Son Haberler

İlyas Ermiş

Popüler kültürün dayanılmaz hafifliği

Popüler Kültür deyimi / kavramı, esas itibariyle geniş halk kitleleri tarafından tutulan / beğenilen / kabul edilen / tüketilen durumlara ve olgulara işaret eder. Popüler kültürün bizim gibi toplumlarda çağrıştırdığı ilk kavram arabesk kavramıdır ve daha çok kültür ve sanat ürünlerini anlatma bağlamında kullanılır. Vakıa kültür / sanat ürünleri söz konusu olduğunda ister istemez bir toplumsal tabakalaşma olgusu kendini his ...

Devamını Oku »

Korkuya övgü

  Korkmak, insanlık hallerinden bir haldir. Tıpkı sevinmek gibi, tıpkı üzülmek gibi, tıpkı acımak / acı duymak gibi. İnsan olmak demek, bir anlamda bu biri birinden ayrı, biri diğerinden farklı hallerin mekânı olmak demektir. Korku bir insanlık halidir. Sevinmeyi, üzülmeyi ve acı çekmeyi bilen insan yeri ve zamanı geldiğinde korkmayı da bilir / bilmelidir. Bir eksiklik / bir kusur / ...

Devamını Oku »

Deliliğe övgü

  İnsanın / insanlığın türlü türlü halleri var. İnsanoğlu halden hale giren / girebilen, kimi zaman birbirine taban tabana zıt halleri aynı anda ya da art arda yaşayabilen hayli ilginç bir varlıktır aynı zamanda. Delilik de bu türlü / çeşitli insanlık hallerinden bir haldir. Belki biraz arızi / belki biraz anormal bir haldir ama son tahlilde bir insanlık halidir.   ...

Devamını Oku »

Modern zamanların hurafesi ya da aklın azdırılması

  İnsan, akıl sahibi bir varlıktır. Denilebilir ki, insanı insan yapan akıldır / akıl sahibi olmasıdır. Akletmek de esas itibariyle akıl sahibi varlıkların yani insanın işidir. Akıl sahibi olmayan varlıkların akletmek gibi bir işi / bir uğraşı / bir eylemi olmaz. Akletmek demek, aklı işletmek / aklı fonksiyonel hale getirmek demektir. Denilebilir ki, bu akletme eylemi aynı zamanda bir tanrı ...

Devamını Oku »

Ölüme güzelleme

Ölüm fikri / ölüm korkusu, ilk insan ile birlikte var olan ve insanoğlunun zihnini / kalbini / gönlünü mütemadiyen meşgul eden bir husustur. Doğrusunu söylemek gerekirse insan var oldukça ve yer küre üzerinde hayat devam ettikçe bu zihni / kalbi meşguliyet de devam edecektir. Hiçbir inanç sistemi yoktur ki, ölüme ve ölüm sonrasına dair bir şey söylememiş olsun. Hiçbir kültür ...

Devamını Oku »

İletişim çağında iletişimsiz kalmak

Yeryüzünün en önemli meselelerinden biri ve belki de en önde geleni diyebileceğimiz iletişim meselesi, esasen canlılar arası / insanlar arası bir tür etkileşimdir. Evrende var olan bütün canlılar bir biçimde birbirleriyle bir etkileşim yani bir iletişim halindedir. İnsan da bu evrende yaşayan bir canlı olarak hem kendi türü / kendi cinsi ile hem de kendi dışındaki varlıklar ile bir iletişim ...

Devamını Oku »

Herkese lazım olan şey

 İnsanoğlu yeryüzüne ayak bastığından beri toplu halde yaşıyor. Toplu yaşamanın en temel gereksinimi de, toplumda var olan herkes için bağlayıcı olması gereken kuralların varlığı yani hukuk olsa gerek. Bir arada barış içinde yaşayabilmenin biricik yolu bireyler ve topluluklar arası ilişkileri bir takım esaslara / kuralara bağlamaktan yani bir haklar ve ödevler düzeni kurmaktan geçiyor. Bu düzenin adı da kısaca hukuktur. ...

Devamını Oku »

Neyi kaybettiğini hatırla

  Son zamanlarda ahlak ve etik kavramları arasında bir sıkışmışlık hali yaşanıyor. Her nedense çoğu zaman çoğu yerde ahlak kavramı şehir kavramı ile birlikte, etik kavramı da kent kavramı ile birlikte anılır oldu. Sanki ahlak kavramı daha ziyade bir anlayışı, etik kavramı da daha ziyade bir sistematiği, bir kuralar bütününü / kurallar manzumesini ifade ediyormuş gibi bir anlayış var. Yine ...

Devamını Oku »

İnsan kent ve kentsel dönüşüm

  İnsan şehir ilişkisi esasen insan / mekân ilişkisidir. Şehir inşa etmek / mekân inşa etmek, insanda fıtri bir duygudur. Önce insan şehri inşa ediyor, sonra da şehir insanı inşa ediyor. Bu sebepledir ki insan / şehir, insan / mekân ilişkisi paradoksal bir ilişkidir. Zaten insanın başına her ne geliyorsa kendi yapıp ettikleri yüzünden değil mi?   Kent insan için ...

Devamını Oku »

KENT ve DİN

Kentler kozmopolitan ortamlar / kozmopolitan mekânlardır. Bu yanıyla da aslında biraz tekinsiz ortamlar olduğu söylenebilir. Genellikle göç alan yerler olduğu için tekil / tekçi bir yapıya rastlanmaz kentlerde. Her dinden, her ırktan, her milletten, her mezhepten her anlayıştan insan yaşar kent ortamında. Bu farklı yapılar, farklı eğilimler ve farklı kimlikler kentlerin desenini / dekorunu oluşturur haddizatında. Kentli insan, farklılığının farkındadır ...

Devamını Oku »