İlyas Ermiş

Ramazana veda ederken

    Gündelik hayatın meşgalesi / meşguliyetleri çoğu kez insana varoluş amacını unutturuyor.  Ramazan ayı, gündelik hayatın koşuşturmaları arasında kendini kaybeden, varlık nedenini unutan insana, varlığını ve amacını hatırlatan müstesna bir aydır. Kendinden, kendi gerçeğinden uzaklaşan insanın, kendine dönmesine, kendi içine yönelmesine, iç dünyasının derinliklerine doğru yolculuğa çıkmasına zemin hazırlayan günlerin adıdır ramazan.   Gündelik hayatta insanla / eşyayla / ...

Devamını Oku »

Son hitabın ilk emri

  Okumak (kıraat), ister yazılı bir metni olsun, ister hafızaya kaydedilmiş bir bilgiyi olsun, isterse kalbe nakşedilmiş olanı olsun, bilinen / belirli bir lisan ile dile getirmek / dile dökmektir. Tıpkı insanları köylerde, kasabalarda, kentlerde (karye) bir araya dizmek, yan yana getirmek gibi, harfleri, kelimeleri, cümleleri, paragrafları yan yana getirmek, bir araya dizmektir okumak.   Bilginin kaynağı hiç şüphesiz ki ...

Devamını Oku »

Çölün bereketi

Çöl, insanoğlunun zihninde çok da olumlu / sevimli çağrışımlar yapmaz. Kuruluğun / kuraklığın / verimsizliğin adı değil midir bir anlamda. Çöl’dür nihayetinde der geçer çoğu kez insanoğlu.  Oysa çöl denince suyun / ağacın / toprağın olmadığı bereketsiz kum yığınları üşüşüverir hemencecik zihinlere. Suyun, yeşilin eseri / esamisi okunmaz o uçsuz, bucaksız kum denizinde.   Mekke de bir çöl kasabası idi. ...

Devamını Oku »

Özgürlük

    Özgürlük hem bir kavram olarak hem de bir değer olarak bütün dinlerin, bütün kadim kültürlerin, bütün felsefi disiplinlerin en başat / en birincil tartışma konusu olagelmiştir bütün bir insanlık tarihi boyunca. Modern zamanlarla birlikte özellikle dünyanın batı yakasında İslam’a yönelik olumlu / olumsuz değerlendirmelerin / eleştirilerin / suçlamaların odaklandığı nokta da yine özgürlük konusu olmuştur. Burada önem arz ...

Devamını Oku »

Arayış mağarasında başlayan yolculuk

  Kitabın kavline göre insan, ‘Alaka’dan yaratılmıştır. Bu aynı zamanda insanın yaratılmışlar içinde bir istisna olduğu anlamına gelir. İlgiden / alakadan / sevgiden yaratılmış olmak, başlı başına bir istisna değil midir? Bu istisnai hal, bu ayrıcalıklı durum, insanın biyolojik varlığının, embriyolojik yaratılışının ötesinde bir şeydir. Ana rahmindeki ceninden, ya da bir hücreden var olmanın çok ötesinde bir durumdur burada söz ...

Devamını Oku »

SUÇ ve GÜNAH

  Suç ve günah kavramları aynı şeyi ifade etmiyor olsa gerek. Ya da suçluluk ve günahkârlık, kategorik olarak aynı duruma işaret etmiyor, aynı şeyi anlatmıyor olmalı. Elbette her suç aynı zamanda günahtır. Ancak her günahın aynı zamanda suç olduğu söylenemez. Oysa yaygın ve yanlış din algısı her günahı da aynı zamanda suç telakki etmektedir.   Suç, suçlu, suçluluk kavramlarının kanuni ...

Devamını Oku »

Başkanlık Sistemine Dair (2)

Hükümet sistemleri yasama ve yürütme ilişkileri esas alınarak tasnif edilir. Buna göre hükümet sistemleri ya kuvvetler birliğine dayanır, ya da kuvvetler ayrılığını esas alır.   Yasama ve yürütmenin aynı organda olduğu hükümet sistemleri kuvvetler birliğine dayalı hükümet sistemleridir. Yürütmenin yasama eliyle sürdürüldüğü hükümet modeli ise meclis hükümeti modelidir. Yasamanın yürütme eliyle gerçekleştirilmesine daha ziyade monarşik ya da diktatoryal rejimlerde rastlanır. ...

Devamını Oku »

Başkanlık sistemine dair (1)

    Toplum olarak siyasal bir tercihe zorlandığımız günlerden geçiyoruz. Kırk katır mı / kırk satır mı tercihine benzer bir tercih bu. Parlamenter sistem mi / başkanlık sistemi mi? Türkiye’de parlamenter sistemin yerine başkanlık sisteminin hayata geçirilmesi demek, Anayasa’nın ve dolayısıyla anayasal düzenin köklü bir biçimde değiştirilmesi demektir. Çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir Türkiye’nin gündeminden neredeyse hiç düşmeyen başkanlık sistemi, ...

Devamını Oku »

Toplanamadan dağılan Anayasa komisyonuna öğütler

Her şeyden önce hazırlanacak anayasanın, yeni vasfını hak edebilmesi için, devletçi / milliyetçi / güvenlikçi / vesayetçi bir anayasa olmaması gerekir. Bütün mezhepler / bütün inanç kümeleri / bütün etnik kimlikler anayasada kendine yer bulabilmeli, vatandaşlık tanımı yeniden yapılmalı, herkese ülkenin gerçek sahibi olduğu hissiyatını yaşatabilmelidir. Devletin yasama / yürütme / yargı işlevlerini yerine getiren organları, bireysel hak ve özgürlük ...

Devamını Oku »

Bir Taşralı Entelektüelden Anayasa Güzellemesi

Toplum olarak bir tür anayasa romantizmi yaşıyoruz dersem, abartı yapmış olmam. Öyle ya, Osmanlı’dan beri habire anayasa yapıyor / habire anayasa yazıyor olmayı başka nasıl anlatabilirim. Ama gelin görün ki, bugüne kadar yapılan hiçbir anayasa temel hak ve hürriyetleri ciddiye almadı. Dahası, hiçbir anayasa, sivil / çoğulcu / özgürlükçü olmadı. Aksine, bireyi yok sayan, sivil toplumu görmezlikten gelen, halka güvenmeyen, ...

Devamını Oku »