Anasayfa / Nazım Çakmak

Nazım Çakmak

CENAZE NAMAZI

İslam’ı usullere göre yeni doğan çocuğun sağ kulağına hafif sesle ezan, sol kulağına ise yine hafif ses ile kamet okunur. Doğumda okunan bu ezanın namazı ölümde teneşirde yatmakta olan ölü için kılınan namazla noktalanır. Yıkanmış ön tarafta hazırlanmış Müslüman bir ölü için Müslümanların abdestli olarak kıble cihetine yönelmiş olarak cenaze namazı kılmaları bir farzı kifayedir. (Büyük İslam İlmihali sayfa 251) ...

Devamını Oku »

Cuma namazı

Cuma namazı, birlik ve beraberliğin en bariz örneklerinden biridir. Aslında Cemaatle namaz kılmak vakit namazları için küçük bir şura toplantısıdır. Cumalar ise orta ölçekte, bayram namazları ileri ölçekte bir şura toplantısıdır. En büyük şura ise Haccın ona rüknü olan Arafat’ta yapılan toplantıdır. Onun için “Hac Arafat’tır.”hadisi şerifi çok önemli bir gerçeğe işaret etmektedir. Biz göremeyiz ancak şu bir gerçektir ki ...

Devamını Oku »

Şehit ve gazi

Bu günlerde bu iki manevi kavram üzerine çok çok konuşulmaktadır. Sebebi ise alınan karar gereği Suriye’de ‘’Zeytin Dalı’’ adı altında başlatılan Afrin harekâtıdır. Bu harekât dikkat edilecek olursa, Türk milletinin bekası harekâtıdır. Bütün ikazlara rağmen dünyanın en büyük askeri gücü sayılan ABD’nin terör örgütleri ile işbirliği yaparak, hatta bu örgütlerden müteşekkil bir terör ordusu kurarak; tüm İslam âlemine özellikle Türk ...

Devamını Oku »

Nezaket ve edep

Nezaket kelime anlamı olarak iyi düşünme, nazik davranma, zarafet gibi manalara gelir. İslam’da çok önemli bir meziyet olarak kabul edilir. Bunun aksi olarak kaba davranma, kalp kırma ise son derece kötü sıfatlardandır. Bir gönül sultanının “Sakın incitme bir canı, yıkarsın Arşı Rahmanı” sözleri son derece manidardır. Mevlana’nın: “İstiyorsan Hakka varmayı meslek edin gönül almayı. Bırak saraylarda mermer olmayı toprak ol ...

Devamını Oku »

Özde İslam

“Özde İslam” hakiki İslam olarak da ifade edilebilir. Peki, İslam’ın özde olmayanı var mıdır? Elbette ki vardır. İslam’ın ana kaynakları ikidir. Kitap(Kur’an) ve Sünnet (Peygamberin hadisleri). Bu iki kaynakta sarahat bulamayan hususlarda İcma ve Kıyas devreye girer. Böylece ana kaynaklar 4’e çıkmış olur. Ancak bu ana kaynaklardan yeterince istifade edebiliyor muyuz? Örneğin, ana kaynak olan Yüce Kitabımız Kur’an’ı Kerimi okuyoruz, ...

Devamını Oku »

İstanbul’un fethi, Bizans’ın yıkılışı -3-

İlk iki yazımda İstanbul’un fethi neden önemli olduğunu hatta Mekke’nin fethine eşdeğer olduğunu yazmıştım. Maddi ve manevi güç birleşince ne büyük gücün meydana geldiğini izaha çalışmıştım. Bu günde dâhili ve harici düşmanların iş birliği olmasa çok daha büyük işler başaracağımız ortadadır. Hele şu İslam ülkelerinin yöneticilerinin birçoğunun İslam düşmanlarıyla iş birliği olmasa ne Amerika ne İsrail bugünkü çılgınlıkları ve şerefsizlikleri ...

Devamını Oku »

İstanbul’un Fethi, Bizans’ın yıkılışı -2-

İstanbul’un fethini sadece bir çağın yıkılışı ve yeni bir çağın başlangıcı olarak görmek, işi hafife almak olur. İstanbul’un fethi Mekke’nin fethine benzer. Küfrün bel kemiğinin kırılması anlamına gelir. “Dünya bir devlet olsa başkenti İstanbul olurdu” sözü boşuna söylenmemiştir. Bu sözün bugünde geçerliliği aynen devam etmektedir. Onun için bu fetih, çok büyük bir fetihtir. Bu fethi gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmet büyük ...

Devamını Oku »

İstanbul’un fethi Bizans’ın çöküşü

Ağırlıklı olarak fethin manevi yönünü bu yazımda dile getirmeye çalışacağım. İstanbul sıradan bir şehir değildir. “Dünyanın tamamı bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu.” denildiği gibi, merhum Necip Fazıl Kısakürek nasıl ifade ettiğine bakalım. ‘’Güneşi altın yıldız, suyu telli pulludur. Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.’’ Manevi yönden sıralama yapıldığında Mekke, Medine, Kudüs ve İstanbul yan yana sıralanıyor. Peygamberimiz ‘’Elbette Kostantine’ye ...

Devamını Oku »

Bir tespit ve bir itiraf

“Hafıza-i beşer, nisyan ile maluldür.” Yani insan unutkandır. Hâlbuki geçmişini bilmeyenin ve geçmişten ders almayanın, gelecek hakkında bir iddiası olamaz. Çok gerilere gitmeden, 6 Eylül 1999’da zamanın Yargıtay Başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk’un adli yılın açılışı dolayısı ile yaptığı konuşmasında şöyle diyor: “İdeolojik militan devletin sonu hep aynıdır. Hızla yaşlanır, çünkü ölümcül devlet yetmezliği hastalığına yakalanmıştır. İnsanları köleleştirdiği için meşru ...

Devamını Oku »

AH KUDÜS

Mukaddes bir belde olan Kudüs’ün tarihi geçmişini tahlil etmeyeceğim. İşin bu yönünü tarihçilere bırakarak benim sahama giren konumunu, karınca kararınca izaha çalışacağım. Evvela şunu ifade etmek isterim: Üç dinin merkezi olarak lanse edilmesi son derece yanlıştır. Zira üç dinin tabiri tamamen yanlıştır ve tam bir hezeyandır. Üç din diye bir şey yoktur. Allah(c.c.) katında hak din İslam’dır, din diye yutturulan ...

Devamını Oku »