Anasayfa / Aktüel / RÖPORTAJ / UEDAŞ, EZBER BOZUYOR

UEDAŞ, EZBER BOZUYOR

Hayata geçirmeyi planladığı yatırımlar ile elektrik üretim ve dağıtım firmaları arasında dünya liderliği pozisyonuna göz diken UEDAŞ, bu yolda emin adımlarla ilerliyor. Haklarında çıkan kamuoyunu yanıltıcı haberlere rağmen hedef büyüttüklerini söyleyen UEDAŞ Genel Müdürü Mesut Efe, “2017’de hayata geçirmeyi planladığımız 80 milyon TL bütçeli projemiz ile dünyada sadece birkaç tane benzeri olan teknolojik bir projeyi Uedaş’a kazandırmış olarak bu şirketi yönetiyor olacağız” açıklamasını yaptı.

 

filiz

 

Güney Marmara’da 2,8 milyon aboneye elektrik dağılımı yapan Uludağ Elektrik Dağıtım AŞ (UEDAŞ) verimli enerji kullanım adına hayata geçirmeyi planladıkları yeni projeler için tam gaz çalışmalarına devam ediyor.

 

‘1,1 MİLYAR TL YATIRIM YAPACAĞIZ’

Artan elektrik ihtiyacına paralel yatırımların kaçınılmaz olduğu vurgusunu yapan UEDAŞ Genel Müdürü Mesut Efe, “Şirket tarihinde görülmemiş bir yatırıma imza atmaya hazırlanıyoruz. Teknik kayıpları aşağı çekmek için hayata geçirmeye hazırlandığımız bu yatırım, teknolojik yatırımdır. Bölgedeki büyümeye bağlı olarak yatırım yapmak zorundasınız. Yeni imara açılan bölgeler var. Toplu konutlar var. Yeni küçük sanayi siteleri ve organize sanayi siteleri de var. Buraların enerji ihtiyacını karşılamak için yatırım yapmak zorundasınız. Bizim yatırımlarımızın çoğu aslında buralara gidiyor. Bunun haricinde şebeke ve yapı büyüdükçe ve bizim potansiyel 2,8 milyonluk müşteri sayımız artmaya devam ettikçe bunları kontrol altında tutabilmek için UEDAŞ olarak teknolojik yatırımlarımızı yapıyor olmamız lazım. Teknik kayıpların aşağı çekilebilmesi içinde yatırımlar gerekiyor. Yatırımları yapmaya devam ediyoruz. 3. Uygulama döneminde 5 yılda 1,1 milyar TL yatırım yapacağız. Şirket tarihinde görülmemiş bir yatırımdır bu. Atılacak bu yatırım adımları ile teknik kayıplar biraz daha aşağı çekilecek” dedi.

‘TEKNOLOJİ ODAKLI OLMALI’

Yatırımlar konusunda çok önemli çalışmaları olduğunun altını çizen Mesut Efe, ”Söylediğim yatırım teknolojik bir yatırımdır. Biz şu anda Entegre Bilişim Sistemleri adı altındaki projemizle dağıtım şirketinin ihtiyaç duyabileceği satın alma yönetimi, muhasebe yönetimi, müşteri ilişkileri yönetimi ambar yönetimi, yatırım yönetimi ve abone yönetimi gibi birçok modülün içinde bulunduğu büyük bir yazılım yapıyoruz. Onun haricinde varlık envanterimizi ortaya çıkartabilmek için coğrafi bilgi sistemleriyle ilgili aynı projenin içinde de bir çalışma yürütüyoruz. Yine aynı projenin içerisinde elektriğin kesintisiz ve kaliteli arzını sağlamak, arızalara daha hızlı müdahale edebilmek adına Scada/DMS/OMS teknik projesini yürütüyoruz. Bu yapacağımız projelerle birlikte insan odaklı çalışan bir yapıdan teknoloji odaklı çalışan bir sistem içine girmiş olacağız” ifadelerini kullandı.

