Iraklı minyatür sanatçısından avuç içine sığan eserler

Ülkesindeki şiddet olaylarından kaçarak Türkiye’ye sığınan 35 yaşındaki Iraklı Ali Alamedy, çocukluğunda okuduğu romanların etkisiyle başladığı minyatür sanatında, hiç gezip görmediği mekanları birebir resmediyor.

Ülkesinde yaşanan savaş sonrasında terör tehdidinden kaçarak 3 yıl önce Sakarya’ya gelen Alamedy, çocukluğunda okuduğu hikaye ve romanların da etkisiyle başladığı minyatür sanatıyla birbirinden farklı eserler ortaya koyuyor.

19’ncu yüzyıl kitaplarını okurken hayal ettiği evleri, kumaşları, mobilyaları minik minyatürler yaparak günümüze taşıyan Alamedy’in eserlerinin en dikkat çeken yanı, çoğunun bir avuç içine sığacak kadar küçük olması.

Hayatı boyunca görmediği yerleri minyatür sanatıyla sanatseverlerle buluşturarak dikkatleri üzerine çeken Alamedy, Amerika ve İngiltere’den sergilere davet edilmesine rağmen sığınmacı olduğu için etkinliklere katılamadığını belirtiyor.

Belirli bir yerde yaşama hayali olmayan Alamedy’in isteği, “vatan” olarak isimlendireceği topraklarda hayatını sürdürmek.

Ali Alamedy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluğunda arkadaşlarıyla oynamaktan daha çok kitap okumayı seçtiğini dile getirerek, okumanın kendisini çok mutlu ettiğini, böylece ufkunun geliştiğini söyledi.

Okuma alışkanlığının hikaye ve romanlar üzerine olduğunu aktaran Alamedy, bunun kendisi için gerçek hayattan kaçış kapısı gibi bir şey olduğunu kaydetti.

Alamedy, Irak’ta yaşanan iç karışıklığın ardından zor günler yaşadığını anlatarak, şunları söyledi:

“DEAŞ’ın Irak’a girmesinin ardından hayatımız tehlike altına girmişti. Ben de hayatımın tehlike altında olduğunu hissedince 2014’te Türkiye’ye geldim. O zamandan bu yana Sakarya’da yaşıyorum. Türkiye’nin en çok sığınmacı kabul eden ülke olması özellikle de Irak vatandaşlarına kapılarını açması beni bu ülkeye gelmeye itti.”

“Hüzünden, gerçeklikten kaçmak için minyatür yapıyorum” 

Minyatür sanatı üzerine çalışmalarının yaklaşık 9 yıl önce başladığını belirten Alamedy, sanatı icra etmesindeki en önemli etkenin çocukluğunda kazandığı okuma alışkanlığı olduğunu söyledi.

Alamedy, okuduğu kitaplardan birçok sahneyi tahayyül etmesinden dolayı bunları minyatür sanatıyla resmetmeyi tercih ettiğini belirterek, “Günlerden bir gün şekil verilmesi kolay bir ahşap parçası üzerine çalıştığımda çocukluğumdaki o istekli günlerime geri döndüm ve minyatür çalışmalarıma başladım.” ifadesini kullandı.

Türkiye’de minyatür sanatını yapmada herhangi bir zorlukla karşılaşmadığını dile getiren Alamedy, Türk halkının el sanatlarını sevmesinin minyatür sanatı açısından avantajlı bir durum olduğunu kaydetti.

Iraklı Alamedy, bugüne kadar Arap kültürü ve ülkesini yansıtan herhangi bir çalışma yapmadığına değinerek, şöyle konuştu:

“Açık söylemek gerekirse, Irak üzerine yapacağım her çalışma bana hüzün katar. Irak’taki durumlar uzun zamandan bu yana hüznü yaşatıyor. Ben ise hüzünden, gerçeklikten kaçmak için minyatür yapıyorum. En güzel mekanda yaşamak için saatlerce oturduğum yerde çalışmam gerekse de bunu yapıyorum çünkü beni içinde yaşanılan zamandan alıp başka bir zamana götürüyor. Bir gün beni hüzünden koparıp mutluluğa ulaştıracak, kültürümü yansıtan çalışmalar yapmayı umuyorum.”

“Çalışmalar yaptığım mekanların hiçbirini ziyaret etmedim” 

Çalışmalarını gerçekleştirmeden önce derin araştırmalar yaptığına işaret eden Alamedy, binaların şeklini, hangi malzemelerden yapıldığını, zamanın etkisi gibi unsurlar üzerine çalıştığını söyledi.

Alamedy, işinin sadece cisimleri küçük boyutlarda resmetmek olmadığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Ben çalışmalarımda resmettiğim zamandaki ruhu yakalamaya ve aktarmaya çalışıyorum. Hayatım boyunca çalışmalar yaptığım mekanların hiçbirini ziyaret etmedim. Okuduğum kitapların çoğunun, içerisinde yaşadığım kültürden çok uzak ve farklı olması, oradaki sahneleri olduğu gibi hafızama nakşetmemi ve onları korumamı sağladı. Üzerine çalıştığım hiçbir yeri birebir gezmedim ama konu edindiğim yerleri görmeye olan isteğim sonuca ulaşmamda etkili oldu. Paris’i, Küba’yı ya da New York’u ya da başka bir mekanı gezmedim hatta çalışmalarımın çoğunluğu başka bir zamanda yaşanılmış mekanlardan oluşmakta. Bu belki de benim geçmişle olan ilişkimden dolayıdır çünkü ben şu an içerisinde bulunduğumuz zamanın dışında bir zamanda yaşamak istiyorum. Başka bir zamanda, her şeyin gerçekten kıymetli olduğu bir yerde, her şeyin sevgi ve şerefle yoğrulduğu bir mekanda.”

Minyatür sanatının zorluklarına değinen Alamedy, çalışmaları arasında en zor olanının 1900’lü yıllardaki bir fotoğraf stüdyosu minyatürü olduğunu anlattı.

Alamedy, bunun araştırma boyutunun yaklaşık 2 ay sürdüğünü belirterek, “O yıllarda fotoğrafçıların nasıl stüdyo inşa ettiklerini, güneş ışığını nasıl kullandıklarını, o dönemler elektrik yoktu, araştırdım. Bu süre zarfında 1900’lü yıllarda fotoğrafçılığa ilişkin çok sayıda makale okudum. Öte yandan aynı zamanda bu çalışmam en güzeli oldu çünkü zamanımı aldığı 9 aylık süreçte farklı bir zaman diliminde yaşadım.” ifadelerini kullandı.

“Türk halkı, kaliteli bir insanlık anlayışına sahip”

Gelecek zamanda kültür, özgür fikir ve güvenlik açısından sağlıklı bir yerde yaşamayı temenni ettiğini vurgulayan Alamedy, şunları söyledi:

“Belirli bir yerde yaşama hayalim yok ancak vatan olarak isimlendirebileceğim topraklarda hayatımı sürdürmek isterim. Amerika ve İngiltere’den 4 sergiye davet aldım ancak sığınmacı pozisyonunda bulunduğum için katılamadım. Temennim ilerleyen süreçlerde bu durumun daha kolay bir hale gelmesidir. İstanbul’da daha önce bir fuara katılma fırsatı buldum. İnsanların gösterdiği ilgi gerçekten çok güzel bir duyguydu.”

Alamedy, sanatçılara ilgi duyan Türk halkının kaliteli insanlık anlayışına sahip olmasını huzur verici bulduğunu dile getirerek, Türkiye’nin doğu ve batı kültürünü orta yolla bünyesinde barındırdığını da sözlerine ekledi. (AA)




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir