Bu kafa sanatçı kafası değil…

Sanatçı; içinde yaşadığı toplumun sahip olduğu güzellikleri; sanatı, estetiği, hakikati ortaya çıkarmak gibi bir sorumluluğu vardır. Kendi ülkesinin kutsallarıyla, kendi insanının inanç, kültür ve medeniyet değerleriyle çatışan sanatçılar, olsa olsa hokkabaz ya da militan olabilirler. Kendi ülkesinin, insanı ve değerleriyle barışık olanlar, öldükten sonra da sanatlarıyla yaşarlar. Arkalarından hayırla anılırlar.  Böyle tiplerin kaç tanesini hatırlıyor ya da anıyoruz, bugün. Tiyatrocusundan sinema oyuncusuna, edebiyatçısından siyaset adamına, kaç kişiyi hatırımızda tutuyor ya da hatırladığımız zaman hayırla anıyoruz. Bunlar da gidecekler, tıpkı öncekilerin gittikleri gibi. Ve geriden gelen nesil arkalarından belki de lanet okuyacaklar.

Sanatçının; iyiyi, güzeli, hakikati, erdemi, insanlığı ön plana çıkaracak faaliyetler içinde olmaları gerekirken; nerede pespayelikler, belden aşağı vurmalar, devlet ve siyaset adamlarına hakaretler, toplumun bir kesimini aşağılamalar, inanç ve ahlaki değerleri aşağılamalar; bu adamlar tarafından sanat olarak pazarlanıyor. Demokrasiyi, özgürlükleri, insan haklarını savunmaları gerekirken, hala askeri vesayetten medet ummaya devam ediyorlar ve bunu da sanat ve sanatçılık adına yaptıklarını söylüyorlar.

Sanat adına; önce zihinleri bulandırmaya çalıştılar, sonra kelimelerle oynayarak nesillerin kullandıkları dile operasyon çektiler. Bunu da sanat adına yaptılar. Kullandıkları dili dinlerken bile insanın yüzü kızarırken, bu adamlar kelimeleri kullanırken bile asla utanmadılar, hatta bundan; en pespaye hazları bile duyduklarını, hareket ve davranışlarına yansıttılar. Bu adamlarda utanacak yüz kalmadığı gibi, dünyaya bacaklarının arasından baktıklarının tipik örneklerini verdiler, veriyorlar.

Her ne hikmetse, kendileri gibi düşünmeyen insanlar iş başına gelince, akıllarına demokrasi geliyor. Ne var ki bu, kendilerinin anladığı militan demokrasidir. Demokrasi adına, hala darbe çığırtkanlığı yapıyorlar. Halkın yüzde elliden fazla oy alarak iktidara gelen cumhurbaşkanına, ayağından asmakla tehdit ediyorlar. Ne diyor adam; “Demokrasiye ulaşamazsak belki lideri ayağından asarlar, belki mahzenlerde zehirlenerek ölür, belki de başka liderlerin yaşadığı kötü sonları yaşayabilirler.”

Kimden söz ettiğimi anladınız sanırım. Sanatçıyım diye orta yerdegezen adamlardan, Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’den söz ediyorum. Bu adamlar, hızını alamayıp işi AK Parti seçmenine kadar götürüyorlar. “Artarak çoğalan bir gergedan virüsü” nitelemesiyle, bütün insanlara hakaret etmeyi insanlık olarak görmesi ise; Kur’an tabiriyle ‘Belhum Edal’ yani, çukurun ta diplerinde olduğunu gösteriyor. İşi burada da bırakmıyor, aynı hızla bütün seçmene “Ülkemizdeki gergedanlar yalnızca faşizmin ayak sesleri anlatan postallı gergedanlar değil; kökten dincilik gergedanları, etnik/kimlik ayrımcı gergedanlar ve onların bazı kollarıyla müthiş bir gergedan nesli büyüdü.” Diyerek soya çekimin son örnek türünü ortaya koymuş oluyorlar. Şimdi birisi çıksa; ‘beyim, siz hangi ormandan, kafesi kırıp kaçtınız? Dese haksız sayılır mı?

Tıpkı kendi türlerinin yaptığı gibi, bu işin sandıkla olamayacağını, başka demokrat enstrümanlar bulunması gerektiğini ifade ediyor. “Sandık esasında pek demokrat bir şey değildir, her şey sandıkta çözülmez.” Diyecek kadar militanlaşmış olan bu tiplerin karşısında insanlıktan söz etmenin bile faydasının olmayacağını görüyoruz. Çünkü onların garip bir insanlık anlayışı olduğunu “Bunların karşısında ancak insan olarak, insanlığımıza sahip çıkarak saf dışı etmek zorundayız. Başka çaremiz yok. Aksi halde bırakın sokakta hak aramayı, iç savaşa kadar gideriz.” cümlelerinden çıkarmak zor değil.

İnsanlara; “Artarak çoğalan bir gergedan virüsü” diyeceksin, sonrada insanlıktan bahsedeceksin. Bu nasıl bir insanlık anlayışı, bu nasıl sanatçılık? Amazonlardaki ilkel kabilelerin bile bir insanlığı var.

Bu kafa sanatçı kafası değil, olsa olsa fosilleşmiş ve militanlaşmış iskelet kafası olabilir.

 

İlginizi Çekebilir

Uludağ Üniversitesi kendi elektriğini üretecek

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) tarafından düzenlenen “Dünyada ve Türkiye’de Enerji ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir