defterine not düşülerek,kısa bir dilekçe ile  her tür   devir  işlemi  kolayca  yapılabiliyor, tapu vb yok. Bir dilekçe ile devir 1 dk da yapılıyormuş. Oğlum ve benim yaşadığımız evi de böyle bir kararla devretmiş, şimdi mahkeme kararıyla konutta oturmaya devam ediyoruz. Olanları, yaptıklarını, bir kalıba koyamıyoruz. İnanılacak gibi değil.

Bu yaşananlara çevreniz, dostlarınız nasıl bakıyor?

Beni bazı popüler televizyon kahramanlarındaki dizilerde yaşayan kişilere benzeterek rahatlatmaya çalışıyorlar. Televizyonda dizi seyreden bir kadın değilim, haberleri belgeselleri tercih ederim. Beni; evlendiği eşinin  başka bir ilişkisinden çocuğu olduğunu öğrenen “İstanbullu Gelin”e ve kocasının tüm mal varlığını nakte çevirip platesçi sevgilisiyle kaçtığı “Kalbimdeki Deniz” dizisindeki karaktere benzetiyorlar. O kadın da platesle ilgileniyor. Bu kıyaslamayı yapınca ironik bulup gülüyorum, gülümsettiniz beni Canan Hanım. Teşekkür ederim.

Bundan sonraki süreçte ne yapmak istiyorsunuz?

2014 yılından beri  üzüntüler beni mahvetti. Çok hastalandım. Ameliyat oldum yeni. Güçlü bir kadınım, dik durmaya çalışıyorum ama bedenim yaşananlara isyan ediyor. Çok ani bir biçimde kolon kanseri olduğumu öğrendim, bu üzüntüler bana bu şekilde döndü. 3 günde acil ameliyat olmam gerekti. 2 aydır ayağa kalkabiliyorum, zor oturuyorum, şehirlerarası araç kullanamıyorum. Ciddi sağlık problemlerim var, kanser ameliyatımın başarılı olması gerekiyor, doktorlarımın bana söylediği üzüntüsüz stressiz sağlığıma odaklanmam gerekiyor,

Şuanda bir sürü kısıtı olan engelli bir kadınım, 2 kulağında da duyma kaybı olan, işitme cihazıyla duymaya çalışan, beyninde tümör olan ve kanser tedavisi gören bir kadınım. Gerek doktorlarım gerek çevrem “her şeyi bırak, sen önemlisin” diyor. 1 gün alışverişe  markete çıksam, 3 gün yatıyorum. Oğlumun bana söylediği tek şey, “ anne, sen yeter ki yaşa!” sana bir şey olursa ben ne yaparım? Beni düşünme ne olur …’’

Oğlumun bu sözleri aslında beni derinden etkiledi. Günlerce kendimi toparlayamadım. Sadece benden yaşamamı, hayatta kalmamı istiyor.

Bundan sonraki süreçte yapmak istediğim esas hedefim bu, yaşamak…

Oğlum için yaşamak.

Sabah uyanıp güneşi görüyorum ve şükrediyorum.

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

“Kırmızı çizginiz dürüstlük olsun”

Hayali doktor olmaktı. Doktor olarak bir çok hayata dokunacak, yeni hayatların yol almasına vesile olacaktı. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir