İzzet Saldamli

Antropolojik kumpas aşkı

‘Türkiye’de ilk defa İnönü’nün başbakanlığı döneminde Atatürk’ün manevi kızı ve Türk Tarih Kurumu’nun kurucusu Afet İnan tarafından, Türkiye’nin on bölgeye ayrılarak on ekip tarafından kafatası ölçümü yapıldığını’ biliyor muydunuz? * İnönü döneminde yapılan araştırmalar daha sonra Afet İnan tarafından 1947 yılında “Türkiye Halkının Antropolojik Karakterleri ve Türkiye Tarihi” ismiyle kitaplaştırılmış. Kitapta ‘Ari Türk Irkı’nın özellikleri ve kafatası ölçüleri anlatılıyor. * ...

Devamını Oku »

Şehir Tutulması

Şehir Tutulması, İz Yayınları tarafından yayınlanan bir Cihan Aktaş kitabı. ‘Akıl Tutulması’na atıf yapan bir çağrışımı var kitabın isminin. Gerçekten de kadim bir geleneği olan ve değerler silsilesinin kendini görünür kıldığı yegâne mekânlar şehirlerdir. Ruh ve bedene dair, siyaset ve sanata dair, hukuk ve ahlaka dair en kâmil düşünüş ve tasarımların şehirlerle hayat bulduğu söylenebilir. Bir anlamda şehirler iddiaların ispat ülkesidir. Söylemlerin ...

Devamını Oku »

Nefret ile kalkan adalet ile oturur mu?

  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açtığı ‘Demir Kilise’ farklı tepkilere sebep oldu. Demir iskelet sistemiyle dünyada tek örnek olarak 120 yıldır ayakta kalan Kilise, 7 yıldır süren ve 16 milyona mal olan bir restorasyondan sonra hizmete açıldı. Tamam, maliyetine filan itiraz edilebilir de sırf muhalefet olsun diye ‘vayy sen nasıl kilise açarsın’ kabilinden itirazlar fazla kabak tadı vermiyor mu artık? Ağzınla kuş ...

Devamını Oku »

İran’a Ne oluyor: Ya da Yeni İran Arayışları

Baştan söyleyeyim, Ortadoğu’da her ne oluyor ise İran’da da o minvalde şeyler oluyor. Dünyanın geldiği evreyi, ‘Tarihin Sonu’ olarak kurgulayanların sosyopolitik arazi çalışmalarından İran’ da kendi payına düşen sancıları yaşıyor. İrdelenmesi gereken bu sancıların yapay/suni oldukları kadar doğal, içkin sorunlara ilişkin olup olmadığıdır. Bağışıklık sisteminde problem olan ve bunun tedavisi konusunda bir adım atmayan toplumların virüs ve bakterilerden şikâyet ederek ...

Devamını Oku »

Nasıl bir açlık arkadaş: Yağma gibi bir şey

Nasıl bir açlık arkadaş: Yağma gibi bir şey Allah’tan basın var. Bazı şeyleri görebilen, doğru bildiği şeyleri söyleyebilen bir basın ekmek su gibi her şehir için elzem bir şey. Genel siyaset, yerel siyaset, filan fişmekan dengeler, o arkadaş ne der, bu ahali nasıl bakar, şimdi zamanı değil, filanların işine gelir, mahallenin zararına olur gibi mazeretlerle hak olanı kimsenin hatırına paspas ...

Devamını Oku »

 Siyasi Ahlak Yasası: Yakınlarını işe alamayacaklar

‘Siyasi Ahlak Yasası’na göre, Milletvekilleri, eşlerini ya da birinci dereceden yakınlarını meclis içinde işe alamayacaklar. Mecliste kabul edilen ‘Siyasi Yaşamda Güvenin Yeniden Sağlanması’ adlı tasarı çerçevesinde adalet bakanı ‘Bu seçmen ile önemli bir güven sözleşmesidir’ diyerek meclise teşekkür etti. Böyle bir yasadan memnun olacakların sayısı yeterince az, farkındayım. Diğerleri için söyleyeceğim şey ise, lütfen heyecanlanmayın. Panik ve endişeye mahal yok. ...

Devamını Oku »

Akıl Tutulmasından Akıl Hastası şehirlere

  Güneş tutulması seyirlik bir şey olabilir belki ama bu tutulmanın süreklilik arz etmesi halinde neler olabileceğini az çok tahayyül edebiliyoruzdur herhalde. İçinde yaşadığımız Gezeğenin hayatta kalabilmesi için güneşin hiçbir şekilde sürekli bir tutulmaya maruz kalmadan varlığını ve işlevini sürdürmesi gereklidir. Akıl, insan tekinin mütemmim cüzidir. İnsan aklı sayesinde hukuk ve sorumluluk öznesidir. Fillerinden sorumlu olmasında, fail sıfatı kazanmasında en ...

Devamını Oku »

Hortumculuk ve çalma şeyleri

  Bir zamanlar, ‘Gençliğin imanını sorularla çaldılar’ diye bir kitabı vardı Emine Şenlikoğuları’nın. Ne çalanlar uslandı  çalmaktan, ne de çalınanlar usandı çalınmaktan. Sorularla çaldılar, faturayla çaldılar, rüşvetle çaldılar, projeyle çaldılar,  her çalma işi yöntemi ne olursa olsun şeytani bir akıl gerektiriyor. Siz hiç ‘Sözde çalma’ lafı duydunuz mu? Tabii ki hayır. Zira tüm çalma işleri hep ‘özde’ gerçekleşiyor. Bu çalma ...

Devamını Oku »

RomAmerika’da Değişen Bir Şey Yok

‘Batı uygarlığının üç dayanak noktası vardır: Roma hukuku, Yunan felsefesi ve Hıristiyanlık. Roma hukukunda insanlar kesin olarak ikiye ayrılmıştır: Köleler ve vatandaşlar…’ der Rasim Özdenören 1969 tarihli Edebiyat dergisindeki yazısında. * Korsanlar ve İmparatorlar’ kitabının yazarı Noam Chomsky, kitabın önsözünde şöyle söyler: “AzizAugustine, Büyük İskender’in esir aldığı bir korsanın hikâyesini anlatır. İskender korsana, “Hangi cesaretle denizlerde saldırganlık yapabildin?” diye sorar. Korsan “Sen hangi cesaretle tüm ...

Devamını Oku »

Şahitlik ve Bazı Şeyler

 Bir zamanlar sol jargonun kullandığı ‘devrim şehidi’ kavramı vardı. Proleterya diktatörlüğü için can verenler ‘devrim şehidi yoldaş’ olarak anılıyordu. Gerçi, eskisi kadar olmasa da hala da kullanılıyor. Ülkücüler de ‘şehit’ kavramını kimlik referansları gereği kullanan en önemli kesimdi. Vatan, millet, bayrak ve din için mücadele ederken ölenlere ‘ülkücü şehit’ veya ‘dava şehidi’ denilirdi. Bunların dışında ‘islami/müslüman’ kimlik çerçevesinde bir duruş ...

Devamını Oku »