İlyas Ermiş

iktidar

İktidar olgusu üzerine hayli zengin bir literatürün varlığından söz edilebilir. Neredeyse bu literatür sayısının çokluğu ve çeşitliliği kadar iktidar tanımları / iktidar tarifleri de var. Toplumsal hayatın hemen her alanında / hemen her aşamasında bir iktidar ilişkisi çıkıyor karşımıza. Bireyler arası ilişkilerden, yerel / ulusal / küresel organizasyonlara varıncaya değin yeryüzü ölçeğinde geniş etki alanı olan bir olgudur iktidar olgusu ...

Devamını Oku »

İslamofobik Haller (3)

İslamofobik argümanların temel kavramları, Bernard Lewis’in 1990 yılında basılan Müslüman Öfkenin Kökleri adlı makalesinde dile getirilmişti. Huntington’da, Bernard Lewis’in gündeme getirdiği Medeniyetler Çatışması kavramını teorik bir çerçeveye kavuşturdu. Medeniyetler Çatışması Müslümanlara atıfla ilk defa 1926 yılında telaffuz edilmişti. Daha1950’lerde Bernard Lewis’in, İslam’ı ve komünizmi totaliter ideolojiler olarak aynı kefeye koyan çalışmaları yayınlandı. Bu arada CIA eski başkanlarından James Wooley’in 1994’te, ...

Devamını Oku »

İslamafobik haller (2) Yeryüzünün batı yakasında

İslamofobi olarak adlandırılan olgu, ortaya yeni çıkmış bir olgu değildir. İslam’ın ve Müslümanların tekdüze olarak görülmeleri, İslam’ın cinsiyetçi ve kadın düşmanı bir din olarak telakki edilmesi, Müslüman zihnin akılcılıktan yoksunluğu, İslam’ın özü gereği şiddeti yücelttiği, Müslümanların despot veya zalim yönetimlerde yaşamaya mecbur oldukları ve İslam’ın dinsel olmaktan çok siyasal bir olgu olduğu gibi anlayışların kökeni, Müslümanların Hıristiyanlarla ilk temasa geçtiği ...

Devamını Oku »

İslamofobik haller

Yeryüzünün Batı yakasında İslamofobi, kelime anlamı itibariyle İslam korkusu anlamına geliyor. Yunanca bir kelime olan Phobos, korku demektir. İslam ile yan yana getirilerek ifade edilince, orta yere İslam korkusu anlamına gelen islamofobi kavramı çıkıyor. Kavramsal olarak Müslümanlara karşı duyulan ayrımcılık, şiddet, tecrit ve düşmanlık hisleri olarak tanımlanabilir islamofobi. Ancak İslamofobinin salt İslam korkusu olarak anlaşılması ve algılanması yeterli değildir. Söz ...

Devamını Oku »

SİVİL TOPLUM YAZILARI- DİB

Cumhuriyet tarihinin en çok konuşulan / en çok tartışılan ve belki de bu sebeple olsa gerek en çok örselenen kurumu hiç şüphesiz ki Diyanet İşleri Başkanlığıdır. Ne İsa’ya, ne de Musa’ya yar olmayan / olamayan, Muhammed’i de küstüren bir konumu var adeta Diyanet İşleri Başkanlığının. Toplumun Diyanet İşleri Başkanlığından bekledikleri ile devletin Diyanet İşleri Başkanlığına yüklediği misyon, neredeyse bütün bir ...

Devamını Oku »

Sivil toplum yazıları (7) (Kemalizm)

  (Kemalizm)     Kemalizm’in modernleştirici / jakoben bir ideoloji olup olmadığı hususu tartışıla dursun. Rivayet odur ki Kemalizm, kavram olarak ilk defa 1920 yılında İstanbul’da yüksek komiser olarak görev yapan bir İngiliz subayının hazırladığı raporda kullanılmıştır. Milli mücadele yıllarında bir ideolojiden ziyade, Mustafa Kemal yanlısı olanları anlatmak için kullanılırdı. Çünkü o tarihlerde dışarıda işgalcilere karşı savaşanlara, içeride de padişaha ...

Devamını Oku »

Sivil toplum yazıları (6)

    Cumhuriyetle birlikte 1923 – 1946 yıllarını kapsayan tek parti döneminde, hem geleneksel hem de modern sivil toplum unsurları büyük oranda yer altına çekilmek zorunda kalmıştı. Çünkü bu dönemde devlet eliyle tek tip, homojen bir toplum var edilmek isteniyordu. Onun için çeşitliliğe ve farklılığa hizmet edecek sivil toplum unsurlarına tolerans gösterilmedi. 1946 da çok partili hayatla birlikte siyasi partiler, ...

Devamını Oku »

Sivil toplum yazıları (5)

      Osmanlı modernleşme çabaları sivil toplum oluşumunu olumsuz yönde etkileyen çabalardır. Modernleşme çabalarıyla birlikte o güne kadar var olan farklılığa dayalı toplum yapısı görünür olmaktan çıkmıştır. Osmanlı modernleşmesi, esas itibariyle sivil toplum açısından isabetli olmayan bir tercihtir.   Osmanlı modernleşme çabalarının devleti kurtarmak gibi tek bir amacı vardı. Bu çabanın öncülüğünü de batıda eğitim görmüş entellektüel bürokrat kesim ...

Devamını Oku »

Sivil toplum yazıları (4)

      Osmanlı’nın toplumsal yapısı dikkatle incelendiğinde, hayli zengin ve son derece farklı sivil toplum unsurlarına sahip olduğu rahatlıkla görülecektir. Öyle ki bu sivil toplum unsurlarının hemen her biri, neredeyse bir başına sivil toplumun gelişimine temel teşkil edebilecek unsurlardır aynı zamanda. Milletler sistemi, eşrafın lonca örgütlenmeleri, vakıflar ve tarikatlar, hemen ilk elde akla düşen sivil toplum unsurları olarak sayılabilir. ...

Devamını Oku »

Sivil toplum yazıları (3)

  Sivil toplum, devletin şekillendirmediği alanı, yani politik toplumun dışında kalan alanı ifade eder. Bu noktada sivil toplumu, sivil toplum yapan iki önemli değerden söz etmek durumundayım. Bu değerlerin biri otonomi, diğeri ise farklılıktır. Sivil toplumun olmazsa olmazı olan bu değerler, aynı zamanda sivil toplumu devlet karşısında meşru / tanınır ve haklı kılan değerlerdir. Modern dünyada klasik sivil toplum tanımlarının ...

Devamını Oku »