‘80 MİLYONLUK PROJE İLE GELİYORUZ’

Yatırım anlamında öncü olduklarını söyleyen Mesut Efe, “Şuanda hayata geçireceğimiz Türkiye’de bir ilk olan entegre yapıda çalışacak bir sistemi devreye alacağız. Biz bu sistemi dünya devi bir şirketle yapıyoruz. Entegre Bilişim Sistemleri Projesi yazılım devi Hindistan firmasıyla, SCADA’yı ABD firmasıyla, Coğrafi Bilgi Sistemlerini ESRİ ile Kurumsal Kaynak Planlamayı Oracle ile yapıyoruz. Entegre Bilişim Sistemleri adı altında entegrasyonu sağlayacak bu sistem, dünyada 4 ya da 5 yerde yapılmış. Dünya ile rekabet edebilecek full

teknoloji yatırımın içine girmiş durumdayız. İnşallah 2017’nin ortalarında proje, bitmiş olacak. Sistemi tam olarak devreye aldığımızda istediğimiz şekilde çalıştırdığımız zaman Türkiye’de belki de dünyada benzeri olmayan teknoloji ile bu şirketi yönetiyor olacağız. 80 milyonluk bir proje ile geliyoruz” vurgusunu yaptı.

‘ENERJİ YATIRIMI ZORUNLU’

UEDAŞ’ın önceliklerinden de bahseden Efe, “Ancak birinci önceliğimiz, sürekli artış gösteren 2,8 milyon abonemize kesintisiz ve kaliteli elektrik enerjisi sağlayabilmek. Türkiye, hem enerji potansiyeli bakımından hem de kişi başına düşen elektrik tüketiminin artış gösterdiği bir ülke… Bu bakımdan Uludağ Elektrik Dağıtım AŞ, diğer elektrik dağıtım bölgelerine göre daha hızlı büyüyen bir bölge olmanın yanında potansiyel göç alan ve sanayinin ağırlık gösterdiği bir bölgeyiz. Bu çerçevede düşündüğünüz zamanda hem kişi başı elektrik tüketimi hem de sanayide kullanılan elektrik tüketiminin artması dolayısıyla potansiyel bölgeye enerji yatırımı yapılması daha elzem bir hale geliyor” diye konuştu.

‘SANAYİCİNİN YAŞADIĞI SIKINTIYI ÇÖZECEĞİZ’

Teknolojik cihazların hissedebildiği elektrik kesintilerinin sanayiciye verdiği zararın etkilerine de dikkati çeken UEDAŞ Genel Müdürü, “Bölgede çok fazla sanayici var. SCADA sistemiyle büyük bir ekrandan Bursa, Balıkesir ve Çanakkale ve Yalova’daki elektrik sisteminin uzaktan izlenebilmesi, arızaların izlenebilmesi ve alternatif beslemesi varsa Bursa’dan Çanakkale’deki bir dağıtım şebekesinde herhangi bir ana merkez arızasın da bir anahtarlama ile elektrik verilebilmesi sağladık. O sistemi biz buraya kurduk ve sayıyı da arttırıyoruz. Biz buralardan o şekilde müdahalelerle sanayicilerin şuana kadar sıkıntı duyduğu ve daha ileri noktadaki elektriğin kalitesiyle ilgili problemleri çözmeye başlıyoruz. Bir prosesin durması oradaki sanayici için hem zaman anlamında çok önemli hem de duran makinedeki ürünün o anda ziyan olmaması için önemli. Dolayısıyla bu yapılan yatırımların hem dağıtım şirketi açısından bizim girdi maliyetlerimizi azaltma hem de teknoloji yatırımlarıyla insanların şuanda göremediği, hissedemediği elektriğin içerisindeki parazitleri temizleyebileceği altyapı sistemini bünyemizde oluşturuyoruz” açıklamasını yaptı.

‘LİSANSSIZLARIN ÜZERİNE GİDİLMESİ GEREKİYOR’

Devreye girecek santrallerle birlikte Türkiye’nin kurulu gücü 39 binden 75 bin megavata ulaşmasıyla üretimde zirveye çıkmaya başladıklarını söyleyen Mesut Efe, “2023-2036 hedeflerini göz önünde bulundurduğunuzda stratejik planlamaya göre 70 bin megavatlar, bizim hedef olarak görmüş olduğumuzun gerisinde görünüyor. Maalesef azda olsa halen daha bu ülke, yurt dışından enerji almak zorunda. Bu ülke, potansiyel olarak kendine yetebilecek durumda, doğalgazdan daha ziyade hidrolik ve lisanssız yenilenebilirin üzerine gitmek lazım. Rüzgâr ve güneş enerjisi ile kendi potansiyelini karşılayabilecek, elektrik üretimine haiz bir ülke olmamız şart. Enerji yatırımlarının hiç durmadan üretimden iletime, dağıtımdan, perakendeye kadar olan süreçte çok ciddi manada gelecekteki potansiyeli karşılayacak şekilde yapılması gerekiyor” dedi. Sektörün kendi içinde daha hızlı hareket edebilmesine yön verecek mevzuatsal düzenlemelere de ihtiyaç olduğu mesajı veren Efe, devletin yeni yapılanmada elektrik üretim şirketlerinin özelleştirilmesi noktasında oluşan politikası olduğuna dikkati çekti. Efe, “Devletin Elektrik İletim Anonim Şirketi diye ifade ettiğimiz TEİAŞ’ı kendi uhdesinde tutmak suretiyle devam etmek gibi bir düşüncesi var. Diğer üretim ve dağıtım şirketleri özelleşti yada özelleşmeye devam ediyor. Devamında şimdi perakende satış şirketleri oluştu. Mevzuatsal düzenlemeye göre perakende satış şirketleri de zaten dağıtımın özelleşmesinden sonra direkt özelin elinde oluşan şirketler oldu” açıklamasını yaptı.

‘2020 HEDEFİ 1,1 MİLYAR YATIRIM’

Elektrik dağıtım işi Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi ile yürütülürken 2006 yılında Türkiye’nin 21 elektrik dağıtım bölgesine bölündüğünü ve bunlardan birinin de UEDAŞ olarak Bursa, Yalova, Çanakkale ve Balıkesir bölgesine hizmet verdiğini hatırlatan Efe, “Bu bölgenin 2010 yılına kadar kamu eliyle yürütülmesi söz konusu. O zamana kadar özelleştirilememiş. 2010’dan 2016’ya kadar da özelleştirilmiş bir şirket olarak devam ediyoruz. 2006-2010 döneminde 151 milyonluk yatırım yapılmışken özelleştirme sonrası 2010’dan 2015’e kadar toplam 709 milyonluk yatırım yaptık. 2016-2020 dönemiyle ilgili üçüncü dönem hedefleri EPDK tarafından dağıtım şirketlerine verildi. 2016 yılında biz 225 milyon yatırım yapacağız. 2020 yılına kadar bu çerçevede devam edecek yatırımla 2020 yılına geldiğimizde 1,1 milyarın üzerinde bir yatırım yapmış olacağız” dedi.

‘BİRİM FİYATI DEVLET BELİRLİYOR’

Özelleştirmenin faturalara yansıma ihtimalinin hiçbir zaman olmadığının da altını çizen UEDAŞ Genel Müdürü Efe, “Bütün politikayı belirleyen yine devlettir. Bizim elektrik satışımızdaki birim fiyatı oluşturan Enerji Piyasası Üst Kurumu dur. Bu kurumum üst kurulu, kendi içerisinde toplanır ve her yıl elektrik dağıtım şirketlerinin serbest tüketici haricindeki müşterilerine kaç paradan elektrik satması gerektiğini belirlerler. Bizler hiçbir şekilde o kuralın dışına çıkma şansına sahip değiliz. Bir kuruş aşağı yada yukarı yapamazsınız. İstisnası sadece yine o kurulun her yıl açıklamış olduğu ‘Serbest Tüketici Limiti’ne bağlı olarak değişen bir noktası var. Bu limitin üstünde elektrik tüketen, yıllık 3 bin 600 kilovat saat üzerinde elektrik tüketen müşteriler istediği yerden elektrik alabilme hakkına sahipler. Buda aslında devletin uyguladığı birim fiyattan daha düşük birim fiyatla alabilecekse oraya gidiyor. Daha avantajlı bir durum oluşuyor. Yoksa devlet, herhalükârda koymuş olduğu birim fiyatlar üzerinden son tedarikçi sıfatıyla buradaki dağıtım ve perakende satış şirketi üzerinden kişinin talep ettiği enerjiyi karşılamak zorunda” ifadelerini kullandı.

DOĞU’DAKİ KAYIP-KAÇAK…

Kayıp kaçağın bir türlü önüne geçilememesi nedeniyle enerji birim maliyetlerinin de düşürülemediğini söyleyen Efe, devletin özellikle Doğu’daki kayıp-kaçağı azaltabilmek için özelleştirme sürecine girdiğini belirtti. Bunun kolay olmadığını vurgulayan Efe, “Bizim bölgemizde elektrik hatlarında oluşan teknik kayıp var. Bununda dünya literatüründeki karşılığı yüzde 4 civarındadır. En iyisi belki 3 civarında… Kalan kısmı ise ticari kayıp-kaçaktır. Doğu’da insanların kullanmış olduğu kaçak elektrikten ibaret bir durum. Bizde kayıp ve kaçağın toplamı yüzde 6-7 civarlarında geziyor. Aydan aya değişiyor ama ortalaması 7 civarında. Zaten bunun yüzde 4’ü teknik kayıp desek yüzde 3 civarında da bir ticari kaybımız söz konusu olabilir. Ama bu, Doğu’da yer yer yüzde 75’lere kadar çıkıyor. Kayıp-kaçakla ilgili oranlar düşürülmediği sürece oradaki birim maliyetler ister istemez elektrik fiyatlarında ki satışa da yansıyor. Bu çerçevede birim fiyatlar, ister istemez yüksek kalıyor” diye konuştu.

‘HİDROELEKTRİK SANTRALİNE

KARŞI ÇIKILACAK DURUM YOK’

Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarından rüzgâr ve güneşten bedel ödemeden elektrik üretilebileceğine dikkati çeken Efe, çevrecilerin şiddetle karşı çıktığı hidroelektrik santralleri (HES) ile ilgilide, “Karşı çıkacak bir durum yok bana göre. Su akarken üretmiş olduğunuz elektrikle de girdi maliyeti oluşturmadan, ülke yararına fayda sağlayacak elektrik üretimiyle ilgili bir durum ortaya çıkıyor. Yenilenebilir enerjinin tamamı, elimizde tutamadığınız belli kaynaklara bağlı olarak elektrik üreten santraller… Güneşin ve rüzgârın ne zaman çıkacağını siz ayarlayamazsınız. Hidroelektrik santrallerle ilgilide yağmurun ve karın ne zaman

yağacağını siz ayarlayamazsınız. Dolayısıyla bütün potansiyelinizi bunlar olacakmış gibi planlarsanız güneşin açmadığı, yağmurun yağmadığı, rüzgârın esmediği zamanlarda elektrik üretimini yapamayacağınızdan dolayı insanları elektriksiz bırakmak zorunda kalırsınız” dedi.

LİSANSLI VE LİSANSSIZ ELEKTRİK…

Kömürle çalışan termik santrallerin maliyet getirdiğini, ülkenin enerji politikaları açısından lisanslı ve lisanssız enerjiye ihtiyaç duyulduğunu da kaydeden Efe, devletin teknik kayıpları revize edecek yatırımları hayata geçirmesi gerektiğini söyledi. Efe, “Kayıp kaçağın düşürülmesi için gerekli tüm yatırımların, vatandaş üzerindeki baskıların ivedilikle yapılması gerekiyor ki elektrik birim maliyetleriyle ilgili indirimler söz konusu olabilsin. Türkiye’de iş adamı ve özel sektör temsilcilerinin içerisinde lisanssızlara yönelik yatırım yapmak isteyen insanlar var. Hem kâr kapısı hem de ülkenin elektrik ihtiyacı potansiyeli büyümesine bağlı olarak artacağından bu yatırımın yapılması şart. Lisanslı elektrik üretimiyle ilgili mevzuat geliştirildi. 1 megavatın altındaki elektrik üretimleriyle ilgili herhangi bir lisans almadan gerekli mevzuattaki şartları karşıladıktan sonra elektrik üretmek mümkün. Bu noktada bizim bölgemizde çok ciddi müracaat var. Şu ana kadar 892 tane lisanssız elektrik üretim sanrali kurmak için müracaat aldık” açıklamasını yaptı.

NÜKLEER SANTRAL TARTIŞMASI…

Türkiye’de tartışma yaratmaya devam eden nükleer enerji santrali konusunda da dikkati çekici açıklamalar yapan Mesut Efe, Türkiye’nin sektörel gelişimi açısından bunun gerekli olduğunu söyledi. Efe, “Buda bir teknoloji yatırımı. Japonya’da ‘Hiroşima’ sıkıntısını da hatırlıyoruz. Eski teknolojilerle yapılmış olan bazı nükleer enerji santrallerinde sızmalardan dolayı çok ciddi sıkıntılar yaşandı. Dünya genelinde bunu göz önünde bulundurmak suretiyle nükleer santrallere hep karşı çıkılıyor. Ama yeni teknolojilerde nükleer santrallerle ilgili yapılacak çalışmalar, eskiden olan kötü örnekleri bertaraf edecek noktada. Bundan sonra yapılması planlanan 2 nükleer enerji santrali var. Uygun teknolojik altyapı oluşturulacak şekilde yapılacak, çevreye olumsuz etki oluşturmadan elektrik ihtiyacını karşılayacak nükleer santral inşa etmek mümkün olabilir” dedi.

‘ELEKTRİK SIKINTISI YAŞANIR’

Nükleer santralin yapılmaması halinde gelecekte ciddi elektrik sıkıntıları ile karşılaşılabileceğini de vurgulayan Mesut Efe, vatandaşın bu konuda yaşadığı korkunun giderilmesi gerektiğini belirterek “Yıllık artışı göz önünde bulundurduğunuzda üretim ve tüketim artışını karşılaştırdığınız zaman biz üretim tarafında tüketime göre geriden geliyoruz. Genç nüfusu olan bir ülkeyiz ve potansiyelimiz var. Sürekli doğurganlıkta yüksek, o çerçeveden de baktığınız zaman bizim elektrik üretim santralleriyle ilgili yeni politikalar üretiyor olmamız lazım” ifadelerini kullandı.

‘ORTAK PAYDAYI BULMAK GEREKİR’

Enerjiye yönelik çalışmalarla çevre arasındaki bağa da dikkati çeken UEDAŞ Genel Müdürü, “Örneğin barajların bir tekniği var. Belli bir yüksekliği olması gerekiyor. Debisi olması gerekiyor. Gövde alanının büyüklüğü oluşması gerekiyor. Dolayısıyla o barajın yapılması için orada çevreyi tahribata uğratmadan bir şeyler yapayım derseniz o zaman da planladığınız elektrik gücünü üretemezsiniz. Fayda-maliyet anlamında düşündüğünüz zaman bir artı gelir oluşturmayacaktır. Bunun içinde bir noktaya kadar bunları absorbe edecek şekilde her iki tarafın da yaklaşması gerekir. Buda bir ihtiyaç ise ortak paydayı bulmak gerekiyor” dedi.

‘YANLIŞ ALGININ ÖNÜNE GEÇMEYE ÇALIŞIYORUZ’

Tüketiciler Birliği Federasyonu’nun aylık baz da 21 elektrik dağıtım şirketi üzerinden açıkladığı kesinti endeksinde en çok elektrik kesen kurum çıkartılmış olmalarına da tepki gösteren Mesut Efe, “Elektrik kesintileriyle ilgili sadece planlı kesintileri alıp da bu endeksi oluşturduklarını söylüyorlar. O elektrik kesinti endeksi içinde arıza kesintileri yok. Sadece planlı kesintiler var. Planlı kesintiyi yatırım yaptığınızda yatırımı canlı şebekeye bağlayabilmek için 48 saat önceden web sayfasında ilan etmek suretiyle yaparsınız. Bakım yapmak isterseniz aynı yöntemle ilan etmek suretiyle kesinti yaparsınız. Elektrik Kesinti Endeksi (EKE)’ye göre biz kendi yatırımlarımız çerçevesinde en çok elektrik kesen kurum olmuşuz. Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş. birinci olmuş. En kötü şirket diye lanse edilmiş. En çok yatırım ve bakım yaparak planlı programlı kesinti yapan şirket en kötü şirket olarak lanse edilmiş. En kötü şirket en çok elektrik arızasına bağlı kesinti yapan şirket olur yanlış algı oluşturuluyor. Bunu düzeltmek gerek, bu açıklamayı yapan federasyon yetkililerinden yeni bir açıklama ile Sezar’ın hakkı misali hakkımızı teslim etmelerini bekliyorum” açıklamasını yaptı.

İlginizi Çekebilir

“Kırmızı çizginiz dürüstlük olsun”

Hayali doktor olmaktı. Doktor olarak bir çok hayata dokunacak, yeni hayatların yol almasına vesile olacaktı. ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir