İzzet Saldamli

Seçimler Ve kent hakları

İsmet Özel esenlik bildirisinde şehirle ilgili şu dizeleri yazar. ‘Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir Kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa Yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa O şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir.’ *** Harfler kelimelerin, kelimeler ise cümlelerin, cümleler ise her biri ayrı birer işaretten oluşan bir topluluğun kendini ifade ettiği bir ruh ve bedenin nefesleri gibidir. Şehirler ise günümüzde ...

Devamını Oku »

Sarı sendikalar mı /Sarı yelekliler mi?

05.12.2018 1789 Fransız ihtilalinin meşhur sloganı: ‘Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik.’ ti. Gerçi bazı kaynaklar bu sloganın başlangıçta ‘özgürlük, eşitlik ya da ölüm ’şeklinde olduğu ve bilahare ‘kardeşlik’le ‘ölüm’ün yer değiştirdiğini söylerler. Malum olduğu üzere İttihat Terakki oligarşisi de 1789’un en önemli tarihi olayının sembol sloganını ‘Hürriyet, Müsavat, Uhuvvet’ şeklinde ifade ederek bir yola çıkmıştı. Tüm dünyada genel olarak sendikacılık hareketlerinin renk bozumuna uğradığını söylersem ...

Devamını Oku »

Medyayla yatan şaşı kalkar mı?

George Orwell’in “Evrensel riyakarlık dönemlerinde hakikati söylemek devrimci bir eylemdir” sözüyle başlamak istedim bu haftaki yazıma. Hakikati söylemeyi başlı başına bir erdem ve hatta erdemin bizzat kendisi olarak ve tüm zamanların en önemli insani sorumluluğu olarak başucunda tutulması gereken bir düstur olarak kabul ederim. Ama sanırım en çok, riyakârlığın herkes için sıradanlaşmış bir ahlaka dönüştüğü ve en çok hakikatin riyakârlığa, ...

Devamını Oku »

İnsan hakları eşitsizliği ve siyaset

Aslında devamı olacak nitelikte bu başlığın konusu; insan hakları bildirgeleri, insan hakları istisna koşulları, insan/vatandaşlık hakları eşitsizlikleri, ayrımcılıkları, metinler ve pratikler bağlamında çelişkileri, yeni yaklaşımlar ve siyaset erkinin görev ve sorumluluklarına dikkat çekmektir. Ancak bu yazıda giriş mahiyetinde bir şeyler söylemekle iktifa etmek durumundayım. *** BM Bildirisi’nin ilk maddesinde “Tüm insanlar özgür, onurlu ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve ...

Devamını Oku »

Simurg Ve Harese

Şöyle bir hikâye, anlatı var. Her şaka da bir gerçek olduğu gibi bu tür hikayeler de, insanın kendisiyle yüzleşmesine vesile olan hakikatleri, metafor yöntemi kullanılarak anlatılmasından ibarettir aslında. Bu hikâyelerde insan adı geçmez ama isteyen herkes kendisine bu tür hikayelerde bir ad bulmakta da zorlanmaz. Birinci hikâye şu. “Dehşetli kış olmuş. Kurt, aç kalmış, şehre girmiş. Kale kapısından içeriye girdikten ...

Devamını Oku »

Sayıştay raporlarına sıradanlık duyarsızlığı

Stadyumların adını ‘Arena’ koymanın da doğrudan bir ilgisi olmalı politik kültürün ‘dişe diş’ bir şey olarak algılanmasında. Arena deyince, ‘vur vur’ çığlıkları eşliğinde kan görmekten haz duyma histerisiyle kendinden geçen arena seyircilerini hatırlamamak mümkün mü? Tribünde kendi kudretlerinin bir tescili olarak, halkın ‘öldür öldür’ nümayişleri altında insanların bir birini acımasızca ve öldüresiye dövüştürülmesinin huzur içinde seyredilmesinin politik bir anlamı olmalı? ...

Devamını Oku »

Bir Çatışma Kuyusu: Türkleştirme Ve Danıştay kararı

İster gerçek bir vaka olarak ister sıradan bir temel fıkrası olarak okuyalım. Netice de olmadık şeyler değil. ‘Temel kamyonuyla yokuş aşağı inerken kamyonun frenleri patlamış. Başıboş paldır küldür kamyon sağa sola çarpa çarpa gidiyor. Nihayetinde hızı yavaşlasa da freni boşalmış kamyonun önüne bir çocuk çıkıyor. Freni patlamış kamyon arkada, çocuk önde kaçarak kurtulmaya çalışıyor, Temel şaşkın! Ya yoldaki küçük çocuğa ...

Devamını Oku »

Bir papaz geldi geçti peh

Bir varmış bir yokmuş… Diye başlayıp devam eden masallarımız vardır. Her nedense bu masallarda hep ‘ Az gider uz gider, dere tepe düz gider birde bakarız  ki  bir arpa boyu yol gitmiş’ oluruz. İster bir masal, ister kara bir mizah, ister ironi, ister Yeşilçam/ Hollywood ortak yapımı bir senaryo, ister hikaye, ister destan deyin ama netice itibariyle gel zaman oldu, ...

Devamını Oku »

McKınsey Sendromu

McKınsey anlaşmasıyla ilgili, damat bakan Albayrak’ın basında yer alan açıklamalarına binaen sosyal medyada sıcağı sıcağına, bu anlaşmanın sağlıksızlığına, yanlışlığına itiraz eden paylaşımlarda bulunmuştum. Bu paylaşımların odak noktası daha çok ‘bu ne lahana turşusu bu ne perhiz’ minvalindeydi. İç ve dış siyaset söylemini ‘yerlilik ve millilik’ üzerine bina eden AK Parti iktidarının küresel sermaye lobileri, Amerika ve IMF’ ye dönük söylemleriyle ...

Devamını Oku »

Eleştiri hakkı ve korku mekaniği

‘Korkunun ecele faydası yoktur’ sözünü bilirsiniz. Ama insanlar bir şekilde ve birçok sebepten korkarlar. Korkularının onlara hayattan daha fazla pay alma imkânı verebileceğine inanırlar. Başka bir ifadeyle cesaretli bir tavır geliştirmekten, hakikatin ve akibetin farkında olarak yaşamaktansa, güç ve otorite karşısında sözünü/duruşunu, korkunun/çekincenin kollarına bırakarak, yani çokluğun ve çoğunluğun korkularına karışarak yaşamanın daha kârlı bir iş olduğunu düşünürler/sanırlar. Cesaret edemediği ...

Devamını Oku »