Anasayfa / Osman Karasu

Osman Karasu

Hicrî yılbaşı ve Muharrem ayı

Hz. Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicret ettiği gün olarak kabul edilen Hicrî takvime göre dün itibariyle yeni bir yıla girdik. Bugün Hicrî ayların ilki olan Muharrem ayının ikinci gününü idrak ediyoruz. Hicrî yeni yılın ülkemize, milletimize ve tüm İslâm âlemine sağlık, mutluluk, huzur ve barış getirmesini, ayrıca dünyada akan Müslüman kanının dinmesine ve Müslümanların uyanışına vesile olmasını C.Allah’tan niyaz eder, yeni ...

Devamını Oku »

PEYGAMBERLERE İMAN

Peygamber, Farsça’da “haber taşıyan ve elçi” anlamlarına gelir. Dinî terim olarak, “Allah’ın kulları arasından seçtiği ve vahiyle şereflendirerek emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirdiği elçi”ye peygamber denir. Arapça’da, peygamber kelimesinin karşılığı olarak, gönderilmiş ve elçi demek olan resul ve mürsel kelimesi kullanılır. Terim olarak resul ve mürsel, yeni bir kitap ve yeni bir şeriatla insanlara gönderilen peygambere denilir. Çoğulları ...

Devamını Oku »

 Bugün bayram

İmanın en temel şartı, tam bir teslimiyetle Allah’a inanmak, yapılan her ameli Allah rızası için yapmaktır. Kendi nefsimize, benliğimize, hevâ ve heveslerimize galip gelerek, “başkaları ne der”i bir tarafa bırakarak “Rabbim ne der”i gaye edinip söz, fiil ve davranışlarımıza Allah’ın razı olacağı şekilde yön vermek her Müslüman’ın ana gayesi olmalıdır. Kendisini ve tüm âlemi yoktan var eden, sayısız nîmetlerle donatan ...

Devamını Oku »

  Kurbanın vücûb ve sıhhat şartları

Bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü olabilmesi için bulunması gereken şartlara kurbanın vücûb şartları denilir. Kurban kesmenin sünnet olduğunu söyleyenlere göre ise bunlar sünnet oluşun şartlarıdır. Bir kimsenin kurban kesmekle yükümlü olabilmesi için dört şart aranır: 1. Müslüman olmak. 2. Akıllı ve bulûğa ermiş olmak. 3. Mukim olmak, yani yolcu olmamak. 4. Belirli bir malî güce sahip bulunmak. Kurban kesmekle mükellef ...

Devamını Oku »

Özgürlük, iman ve ahlâk

İnsanoğlu için her dönemde özgürlüğüne kavuşmak, her istediğini arzuladığı şekilde yapabilmek için mücadelesini sürdürmüştür. Her insan özgür olarak yaratılmıştır ve her istediğini de yapabilme özgürlüğüne sahiptir. Ancak, burada özgürlükten biz ne anlıyoruz, kastedilen nedir? Bizim özgürlük adına yaptığımız davranışlar, hareketler, söylediğimiz sözler doğrumudur? Veya özgürlük, bize her istediğimizi yapabilme veya söyleyebilme hakkını veriyor mu? Özgürlükte hiç sınır yok mu? Yani ...

Devamını Oku »

TAKVÂ

Takvâkelimesi  sözlüklerde “İnsanın, ibadet ve güzel işler yaparak kendisine acı verecek durumlardan korunması” şeklinde tarif edilir.SeyyidŞerîf el-Cürcânî, et-Ta‘rîfât isimli terimler sözlüğündetakvânın “Allah’a itaat ederek O’nun vereceği cezalardan korunmak, insanın kendisini, yaptığı veya yapmadığı şeyler yüzünden müstahak olacağı ukûbattan yine Allah’a itaat ederek koruması” anlamına geldiğini belirtir. Yine Cürcânîye göre takvâ, “kulun mâsivâdan sakınması, dinin edep ve erkanınasaygılı olması, insanı Allah’tan ...

Devamını Oku »

İslâm ve Ahlâk

Ahlâk terimi için İslâm ahlâkçıları tarafından yapılan tanımlar içinde en beğenileni ve en yaygın olanı İmam Gazzâlî’ye ait olanıdır. Gazzâlî’den önce, biraz daha eksik olarak İbn Sînâ ve İbn Miskeveyh gibi İslâm filozoflarında da görülen, fakat Gazzâlî tarafından geliştirilmiş ve ikmal edilmiş olan bu tanım şöyledir: “Ahlâk, insan nefsinde yerleşen öyle bir melekedir ki (heyet) fiiller, hiçbir fikrî zorlama olmaksızın, ...

Devamını Oku »

İSLÂM VE HAYAT

İnsan, aklî ve hissî birçok üstün yetenekle donatılarak saygıdeğer ve eşref-i mahlûkat olarak yaratılmıştır. Yeryüzünün bütün nîmetleri insanın emrine tahsis edilmiş ve istifadesine sunulmuştur. Bununla beraber insanın yaratanını tanıması, ona karşı kulluk görevini yerine getirmesi, ibadet etmesi, Allah’ın razı olduğu bir hayat tarzını sürdürmesi, yaratılışının özünü ve amacını oluşturur. Hayatını ve insan ilişkilerini Allah’ın rızası doğrultusunda düzenlemesi de dünya ve ...

Devamını Oku »

Ümmet bilinci

İslâm öyle bir dindir ki, onunla şereflenen insan değer kazanır, itibar kazanır, eşref-i mahlûkat olur. İnsanın değerinin hiç olmadığı, diri diri kızların toprağa gömüldüğü, insanların köle olarak pazarlarda satıldığı, her türlü pisliğin, zulmün, vahşetin had safhaya ulaştığı bir toplum İslam’la tanıştıktan sonra karanlık aydınlığa, cehalet ilme, zalimler adil ve mazlumların hamisi durumuna geldiler. Yüce Allah’ın hidayeti, Rasûlüllahın nuru ile Ebûbekirler ...

Devamını Oku »

Vatan sevgisi

Bir milletin var olması, varlığını devam ettirebilmesi ancak bir vatana sahip olması ve vatanına sahip çıkmasıyla mümkündür. Milletleri ayakta tutan ve toplumun birlik ve beraberliğini sağlayan ahlâkî değerlerden biri de hiç şüphesiz vatan sevgisidir. Vatan öyle alelâde sıradan bir toprak parçası değildir.  Vatan, doğup büyünülen, üzerinde yaşanılan, acı tatlı hatıraları ile millet olarak üzerinde özgür ve bağımsız olarak varlığı sürdürülen toprak ...

Devamını Oku »