Amerikalıların asıl derdi açığa çıktı: Amaç IMF tuzağına çekmek

IMF’nin eski Müdür Yardımcısı’nın yazdığı yazı niyetleri açığa çıkarttı. IMF Politika Geliştirme ve Gözden Geçirme Bölümü eski Müdür Yardımcısı Desmond Lachman bir “Think Tank” yani düşünce kuruluşu olan The American Enterprise Institute (Amerikan Girişim Enstitüsü) adına yazılar yazan Lachman son yazısında “Erdoğan’ın yatırımcı güvenini tekrar kurmak için Uluslararası Para Fonu (IMF) ye yaklaşmaktan başka gerçekçi bir seçeneği olmadığını anlaması ne kadar zaman alacak?” diye yazdı. Lachman Türkiye’nin aşırı borçlanma ve harcama yaptığını öne sürdü.

Amerikalıların esas derdi belli oldu. Amaç Türkiye’yi eski günlerde olduğu gibi IMF (Uluslararası Para Fonu) batağına sürüklemek. Böylece bir yandan ekonomimizi, diğer yandan da genel politikamızı kontrol altına almayı amaçlıyorlar. Think Tank olarak bilinen ve genelde gizli servislerin kontrolü altında olan düşünce kuruluşlarından The American Enterprise Institute (Amerikan Girişim Enstitüsü) yazarı olan IMF Politika Geliştirme ve Gözden Geçirme Bölümü eski Müdür Yardımcısı Desmond Lachman Erdoğan’ın tek “mantıklı” seçeneğinin IMF’ye yönelmek olduğunu savundu.

Böylece Türkiye tekrar IMF batağına çekilmeye çalışılıyor. Lachman yazısında Türkiye’nin aşırı borçlanma ve harcama yaptığını öne sürerek şöyle yazdı:

“Birilerinin Türkiye Başkanı Erdoğan’ın ülkesinin en derin ekonomik durgunluklara yenik düşmemesi için derhal çözülmesi gereken büyük bir yatırımcı güveni problemi yaşadığını anlaması için ne yapılması gerektiğini düşünmesi lazım.

Aynı zamanda birilerinin onu yatırımcı güvenini tekrar kurmak için Uluslararası Para Fonu (IMF) ye yaklaşmaktan başka gerçekçi bir seçeneği olmadığını anlaması için ne kadar zaman alacağını da düşünmesi lazım.”

Lachman’ın bu yazısına cevap ise hemen ardından Güney Kaliforniya Üniversitesi Öğretim Üyesi Mike Sproul’dan geldi.

Sproul bu makaleye “Türk Hükumetini aşırı harcama ve borçlanma ile suçlamak mantıklı ama yatırımcı şirketleri aynı şeyi yapmakla suçlamak pek mantıklı gelmiyor. Türk şirketlerinin sahipleri karını arttırmayı düşünen mantık sahibi kişiler değil mi? Türk şirketleri gerçekten bilge hükumet memurları veya ekonomistler tarafından mı yönetilmeye ihtiyaç duyuyor?” diye cevap verdi.

Türkiye’yi IMF kıskacına sokmaya çalışan CIA destekli düşünce kuruluşu yazarı Desmond Lachman bir taraftan bize akıl vermeye çalışırken diğer taraftan da Trump’a tavsiyelerde bulunarak;

“Gerçi Türkiye’nin sancılı deneyiminden çıkartılacak bir ders Trump yönetimini Merkez Bankasına faizleri yapay olarak düşük tutma baskısı yapmaktan alıkoyabilir. Yatırımcı güvenine aldırmayan bir sorumlulukla yürütülen bir politika, Merkez Bankasının bağımsızlığına böyle bir müdahale çok talihsiz mali piyasa sonuçlarına yol açabilir. Umarım, Türkiye’deki mevcut ekonomik krizinden çıkartılabilecek bir umut ışığı olarak diğerleri bundan doğru dersleri çıkartıp Türkiye’nin yaptığı aynı hataları yapmazlar. Ancak, üzücüdür ki, deneyimlerim bana her ülkenin kendilerinin farklı olduğunu ve Türkiye’ye olanların kendilerine olmayacağını düşündüğünü öğretiyor.” Diye yazdı.

Mike Sproul’un buna cevabı ise;

“Türkiye Merkez Bankasına gelince, Türkiye halen likidite problemi yaşarken ihtiyacı olan en son şey para politikasını sıkılaştırmak. Merkez Bankası elverişli değerlerdeki varlıklarına dayanmak kaydıyla mümkün olan tüm yollarla yeni para basmalı. Banka aynı zamanda Türkiye’nin kendi para birimiyle adlandırılmış tahviller almaktan da kaçınabilmelidir çünkü bu onları enflasyona karşı zayıf hale getirecektir.” Şeklinde oldu.

Amerikalıların bu yönlendirme çalışmaları ekonomimize karşı oynanan oyunları bir kez daha yüz üstüne çıkartıyor.

Ne var ki bu yönlendirme çalışmalarına imza atan ekonomistlerin bile birleştiği bir nokta Trump’ın söz konusu oyunları oynarken Amerikan ekonomisine de tamiri güç zararlar verebileceği hususunda birleşiyorlar.

Bu amaçla da Trump’ın vakit kaybetmeden Truman doktrinine yönelmesi gerektiği vurgulanıyor. Truman doktrinini kısaca hatırlatalım;

“Sovyetler Birliği lideri Stalin’in Türkiye’den Kars, Artvin ve Ardahan’ı [kaynak belirtilmeli] ve Boğazlarda askeri üs istemesi üzerine, Milli Şef de ABD’den askeri destek istemişti. Bu desteği vermeye hazır olduğunu belirten ABD, Truman Doktrini ile yardıma başlamıştı ama karşılığında Türkiye’de serbest seçimlere dayanan demokrasi düzeninin yerleştirilmesi ile Milli Şeflik, “5 yıllık kalkınma planları” ve Köy Enstitüleri gibi Sovyetler’den esinlenmiş uygulamaların kaldırılmasını talep etti.”

Yani son gelişmeler ışığında ABD’nin en büyük korkusunun Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşması ve yeni kurulmakta olan BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika Cumhuriyeti)’e üye olması ihtimali ABD’nin kabusu haline gelmiş durumda.

 

 

 

İlginizi Çekebilir

BM: “Peçe yasağı insan haklarının ihlalidir”

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komitesi, Fransa’daki peçe yasağının insan hakları ve dini özgürlüğün ihlali ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir