İzzet Saldamli

Bir papaz geldi geçti peh

Bir varmış bir yokmuş… Diye başlayıp devam eden masallarımız vardır. Her nedense bu masallarda hep ‘ Az gider uz gider, dere tepe düz gider birde bakarız  ki  bir arpa boyu yol gitmiş’ oluruz. İster bir masal, ister kara bir mizah, ister ironi, ister Yeşilçam/ Hollywood ortak yapımı bir senaryo, ister hikaye, ister destan deyin ama netice itibariyle gel zaman oldu, ...

Devamını Oku »

McKınsey Sendromu

McKınsey anlaşmasıyla ilgili, damat bakan Albayrak’ın basında yer alan açıklamalarına binaen sosyal medyada sıcağı sıcağına, bu anlaşmanın sağlıksızlığına, yanlışlığına itiraz eden paylaşımlarda bulunmuştum. Bu paylaşımların odak noktası daha çok ‘bu ne lahana turşusu bu ne perhiz’ minvalindeydi. İç ve dış siyaset söylemini ‘yerlilik ve millilik’ üzerine bina eden AK Parti iktidarının küresel sermaye lobileri, Amerika ve IMF’ ye dönük söylemleriyle ...

Devamını Oku »

Eleştiri hakkı ve korku mekaniği

‘Korkunun ecele faydası yoktur’ sözünü bilirsiniz. Ama insanlar bir şekilde ve birçok sebepten korkarlar. Korkularının onlara hayattan daha fazla pay alma imkânı verebileceğine inanırlar. Başka bir ifadeyle cesaretli bir tavır geliştirmekten, hakikatin ve akibetin farkında olarak yaşamaktansa, güç ve otorite karşısında sözünü/duruşunu, korkunun/çekincenin kollarına bırakarak, yani çokluğun ve çoğunluğun korkularına karışarak yaşamanın daha kârlı bir iş olduğunu düşünürler/sanırlar. Cesaret edemediği ...

Devamını Oku »

Şehirleri kimler yönetiyor

İktidarı ve muhalifi ve dahi birçok kişi/kuruluş şehirlerin geldiği/getirildiği noktadan pek bir şikâyetçiler. Şikâyetçisinin bu kadar çok ve çeşitliği olduğu şehirlerin başına gelenlerin şüpheli failleri kim ya da kimler olabilir acaba? Başka bir deyişle şehirlerin sistematik mütecavizleri var mı, varsa kim bunlar? Şehirleri yönetenler bile şehirde olup bitenlerden müştekiyse bu nasıl ve ne acayip bir iştir? Şehirlerde olup biten şeylerin ...

Devamını Oku »

İnsan ve haklar üzerine

İnsan teki ve toplulukları, var ediliş muradı ve serüveninden bağımsız olmayan/koparılamayan, varoluş öyküsünün hem öznesi ve hem nesnesi olarak tarihin tüm zaman ve mekânlarından akıp gelen soru ve sorunları üretmeye devam ederek bir yol yürüyor. İnsan teki, tarihin tüm sosyolojik, politik, ekonomik, dini ve kültürel olguların muhatabı ve faili olarak, hem etken hem de edilgen kaldığı bir tecrübeyi biriktirerek, kendi ...

Devamını Oku »

Kendi kendinin çelişkisi: İnsanlık Halleri

‘Gerçekten insan çok zalim ve pek nankördür.’ (İbrahim, 14/34) Bu günkü yazımı insanlık hallerine dair bazı kısa değerlendirme, aforizma cümlelerine ayırmak niyetindeyim. ‘Kalabalıklar genellikle kirleticidir, temizlenmek için bile yalnız kalmak gerekir’ “Yalnızlığı istedim. Çünkü nezaketi zayıflığın bir parçası, hoşgörüyü ödleklik, yücelmeyi böbürlenme fırsatı kabul eden kalabalığın terbiyesizliğinden usandım.” Halil Cibran * Alçakların yalanları da en az alçaklıkları kadar çirkin, kirli ...

Devamını Oku »

Mültecilere düşman değil komşu olmak

Sınırlarla tahkim edilmiş Ulus devletler hukuku açısından; İnsan, hayvan, eşya ve benzeri her şeyin bildirimsiz ve izinsiz olarak arasında devlet sınırı olan bir yerden başka bir devlet sınırı olan ülkeye geçişi yasa dışı/ kaçak bir eylem olarak kabul edilmektedir. Uluslararası ilişkilerin meşruiyet araçlarından biri olarak kabul edilen sınırlar aynı zamanda uluslararası sorunlarında temel unsurlarından birisidir. Bu çerçevede “tehcir” ve “mülteci” ...

Devamını Oku »

Hangi aklın hangi kalbin şehirleri

Akıl, insan tekinin mütemmim cüzidir. İnsan teki, aklını kullanabilme yetisi, kapasitesi sayesinde hak ve fiil ehliyetine sahip olur. Bu ehliyet onu hukukun ve sorumluluğun da öznesi kılar. Fillerinden sorumlu olmasında, fail sıfatı kazanmasında en temel etken yeterli ve gerekli akıl sıhhatine sahip olmasıdır. * Başlığa ortak olan ‘Akıl Tutulması ’ifadesi Frankfurt okulu ekolünden Max Horkheimer’e ait kitabın ismi. Akıl Tutulması ...

Devamını Oku »

Zor zamanlar aforizmaları

‘Eğer bir kişinin söyledikleri o kişi açısından risk oluşturuyorsa, o kişi doğruyu söylüyordur, doğruyu söylemek bir cesaret ve risk alma işidir’ der  Michel Foucault ‘doğruyu söylemek’ kitabında. *** Bu günkü köşe yazımı bir anlamda ‘zor zamanda konuşmak’ olarak gördüğüm sosyal paylaşım ‘kıssalarıyla’ sürdürmek niyetindeyim. Ancak daha öncesinde, geleneksel ve modern bir yağmacılık olarak orman yakarak/orman yangınlarını fırsat bilerek ‘imar cambazlıklarına’ ...

Devamını Oku »

Şehir katillerine ve şehri çalanlara yuh olsun

‘Dönen hikâyeler çok rahatsız edici’ ‘Türkiye’de şu anda belediyeler konusundan vatandaşın en çok şikâyet ettiği konu imar. Kimse temizlikten, parklardan, çöp toplanmasından uzun boylu bir şikâyet etmiyor. Fakat ortalıkta dolaşan imar hikayeleri o kadar rahatsız edici ki, hepimizin içini döndürüyor.’ *** ‘En büyük hırsızlıklar imarda’ “Yani belediyelerin üçüncü bir denetime ihtiyacı var. Böyle olursa imar sıkıntısı da gündeme gelmez. En ...

Devamını Oku »