Anasayfa / Selami Saygın

Selami Saygın

Filistin’e el sürülemez

Yeni Şafak Gazetesi şaşırtmaya devam ediyor. Galiba şafağın yenilenmesi böyle oluyor. Son şaşırtması 9 Aralık 2017 Cumartesi günü “Atatürk’ün Avrupa’ya Filistin konusunda nota verdiği ortaya çıktı: Peygamberin son arzusu için kan dökmeye hazırız. İslam Dünyası ve Türkiye için her dönem büyük bir öneme sahip olan Kudüs ve Mescid-i Aksa için Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Avrupa’ya rest çektiği ortaya çıktı.” başlığı ...

Devamını Oku »

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı 1934’de verilmedi

İnsan olmanın vazgeçilemez özelliklerinden birisi de seçme hakkına sahip olmasıdır. Çünkü seçme hakkı kişi olmanın, akıl, irade sahibi olmanın aynı zamanda sorumluluk sahibi olmanın da bir sonucudur. Seçimini elbette isabetli yapanların karşılaşacakları sonuç ile isabetsiz yapanların karşılaşacakları sonuç da farklı olacaktır. Sorumluluk sahibi bir kişi olmanın, seçiminin sonucundan hesaba çekilecek birisi olmanın doğal bir uzantısı olarak insan din konusunda bile ...

Devamını Oku »

Mustafa Sabri’nin kahramanlığı

Tokat’ta Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne “Mustafa Sabri” adının verilmesi üzerine CNN Türk’ün yaptığı “Atatürk’ün aleyhine ölüm fetvası veren Mustafa Sabri’nin adı bir okula verildi gibi bir minik haberin ardından, lisenin adı değiştirildi. Ama bu olay yeniden Mustafa Sabri adının haber olmasına ve eski tartışmaların da kısmen yenilenmesine neden oldu. Mustafa Sabri 1869’da Tokat’ın Kat köyünde fakir bir köylü çocuğu olarak ...

Devamını Oku »

Mesele Tayyip Erdoğan meselesi değil Türkiye meselesidir

NATO’nun Norveç’teki tatbikatında Kemal Paşa ve CB T. Erdoğan’ın fotoğraflarının “düşman hedef” olarak gösterilmesi Türkiye’nin yüz yıllık serüveninin iflasıdır. Türkiye açıkça NATO’nun düşmanı ilan edilmiştir. Sonradan yapılan özür açıklamaları ise ortalığı yetiştirme çabasından ibaret olmalıdır. T. Erdoğan ile birlikte Kemal Paşa fotoğrafının da “düşman ülke” sembolü olarak yer alması şaşırtıcı olmamalıdır. Buradan hareketle yeniden Kemal Paşa övgüleri için bir bahane ...

Devamını Oku »

Seçimle gelenler seçimle gitmelidir

  Yönetme hakkının kime nasıl intikal edeceği insanlığın en eski sorunlarından birisidir. Bu intikal için tarihte insanoğlu pek çok badireler atlatmış ve bedeller ödemiştir. Bu gün ulaşılan sonuç ise aslında insanoğlunun ortak eseridir. Hemen her topluluğun az çok bu sonuçta payı vardır. Yönetme hakkını güç sahipleri daima kendilerinin doğal hakkı gibi görmüşler bu görüşe itiraz etmeyi de en büyük ayıp ...

Devamını Oku »

Cumhuriyet ile neler değişti?

Yarın kişi egemenliğinin “milli egemenlik” sayıldığı dönemin başlangıcıdır. Kişi egemenliğinin, milli egemenlik karşısında “değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemezliğinin” başlangıcıdır. Bu dönemde kişi egemenliğini fazilet bilenler, sanki asırlarca kişi egemenliği görülmemiş gibi atıp tutma yarışı içindeler. Dünya durdukça böyle kişi egemenliğinin tabu haline getirildiği ülke örnekleri arasında Türkiye’nin çok özel bir yeri olacaktır. Adet olduğu üzere Cumhuriyetten önce okuma yazma ...

Devamını Oku »

Mitolojinin cezbe halkası

Tarihi insanların yapıp ettiklerinin bir anlatımı olarak anlamak yerine insanüstü saydıkları, erişilmez, yanılmaz, yenilmez kişilerin anlatımı sayanlar hemen her işi bu mitoloji kahramanlarına göre açıklamayı ya da onlarla başlatmayı, bitirmeyi tercih ediyorlar. Toplumun varlığını doğrudan bu mitoloji kahramanları ile açıkladıkları gibi toplumun sahip olduklarını da yine o mitoloji kahramanlarının varlığına bağlamaktadırlar. Mitoloji kahramanı bildikleri kişinin hayali özelliklerini tümüyle kabul etmeyenleri ...

Devamını Oku »

Türkmeneli İraneli oldu

Kerkük’te işgalin el değiştirmesinden sonra Barzani cephesinden Kerkük meselesine bakanların iki ayrı vurguda ısrarlı oldukları görüldü. Birincisi “tarihen Kerkük’ün bir Kürt şehri olduğu” iddiasıdır. Bunun için Talabani’nin de sağlığında Türk iddialarını reddetmek için sıkça atıfda bulunduğu Şemseddin Sami’nin şahitliğidir. Sami’nin şahitlik özelliklerini taşıyıp taşamadığı hiç sorgulanmadı. Çünkü şahitlik bilinen görülen içindir. İnsan görmediği bilmediği bir iş için şahitlik iddiasında bulunursa ...

Devamını Oku »

Türkiye İran dostluğu

Türkiye ile İran arasındaki inişli çıkışlı ilişkilerden söz edilirken çoğu kere bir “Kasr-ı Şirin” düzenine de göndermede bulunulur. Osmanlı-İran mücadelesinin Kasr-ı Şirin ile barışa evrildiğini bunun her iki tarafın kaynaklarının tükenmesine engel olduğu gibi barış içinde ve iyi komşuluk ilişkilerinin devamına yol açtığı da genel kabul görmüştür. Ne var ki bu günkü İran’ı Kasr-ı Şirin Anlaşmasının tarafı olan Nadir Şah’ın ...

Devamını Oku »

Savaşmayan ülkeler Mudanya’da mütareke yaptı

Mütareke, terk kelimesinden ortaya çıkan bırakma, terk etme gibi savaşın durdurulması bırakılması anlamında kullanılmaktadır. Osmanlıların Birinci Dünya Savaşının sonunda imzaladığı Mondros Mütarekesi ile savaş halinde olduğu İtilaf Devletleri ile (İngiltere, Fransa ve İtalya) savaşı bitirmiştir. Mütareke anlaşmasının başka maddelerini dayanak göstererek adı geçen ülkeler Türkiye’nin bazı şehirlerini en başta da İstanbul’u işgal etmişlerdi. Fransa, Ermenistan ve Yunanistan’a karşı yapılan Milli ...

Devamını Oku »