Marketinizden Israrla İsteyiniz!

Karadutun lekesini, sadece kendi yaprağı çıkarırmış. Eskiler; “insan da aynı bu ağaç gibidir.” derler “Yarasına ilacı başka yerde arayan yanılırmış. Her yaranın merhemi kendi dalındaymış”.

Bu cümleleri her okuduğumda ayrı sarsılırım. Özümdeki şifayı keşfedene kadar, ne kadar çok kapıyı çalıp da derdime derman aradığım gelir aklıma. Meğer çok da uzağa bakmaya gerek yokmuş, derdi veren Allah dermanını da yanına koyuvermiş. Ne yazık ki kendini dinleyebilmek, içine doğan ilhamdan hissesini alabilmek herkese nasip olmuyor. Bunu başarabilen o insanlar ki; ellerinden çıkan eserleri okuyoruz, icra eyledikleri müziklerle kalbimiz sürur buluyor, icat ettikleri nice teknolojik alet hayatımızı kolaylaştırıyor.

Biz onlara sanatçı, bilim adamı, yazar, zanaatkar diyoruz ama aslında onlar şehir hayatının bir cilvesi olan; ambulans sireni, makinelerin gürültüsü, kalabalığının uğultusu, korna sesleri, arasında kendini dinlemeyi başaran, kalplerine ve zihinlerine ilham olan notaları, emek vererek işleyen ve ürettikleri eserleri insanlığın hizmetine sunan insanlar.

Peki bunu başaramayınca ne oluyor? Yani belli bir olgunluğa veya dinginliğe ulaşıp, yaratılışımızdaki bu hikmeti fark edemeyince, yani vesveselerle boğulup depresyona sürüklendiğimizde, yaramızın merheminin kendi dalımızda (bünyemizde) olduğunu bilemeyip savrulduğumuzda ya da çözümün kendi dalımızda olduğuna anladığımız halde ona uzanacak gücümüz olmadığında ne yapacağız.

İşte burada can dostlar devreye giriyor, bazen ailemizden bile daha yakın olan. Bizi bizden daha iyi gören dostların, etrafımıza ördüğü halkalarla gücümüze kavuşuncaya kadar sevgi ile sarıp sarmalanmak kime iyi gelmez ki. “İyi dostu olanın aynaya ihtiyacı yoktur” demiş Mevlana. Göz her şeyi görür de kendini görmekten acizdir. Başkalarının gözünden izleriz yansımamızı, eğer benlik ve karakter kendini koruyacak kadar gelişmemişse, kimi zaman bu yıpratıcı bir eylemdir. Oysa dostun aynası bize kendimizi göstermekle kalmaz ayağa kaldırır, kırık kanatlarımızı sarar da tekrar uçmayı öğretir bize.

Medeniyetin bize verdiği bir yanılgı da “her şeye yeterim, her işimi kendim görürüm” inancı. Halbuki yalnızlık Allah’a mahsus. İnsan her işi kendisi yapmaya bugün muktedir olsa bile bu güç sınırsız değil ve kişi her zaman aynı güce sahip de değil. Bir kaza, bir hastalık veya yaşlanmak tüm planları değiştiriyor.

Psikoloji profesörü Abraham Maslow’un “İhtiyaçlar Hiyerarşisine” göre fiziksel ihtiyaçlar (açlık, susuzluk, uyku vb.) insanın en temel ihtiyaçları kabul ediliyor. Sonraki basamaklar ise;
2- Güvenlik ihtiyacı
3- Ait olma ve sevgi ihtiyacı
4- Saygı ihtiyacı
5- Kendini gerçekleştirme ihtiyacı

İnsan, temel fiziksel ihtiyaçlarını tek başına karşılayabilir. Ancak açıkça görülüyor ki ait olma ve sevgi ihtiyacını kendi başına karşılaması mümkün değil. Şehirler her geçen gün daha fazla yalnız insanı koynunda barındırıyor ve bu şartlar altında bir insanın uzun süre hayatına sağlıklı devam etmesi kolay görünmüyor. Artan psikolojik ilaç kullanımı, karşılayamadığımız sevgi ihtiyacından olamaz mı?

Şuna eminim ki sevgi markette satılan bir şey olsaydı, hiç beklemez gider alırdık. Kolay yoldan çözmek isterdik, her derdimize yaptığımız gibi. Halbuki ne diyordu Selvi Boylum Al Yazmalım’da ; “sevgi neydi, sevgi iyilikti dostluktu, sevgi emekti”. Çok kolay sevip, hızlıca tükettiğimiz modern zamanlarda sevgi için emek vermek zor derseniz, olmadı siz yine marketinizden ısrarla isteyiniz!

İlginizi Çekebilir

BURSA- Haber alamadılar, evinde ölü bulundu!

Bursa’da saatlerce haber alamadıkları komşularının evine giden mahalleli, yaşlı adamı evde ölü buldu.  Olay, merkez ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir