Ahlak ve din ne, hukuk ne işe yarar?

07.12.2018

Klasik eğitim sistemimizde, çocuklara belletilen ilk cümle, dinim İslam, kitabım Kur’an, peygamberim Hz. Muhammed (sas), milletim Hz. İbrahim milleti, şeklindeki özlü cümleydi. Bunu öğretmekle kalmazlar aynı zamanda gündelik hayatlarımızda, öğretilen bu bilgilerin pratiğe nasıl yansıtılacağını da öğretiyorlardı. Sözün gelimi; bir esnafsan asla ihtikar yapmayacaksın, fahiş fiyatla mal satmayacaksın, hakkın olan kârın fazlasına tevessül etmeyeceksin, konuştuğunda yalan söylemeyeceksin, komşunun malını canını, namusunu korumayı vazife bileceksin. Düşeni tutup kaldıracak, kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapmayacaksın diye öğretiyorlardı. Bütün bu öğretiler bir değer yargısı olarak toplumun tamamının hayat tarzı haline getirilmeye çalışılıyordu. Durum böyle olunca, gittikleri her yerde ayaklarını basacak yer ediniyorlardı. Böylece, toplumda dostluk kardeşlik ve güven tesis edilmişti.

Günümüz toplumuna baktığımız zaman; ister istemez insan; bu toplumun dini ne, diye sormaktan kendisini alamıyor. Bu soruya; tabii ki, biz Müslümanız dediğinizi duyar gibiyim. Tamam ben de aynısını söylüyorum. İyi de hem bunu söyleyeceğiz hem de; kişilerin yalan söylediğinden, esnafın sahtekarlığından, ihtikardan, karaborsacılıktan, bireyler ve dostlar arasındaki güven bunalımından, komşuluk ilişkilerinin öldüğünden, ailede huzur kalmadığından, anne babanın kapı dışarı edilerek huzur evlerine kapatıldığından, mahkemelere güvensizlikten, avukatların hukuku tetikçilik olarak kullandığından, hukukun hak arama adına  haksızlık yapmak için kullanıldığından şikayet edeceğiz. Liyakatten söz ederken, yetkiyi elimize aldığımızda, en büyük liyakatsizliği biz yapacağız, kirli işlerimizi daha rahat yürütmek için, kirli, insanları icra makamlarına getireceğiz; ondan sonra kalkıp; faziletten dürüstlükten, liyakatten, haktan adaletten söz edeceğiz. Bu ne yaman çelişkidir böyle.

Daha işin başında, çocuklarımıza; kazan da nasıl kazanırsan kazan. Sen kazanmalısın, asla kaybetmemelisin. Başkaları kaybetmeli ki, sen kazanabilesin, kazanmak için her yolu kullanmalısın, şeklinde insani ve ahlaki tüm değerlerden yoksun bu ön kabullerle yetişmiş bir bireyi topluma bıraktığınız zaman, karşınıza nasıl bir toplum çıkacağını düşünüyorsunuz? Bu şartlar altında, toplumsal çözülmeden şikâyet etmeye hakkımız olur mu?

Helal ve haram kavramlarını ne okulda ne de ailede duymamış bir insan için, gündelik hayatında bu kavramların bir anlamı olur mu? Aynı kafa yapısıyla yetişmiş bir insanı elinde hukukun ne hale geldiğini hemen her gün somut olarak tanık oluyoruz.

Bir yerlerde işler ters gitmiyor mu sizce de? Camiye gideceksin, Allah’a ibadet edeceksin, ama dışarı çıkarken dini ve dinin emir ve yasaklarını caminin içinde bırakacaksın. Bunun  izahı var mı? Camide, Cuma hutbesinde; doğru sözlülüğün erdemini dinleyeceksin, ama dışarı çıkınca; ilk sözün yalan olacak. Bunu kendisine ikna edici bir şekilde izah edebilecek var mı?

Bütün bu olumsuzluklar ve tutarsızlıklar, inandıklarımızdan mı kaynaklanıyor? Eğer inandıklarımızdan kaynaklanıyorsa o zaman inandıklarımızı gözden geçirmemiz gerekmez mi?

İnandığımız İslam dini son ilahi din olduğunda hiç kuşku yok. Başta, Kur’an ve sünnet olmak üzere, İslam’ın ana kaynakları ilk günkü gibi tazeliğini koruduğuna göre, bu toplumsal travmayı nasıl izah edeceğiz. Sorun, İslam’ın kendisinde olmadığına göre; ben Müslümanım diyen herkes kendisini sorgulama zorunluğu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Ticarette, sanatta, iş ve eş hayatında, dostlukta, arkadaşlıkta, hukukta, siyasette; ben Müslümanım diyen herkesin kendisini hesabı çekmesi, belki de yeni bir başlangıç olacaktır.

Özellikle adaletsiz bir toplumun uzun süre ayakta kalması mümkün değil. En başat konularımızdan birisi ahlaki düşüklüğümüz ise ikinci sırada adalet sistemimizin, adalet dağıtmak yerine; adaletin rant aracı olarak kullanılmasıdır.

Sizce de öyle değil mi?

İlginizi Çekebilir

Bursa’da 26 FETÖ’cüye gözaltı kararı!

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı 26 Fethullahçı Terör Örgütü üyesi hakkında gözaltı kararı verdi.  Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir