Kamu mumlarını yakmak helal, sigara haram mı?

Hz. Ömer, kamu işleriyle meşgul olduğu makamında kendisini ziyarete gelen misafiriyle kısa ama ibretlik diyaloğunu içeren bir rivayet vardır.

Bu ziyaret sırasında çalışırken kullandığı mumu söndürür ve misafiriyle konuşmaya başlamadan önce yanında muhafaza ettiği başka bir mumu yakar. Misafir bu işe bir anlam veremez ve neden böyle bir şey yaptığını sorar.

Hz. Ömer ‘Evvelki mum devletin (kamu malı) hazinesinden alınmıştı, o yanarken özel işlerimle meşgul olsaydım Allah indinde mes’ul olurdum, seninle devlet işi konuşamayacağımız için kendi cebimden almış olduğum mumu yaktım’ der.

Kamu malının kullanımı, başka bir ifadeyle kamusal idarenin iş ve işlemlerinin her zaman olması gerektiği gibi olmadığı doğrudur.

Kamusal gücü elinde bulunduranların, yetkileri nispetinde kamunun ortak birikimlerini ‘kendi çıkarları’ için kullandıkları gerçeği  ‘kamu malını deniz gören’ veciz sözlerin anonim olarak ortaya çıkmasına da önemli katkısı olmuştur.

Kim bilir kimler, hem bunları en üst perdeden vaaz edip hem de kendilerine emanet olarak tevdi edilmiş mevki ve yetkilerini, henüz ve hala etik olmayan bir şekilde kullanıyor ve kullandırıyorlardır?

Bu Soruyu soranların ve kamu vicdanına eşlik edenlerin azlığı, bizzat en temel ahlaki ve etik ilkelere riayet etmesi gereken insanların bu ‘etik’ beklentilerden azade bizzat bu işlerin ‘arenasında’  iş tutmalarından kaynaklanıyor olabilir mi?

Başkalarına ahlak ve iyiliklerden bahsedip, protokollerde başköşelerde oturarak, kürsülerde ahlak, adalet, erdem, ehliyet, emanet vaazları vererek, velhasıl hep ‘eğri oturup doğru konuşma’ yı, alışkanlık haline getiren zevatların kendilerine soracakları bir soruları olmalı değil mi?

Ahlaki ve Erdemlilik gerektiren kamu yönetim ilkelerinin aleni ve pervasızca bencilleştirilmesi, toplumsal ifsadın yaygınlaştırılmasında toplumsal eşitsizliğin çoğaltılmasında bir payı yok mudur?

Başka bir ifadeyle etik olmayan kamusal tasarruflara bile bile devam mı edilecek?

Büyük çoğunluğu açlık ve yoksulluk sınırında olan bu halkın ‘etik davranışlar’ görmesi için daha ne kadar kamu mumu yanacak?

***

‘Soru şu: Bugün Müslümanım diyen insanlar bir hak mücadelesi mi veriyorlar yoksa  bir pay mücadelesi mi?

Daha açacak olursak hak elde etme mücadelesi mi yoksa pay elde etme kavgası mı?’

Yazının başlığı da yukarıdaki soru da, Akif Emre’ye ait. Son güzel insanlardan biri olan Akif Emre’ye.

‘Hakkını aramak, hakkı elde etmekle pay kapmak arasındaki varoluşsal çelişkiyi hatırlamayalı epey oldu sanırım.’ Diyerek devam eder yazısına, sözü hakikatin kalbinde tutma çabası içinde kalarak ve eğip bükmeden söyleyeceklerini.

Hakikatin/hakkın kalbini kırmadan sorar sorularını ve aradığı cevaplarda, bir kalbi olanlar için şifa niyetinedir.

Ve şöyle devam eder:

“Hak  mücadelesi bir şeyleri elde etmeyi değil ölçüyü Hakk olanı kaim eylemekle alakalı. Hak mücadelesi aynı zamanda dünya ölçüsünde kazanmayı değil gerektiğinde fedakârlığı, zarara uğramayı gerektirir.

Ve bu kaybetmeyi göze alanlar, kaybettikleri ölçüde Hakk’ın kaim olmasını hak etmiş olurlar.

Bir şeyi hak etmek için cehd gösterenlerin, bunu hayatının önüne gaye edinenlerin önceliği bir değerin, ölçünün, hükmün yani hak olanın kaim olmasıdır. Bunu karşılığı  hak ettikleri bir dünyada, Hakk’a uygun yaşamayı göstermek ve bu imkânını elde etmektir.

Bir şeyi hak etmek niyetin ve yöntemin samimiyeti ve sahihliği ile mümkündür. Asıl olan da bu hal üzre haklı olanı hedeflemek, ümit etmektir. Yani yol üzre olmak yolun kendisidir.

Yol üzerindeyken elde edilenleri hak etmek yerine pay elde etmekle takas etme tehlikesi her zaman vardır.
Hak etmeyi pay etmeye yeğlemek arasındaki temel çelişki menzile varmadan yoldan çıkmaya işarettir. Hak etmeyi göze alanlar Hakk’ı üstün tutmayı önceleyenlerdir.
Ne var ki hak olanı üstün tutmak adına yola çıkanlar yol üstünde sunulan payların peşinde düşmüşlerse ilk zayi olan hak niyetlerdir.

Bugün Türkiye’de Müslümanların kahir ekseriyeti paylarına düşenin peşine düşmüş görünüyor. Hakk’a uygun bir hayatı hak etmek ve bunu talep etmekle paylaşılacak bir şeylerin peşinde olmanın farkı nerdeyse kaybolmuş görünüyor.”

***

Maalesef durum aşağı yukarı şöyledir:

Pay kapmak, her ne pahasına olursa olsun pay kapmak, hakkaniyet, hukuk, ahlak, liyakat, adalet, ehliyet, yeterlilik sonraki iş. Önce bir pay kapılmalı, paylaşım kapış kapışında bir yer kapmalı, sonra nasıl olsa haktan/hukuktan konuşulur.

Bu işin nasıl başladığını şöyle ifade ediyor Akif Emre:

“Görünür plandaki kavganın paylarına düşeni hatta paylarına düşenden daha fazlasını  elde etmeye yönelik hal alması ilkin niyet ve beklentilerin altüst oluşuyla başlar.
Daha sonra da Hakk’ı üstün tutmak ideali ve  iddiası payları çoğaltmaya dönüşecektir…
Şekil şartlarına giydirilmiş hakikat görüntüsünün içinde hiç kaybetmeyi göze alamayacakları paylaşım  kavgası her şeyden önce ölçünün sapmasının sonucudur.
Ölçünün belirsizleştiği, kaybolduğu  bir berzahta hedefi şekil şartları bakımından, söylem düzeyinde devam etse bile artık başka bir mecraya girilmiş demektir.”
Kendimize/etrafımıza şöyle bir bakalım ve Akif Emre’nin sorusu ve söylediklerine ona göre bir cevap verelim.

Genel olarak, Hak mücadelesi mi, pay kapmak mücadelesi mi, hak görünümlü pay kapmak mücadelesi mi veriliyor?

Ve aşağıdaki satırlarla yazısına son veriyor Akif Emre.
“Paylaştıkça bereketlenen, çoğalan fedakârlık yerine hak adına pay mücadelesinin  alması görünür kavganın genel çerçevesini belirliyor hale gelmişse kat edilmesi istenen yolun meşruiyeti de kalmamış demektir.”

Her birimiz durduğumuz yerde hak mı pay mı peşinde koştuğumuzun muhasebesini yapmakla mükellefiz. Çok geç olmadan batıl yöntemlerle hak mücadelesi verilemeyeceğini,  tuttuğumuz işin meşruiyetini iptal edeceğini idrak etmek borcundayız.

Yolsuzluk helal sigara haram mı?

Yalan helal sigara haram mı?

İftira helal sigara haram mı?

Hırsızlık helal sigara haram mı?

 

İlginizi Çekebilir

BURSA- Haber alamadılar, evinde ölü bulundu!

Bursa’da saatlerce haber alamadıkları komşularının evine giden mahalleli, yaşlı adamı evde ölü buldu.  Olay, merkez ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir