Kadınlar günü rezaleti

ABD’nin New York kentinde tekstil işçileri çalışma şartlarının iyileştirilmesi için yaptıkları grev esnasında polisin bir fabrikada kadın işçileri kilitlemesi üzerine başlayan olaylarda 129 kadın işçi 8 Mart 1857’de yanarak ölmüştür.  ABD emperyalizmine karşı mücadele etmek iddiasında olan Sosyalist Enternasyonal’in 26-27 Ağustos 1910’da Danimarka’nın Kopenhag şehrinde yaptığı ikinci toplantıda 8 Mart günü Dünya kadınlar Günü (İnternational Women’s Day) diye ilan edilmişti. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 16 Aralık 1977’de alınan bir karar ile 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edilmişti.

Meclisin 23 Nisan 1920’de Ankara’ya taşınmasından sonra başlayan dönemde SSCB ile iyi ilişkiler kurmak dış siyasetin önemli esaslarından birisi sayıldığı yıllarda ilk defa 8 Mart 1921’de Dünya Kadınlar Günü kutlaması yapılmıştı. Elbette şartlar değişince bu konu 1975’e kadar bir daha hatırlanmamıştır. 1980 Askeri darbesinden sonra yeniden Kadınlar Günü kutlamalarına ara verilmiş nihayet 1984’ten itibaren Türkiye’de sol ve feminist kesimlerin heyecanla sahiplendiği bir gün olmaya başlamıştır. Son yıllarda 8 Mart Kadınlar Günü kutlamalarına PKK’lılarda bütün kazan mevcudiyetleriyle katılmışlar böylece bu gün doğrudan sol feminist ve PKK’lıların bir gövde gösterisine dönüşmüştür.

Aslında Dünya Kadınlar Günü için başlangıç sayılan günün, olayın, yerin Türkiye ile hiçbir münasebeti yoktur. Sosyalist Enternasyonal’in üflemesi ve ardından SSCB’nin sahiplenmesiyle sosyalist kesimlerin bir gösteri günü sınırları içinde kalmıştır. Türkiye’de ise Kadınlar Günü, adeta kadınları zıvanadan çıkarmanın, aileyi hedef haline getirmenin, toplumu birleştiren dinin aşağılandığı nihayet PKK’lıların tam kadro arzı endam ettikleri bir güne dönüşmüştür.

8 Mart 2019 günü bu sayılanlara ilave olarak İstiklal Caddesi’nde bir de Ezan’ın ıslıklanması oldu. Kadınlar Günü kutlamasının düzenleyicileri daha çok CHP ve PKK olduğu için yaklaşan yerel seçimler nedeniyle muhtemel bir tepkiyi de hesaba katarak “aslında ıslıklamanın, yuhalamanın ezana değil polise karşı yapıldığı” hikayesi hemen tedavüle sürülmüştür. Oysa bu çirkin olayın sahipleri caminin önünde ve ezan esnasında bilerek isteyerek ezana bir tepki olarak bu kışkırtıcı olayı yapmışlardır.

Hatırlanmalıdır ki İstanbul’un işgal altında olduğu beş yıl boyunca böyle bir olay yaşanmamıştır. İşgal döneminde olmayan bir rezalet 2019 Türkiye’sinde sahnelenmiştir. Türk halkı işgale karşı niye direnmiştir? Bizans kalıntısı olduğu hissini veren bu güruhun böylesi bir rezaleti korkusuzca yapması için değil elbette. O direnişin sembolü, “değmesin mabedime namahrem eli, bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli” değil miydi? Evet işgale karşı direnişin felsefesi de amacı da buydu. Ancak dış işgalden sonra direnişi var eden o kutsal ilkeler birer birer çiğnendi. 1932-1950 arasında ezanlar yasaklandı. Binlerce insan ezan okumak suçundan bazen mahalle-köy meydanlarında bazen karakollarda işkencelerden geçirildi. Binlercesi aleme ibret olsun diye hapsedildi. Yıkılan satılan camilerin hesabını dahi bilen soran olmadı. O dönemi özlemle ve gözyaşları içinde sabah akşam ananlar, utanmadan bir de “bizim dinle, dini değerlerle bir sorunumuz yoktur” deme pişkinliğini göstermektedirler. Oysa geçmişleri ve bugünleri İslam ile sorunlu hatta kan davalı olduklarını göstermektedir. Diğer dinlere karşı benzeri bir düşmanlık ve kin duydukları şüphelidir.

Yakın bir zamanda 15 Temmuz akşamında sala okuyan müezzine bu azgın azınlık saldırmıştı. Her fırsatta yerli yersiz ezanların hoparlörle okunmasının engellenmesi nakaratını tekrarlamaktadırlar. Ezan konusunda bu taifenin sicili fena halde bozuktur. Hiçbir riyakarlık da bu sicili ortadan kaldırma yetmez.

Kadınlar Günü kutlaması gibi manasız bir bahane ile sokaklara dökülenlerin taşıdıkları pankartların ise özetlenmesi bile normal insanlar için yüz kızartıcıdır. Siyasi nedenlerle bu güruha sahip çıkanlar, evlerinde, çocukları ile birlikte o pankartları izleyip okuyabilirler mi? Evet okuyabiliriz derlerse sorun yoktur. Onlar her şeyi nisan yağmuru bilsinler. Bu güruhu savunmaya devam etsinler. Hayır ne münasebet biz çocuklarımızla onları okuyup seyredemeyiz, utanırız derlerse, o halde onları savunmaya da utanmaları gerekir.

Kabul edilmelidir ki Kadınlar Günü çıkış nedeni, içeriği ve dünyada bunu sahiplenerek bugünlere kadar taşıyanlar nedeniyle bizim için anlamsızdır. Cinsiyet ayırımını önemli bilenler için, bir cinsi diğerine karşı kışkırtmayı bir siyaset aracı sayanlar için anlamlı olabilir. SSCB yıkılmasına rağmen onun etkisinden hala kurtulamayan eski tüfek solcular için “eski günlerin yad edilmesi” olabilir? Bunun dışında bir anlamını bilen var mı? “Kafirler derler ki şu Kur’an-ı dinlemeyin, onun hakkında gürültü çıkarın belki galip gelirsiniz.” (Fussilet 26) Taksim’de ki manzara bu ilahi hatırlatmayı bir kere daha düşünmemize yol açmalıdır.

Bazı ezik tiplerin ise “yanılmışız, ıslıklar ezan için değil polis içinmiş” diye özür dilemeleri utanç vericidir. Ezan konusunda bu kadar ciddi sorunlar yaşatmış bir taifeye karşı özür beyan etmek akıldan öteye vicdan tutulması olmalıdır.

 

İlginizi Çekebilir

Hırsızlar camileri mesken tuttu!

Bursa’da, sabah namazında cemaat namaz kılarken sadaka kutusunu söküp içindeki paraları çalan 2 hırsız kameralara ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir