İlyas Ermiş

Kaderciliğin Sefaleti (1)

İslam tarihinde ilk büyük kopuşun kader konusunda olduğu söylense yeri var. Bu büyük kopuşun sebebi de hiç kuşkusuz servet ve iktidardır. Bu büyük kopuşun başladığı tarih de Emeviler dönemidir. Tarihsel olarak müslümanların saltanat ile tanışmaları / sınanmaları Emevilerle birlikte başlar. Saltanatın izahı / hanedanın meşruiyeti için bir teolojiye / bir ideolojiye ihtiyaç vardı. Bu teoloji kadercilikten başkası olamazdı. Emevi hanedanının ...

Devamını Oku »

Suçlu kim?

Bu günün dünyasında aile ortamları gençlik açısından sorun olmaya / sorun üretmeye devam ediyor. İstatistikler gösteriyor ki, her beş evlilikten biri boşanmayla sonuçlanıyor. Bu demektir ki, artık bir yastıkta kocayan eşler, bir ömür boyu süren evlilikler yok. Kırsaldan kente göç bireyi de aileyi de değiştirdi / dönüştürdü / köksüzleştirdi. Bu değişime / dönüşüme koşut, hemen her ailede gerek eşler arası ...

Devamını Oku »

N’olacak bu gençliğin hali pür melali

İnsan hayatının bir parçası / bir evresi olan gençlik evresi, esasen bir arayış evresi / bir arayış sürecidir. Bu arayış evresinde / sürecinde gençler büyük oranda bir kimlik arayışı / bir aidiyet arayışı / bir rol model arayışı içinde olurlar. Bu sebeple olsa gerek gençlik çağı, insan ömrünün en sıkıntılı / en çalkantılı / en hareketli / en bereketli / ...

Devamını Oku »

Küresel güçlerin mayın eşekleri

Hiç kuşku yok ki 15 Temmuz başarısız darbe girişimi küresel hegamonik güçlerle bağlantısı olan ve küresel sistemin istekleri / arzuları doğrultusunda gerçekleştirilen bir işgal / bir kuşatma girişimidir. Dikkatli bir gözle bakıldığında bu kanlı işgal ve kuşatma girişiminin neredeyse bütün karelerinin / bütün sahnelerinin bire bir Hollywood filmlerinin karelerine / sahnelerine çok benzediği görülecektir. Bu karelerden / bu sahnelerden hareketle, ...

Devamını Oku »

Hakikat ve Hurafe

Hurafe, hakikatle yakından uzaktan ilgisi olmayan boş / batıl inançlar ve safsatalardır. Nasıl hak ile batılın eş zamanlı / eş mekânlı olarak bir arada bulunmaları mümkün değilse, aynı şekilde hakikat ile hurafenin de eş zamanlı / eş mekânlı olarak bir arada bulunmaları mümkün değildir. Eğer hak ile batıl, hakikat ile hurafe eş zamanlı / eş mekânlı olarak birlikte var olabiliyorlarsa, ...

Devamını Oku »

BABA BANA BİR MASAL ANLAT İÇİNDE KALKINMA / BÜYÜME / İLERLEME OLSUN

Modern zamanların en çok / en sık / en yaygın konuşulan / tartışılan konuları, hiç kuşkusuz kalkınma / büyüme / ilerleme konularıdır. Hemen herkes tarafından rahatlıkla kullanılabilen / konuşulabilen / tartışılabilen kavramlarda yine bu kavramlardır. Eğitim düzeyi ne olursa olsun, hangi sosyal statüde bulunursa bulunsun, mesleğine / meşrebine / meşguliyetine bakmaksızın, ilgili / ilgisiz hemen herkes, kalkınma / ilerleme / ...

Devamını Oku »

SEKÜLERLEŞME / DÜNYEVİLEŞME / MODERNLEŞME

Orijin itibariyle Latince‘den türeme olan sekülerizm kavramı, esas itibariyle batı Hristiyan toplumu içinden çıkmış bir kavramdır. Belki de bu sebeple olsa gerek, sekülerizmin genel geçer bir tanımını yapmak, batılı olmayan toplumlarda kavramsal bir çerçeveye oturtmak çok da kolay olmuyor.   Özellikle ve öncelikle batılı olmayan toplumlar adına anlaşılması ve tanımlanması hayli zor olan bu kavramın, ortaçağın ilk dönemlerine kadar giden ...

Devamını Oku »

MİLLİYETÇİLİK  (2)  

  On sekizinci yüzyılın sonlarında meydana gelen Fransız Devrimi, modern anlamda milliyetçiliğin,  ulusçu / ulusalcı akımların menşei ve beslenme kaynağıdır. Fransız devrimi sayesinde milliyetçilik (ulusçuluk / ulusalcılık) yeni bir din olarak inşa edildi ve yerleşik / geleneksel dinin yerine ikame edildi. Yeryüzü kaynaklı bu taze  / türedi dinin kendine özgü ritüelleri / ayinleri / kutsalları var. Modern anlamda milliyetçiliğin (ulusçuluk ...

Devamını Oku »

MİLLİYETÇİLİK  (1)  

  İnsanlar / toplumlar mutlak hakikate ancak ve sadece vahyin yol göstericiliğinde erişebilir / ulaşabilir. Hakikate ulaşmak isteyen insanlar / toplumlar, yönünü / yüzünü mutlak surette vahyin aydınlığına çevirmelidir. Vahye sırtını dönen insanlar / toplumlar, bilerek ya da bilmeyerek mutlak hakikate sırtını dönmüş olur. Vahyi hayatın dışına atan, kılavuzluğunu ret eden insanlar / toplumlar sahici sığınaklarını yitirmiş olur. Sahici sığınaklarını ...

Devamını Oku »

Siyasete dair  

Siyaset son tahlilde yeryüzü kaynaklarına ulaşma ve onları elde etme arzusunun ve o kaynaklar üzerinde mülkiyet / hâkimiyet kurma çabasının adıdır. Hemen hemen bütün siyasal çekişmelerin / didişmelerin / çatışmaların özünde / temelinde, mülkiyet / hâkimiyet elde etme çabası / arzusu / arayışı vardır. Bu durumda siyaseten taraf olmak demek,  bir anlamda bu çekişmenin / bu didişmenin / bu çatışmanın ...

Devamını Oku »