ABD elindeki teröristleri arıyor

ABD’nin Öcalan’ı Şubat 1999’da Türkiye’ye teslim kararını duyan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit “durup dururken bunu niye bize veriyorlar, anlamadım” diye tepkisini ortaya koymuştur. Ecevit’in sonradan bu teslimatın hikmetini anlayıp anlamadığını ise kimse öğrenemedi. Ancak teslimatın PKK’nın işleyişinde önemli bir değişikliğe neden olmadığı görüldü. Öcalan içerden, güven içinde, öldürülme kaygısı taşımadan,  örgütünü, partisini yönetmeye devam etti.

Şimdi o teslimata benzer bir durum ortaya çıktı. ABD, Dış İşleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Palmer, üç PKK yöneticisi, Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan’ın yakalanmaları için yerlerini bildireceklere toplam 12 milyon dolar ödül verileceğini açıkladı. Rakam heyecan verici. Ancak açıklamanın komik tarafı da burada başlıyor. ABD adı geçenlerin nerede olduklarını bilmiyormuş, yerlerini bildireceklere de bu meblağ ödül olarak verilecekmiş. Oysa ABD gizli açık 1991’lerden beri adı geçenlerle kirli bir işbirliğini sürdürmektedir. O halde ABD bu gülünç çıkışı ile ne yapmak istemiş olabilir?

PKK’nın yekpare bir örgüt olmadığı, pek çok istihbaratın devşirdiği elemanların olduğu yaygın bir görüştür. Cemil Bayık-Duran Kalkan gibilerinin İran’a yakın oldukları, İran istihbaratı ile iş tuttukları da bilinmektedir. İran’a yakın isimlerin tasfiye edilmesi, İran’a yönelecek bir ABD saldırısı için İran’ın elini zayıflatabilir iken ABD’yi güçlendirebilir. Örgüt içinde ABD’nin isteklerine karşı, ilişkide oldukları istihbaratların telkinleriyle mırın kırın edenlere bir ders verilerek örgütte ABD’nin ağırlığı, etkisi tartışmasız hale getirilmek istenmiş olabilir.

Elbette bu örgüt ele alınırken Suriye ayağını hesaba katmadan yapılan açıklamalar yersiz ve yetersiz olacaktır. Türkiye örgütün Suriye ayağı olan PYD’yi de terör örgütü sayar ve onun işgal bölgesini en kısa zamanda tasfiye edeceğini sıkça tekrarlarken, ABD ve AB ise PKK’ya karşıymış gibi açıklamaların yanında Suriye ayağı ile PKK’yı ayrı tutulmasını ve işgal bölgesine ise müdahaleye karşı olduklarını vurgulamaktadır. On binleri aşan tırlar ile ABD’nin Suriye’nin kuzeyine yaptığı asker yığınak ise PYD aracılığı ile ABD’nin bu işgal bölgesinde kapsamlı planlarının olduğunu göstermiştir. Şimdi ABD, üç kıdemli teröristi arıyor gibi yaparak, Suriye’nin kuzeyi hakkında Türkiye ile pazarlıkta bir koz olarak kullanmak istemiş eğer bu pazarlıkta başarılı olması halinde İran’a karşı başlatmış olduğu ambargoda da Türkiye’nin İran’ın yanında yer almasını engellemeyi öngörmüş olabilir.

Ancak Türk makamlarının açıklamaları dikkate alındığında ABD’nin beklentilerinin gerçekleşmesi neredeyse imkansızdır. PKK’ya karşı kırk yıldan beri ABD’nin oyalayıcı, aldatıcı bir siyaset izlediği neredeyse Türkiye’de ittifakla kabul edilmektedir. Bu konu da ABD’nin yeni teslimatlar yapması bile bu görüşü değiştiremez. Üstelik terör örgütünün üstlendiği bölge olarak Kandil bile Suriye’nin kuzeyine göre ikinci plana düşmüş, Türkiye için öncelikli bir tehdit alanı, odağı durumuna gelmiştir.

ABD askeri ve sivil karar organlarının görüş birliği içinde de olmadıkları bilinmektedir. ABD askeri çevrelerinin giderek artan bir şekilde terör örgütünü sahiplendikleri, ortak devriyeli gösteriler yaptıkları, Türkiye’nin operasyonları ile ölen, yararlanan teröristleri ABD temsilcilerinin ziyaretleri, onlara destek açıklamaları da dikkate alındığında bu konuda ABD yönetimi içinde bir uyumun olmadığı da teslim edilecektir. Türkiye, yaşadığı bu kadar olumsuz tecrübeden sonra hangi ABD makamının, sözcüsünün açıklamasını ciddiye alarak ona göre bir tutum tayin edecektir? Türkiye’nin işinin de kolay olmadığı, oynak, gel gitli müttefik görünümlü düşmanları ile muhatap olduğu açıktır.

Türkiye’ye ağır bedeller ödetmesine karşılık, ABD’nin ilanihaye terör örgütünü Türkiye’ye karşı koruması neredeyse imkansızdır. Türkiye terör örgütünü belki bütünüyle sıfırlayamayacaktır ama onun elini kolunu önemli ölçüde yok ederek tehdit olmaktan çıkaracaktır. Bu konu da ABD’ye rağmen Türkiye’nin imkanlarının, fırsatlarının daha fazla olduğu da bilinmektedir.

 

Terör konusunda Türkiye uzun yıllarını kaybetmiştir. Açılım çalışmaları Türkiye için zaman kaybının yanında fırsat ve enerji kaybına da yol açmıştır. ABD eliyle Irak ve Suriye’de terör örgütü için oluşturulan alanlar, fırsatlar ise Türkiye’de bütün gözleri açmıştır. İnsan hakları ve demokrasi konusunda Türkiye’nin eskiden beri yapa geldiği yanlışların aslında terör örgütünün büyütülmesi ona yeni alanlar açılması için bir fırsata dönüştürüldüğü tecrübe ile görülmüştür.

Bölücü teröre karşı Türkiye eskiye göre daha çok imkana, fırsata ve tecrübeye sahiptir. ABD’nin oynak, gel gitli tutumlarının, ödülle terörist arama görüntüleri ile terör örgütü işgal bölgelerini koruma ve Türkiye’ye kabul ettirme çabası beyhudedir. Türkiye’de hiçbir karar organı bu beyhude işleri ciddiye alarak, kendisine teslim edilmesi muhtemel kıdemli üç beş teröriste bakarak doğrudan tehdidi ortadan kaldırma siyasetinden vazgeçemez.

İlginizi Çekebilir

“Hakkari’deki patlamada hiçbir dış etki söz konusu değildir”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Hakkari’de üs bölgesindeki patlama ile ilgili olarak, “Namlu gerisinde oluşan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir