İngiliz politikacı ve siyasi bilimler araştırmacısından ilginç iddia; “Hristiyan Türkiye AB’ye bugün girer.”

Türkiye, muhalifler, liderlerinin siyasi durumunu değerlendiren İngiliz politikacı ve siyasi bilimler araştırmacısı “Türkiye Hristiyan olduğu gün kayıtsız şartsız AB’ye alınır. Muhalefete verilen görev bu. Türkiye’yi Hristiyanlaştırmak, hiç olmadı İslam’dan uzaklaştırmak.” dedi. Adının açıklanmasını istemeyen araştırmacı bu çabanın Haçlı Seferleri’nden bu yana sürdüğünü de kaydetti.

Araştırmacıya göre Muhalefete verilen görev “Demokraside bir dış varlığın içeriye girip maksadını zorla dikte ettirebileceğine yeter biçimde bir çatlak oluşturmak. Böylece Batı bunu yardım için verilen bir işaret ışığı olarak algılayacak ve geçmişte olduğu gibi vekil hükumetlerini yeniden yerine koymak için çalışacak.”

Usta analizci ayrıca şunları söylüyor: “Bu yüzden şu anda içerideki muhalif varlığı kullanarak Türkiye’nin demokrasiyi yitirdiği ve İslam’ı pompalayarak din devleti yolunda ilerlediği algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. Muhaliflere ve muhalif lidere verilen görev budur. O yüzden de hangi seçimi kaybederse kaybetsin onun koltuğunu kaybetmesine göz yummazlar.”

Ancak bu siyasi bilimci Türkiye’yi ve mevcut iktidarı bir trene benzeterek “Tren hızını arttırdıkça platformlar bulanıklaşır ve nasıl düşünürseniz düşünün bu treni durdurmanızın artık yolu kalmamıştır. Yani ne kadar çaba sarf ederlerse etsinler artık Türkiye’yi durdurmak mümkün olmayacaktır.” Dedi.

————

Siyaset bilimcisi ve aynı zamanda politikacı olan bir dostum var. Zaman zaman denk gelir sohbet ederiz. Sağolsun geçen akşam yine beni ziyaret etti. Birlikte çay içip scone (İngilizlere mahsus bir tür sade çörek. Tereyağı ve reçel sürülerek çayın yanında yerler.) arası reçel yedik ve bol bol sohbet ettik.

Bu dostumla konuşurken konu Muhalefete ve Türkiye’nin ilerlemesine geldi. Kendisine “İngiltere’de bu kadar seçim kaybeden bir politikacı hâlâ partisinde lider olarak kalabilir mi?” diye sordum. Cevap basitti; “Hayır, kalamaz.” Bir soluk alıp çayını yudumladıktan sonra ekledi “Ama sizde durum başka. Sizde kalır. Normaldir.” Ben şaşkın şaşkın bakarken “Dinle bak.” Diye söze başladı ve uzun uzun anlattı.

Ancak bunları yazacak olursam adını vermeyeceğime dair söz aldı benden. O yüzden adını vermeden anlattıklarını aşağıda iktibas ediyorum;

“Türkiye Hristiyan olduğu gün kayıtsız şartsız AB’ye alınır. Muhalefete verilen görev bu. Türkiye’yi Hristiyanlaştırmak, hiç olmadı İslam’dan uzaklaştırmak. O yüzden gitmez…

Demokraside bir dış varlığın içeriye girip maksadını zorla dikte ettirebileceğine yeter biçimde bir çatlak oluşturulabilirse genel çoğunluk kuralı reddedilebilir. Tabii eğer bu zerre kadar mümkün olursa. Türkiye memleketin herhangi bir yöne, mesela İslami yöne, gittiğini gösterdiğinde Batı bir çatlak arayacak ve bu pozisyonu tersine çevirmeye çalışacaktır.

Bu Haçlı Seferlerinden bu yana böyle olmuştur. Bunun ortaya çıkmasını bekliyorlar ve çıktığını gördüklerinde gelip kendi yöntemlerini zorlamak için yeşil ışık yanmış olacak. Muhaliflerin bunun olmasını sağlayabilecek bir yol bulması gerekiyor. Aksi halde şu an bulunduklarından daha fazla bir karanlığa gömülecekler. Eğer Türkiye’nin bir tür İslami Devlet olma yoluna kaydığını ispat edebilirlerse Batı bunu yardım için verilen bir işaret ışığı olarak algılayacak ve geçmişte olduğu gibi vekil hükumetlerini yeniden yerine koymak için çalışacak.

Bu yüzden şu anda içerideki muhalif varlığı kullanarak Türkiye’nin demokrasiyi yitirdiği ve İslam’ı pompalayarak din devleti yolunda ilerlediği algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. Muhaliflere ve muhalif lidere verilen görev budur. O yüzden de hangi seçimi kaybederse kaybetsin onun koltuğunu kaybetmesine göz yummazlar.

Bu hükumetin treni, muhalif hayırcıların istasyonları ve hatta intihar saldırısı teşebbüsleri (16 Ağustos Fetö darbe girişimini kastediyor) dahi durduramadı. Ne var ki, ne kadar sıkı deneseler de dış gücü içeriye alabilecek bu çatlağı açamıyorlar. Türkiye’nin Batı sınırlarındaki İslam’ın Hristiyan Batı’ya hâkim olacağı korkusu İslam’ı onlara gönderen toplu göçü yaratan kendi Ortadoğu’ya hâkim olma aç gözlülüklerinden dolayı azaltılamıyor.  Bu onların hatasıydı ve Türkiye yüzyıllar önce olduğu gibi sadece anahtarı elinde tutmakla kalmıyor, gelişip güçlenmeye devam ediyor. Bunu yaparken de açgözlülükten, işgalden uzak, arkalarında büyük bir tolerans taşıyarak başarıyı sağlıyorlar.

Görmeyi reddeden gözler görmeyecektir ve Türkiye’nin etnik çeşitlilik batağından nasıl başarıyla sıyrıldığı onlar için anlaşılamaz durumdadır ve kafalarını iyice karıştırmıştır. Bu yüzden şu anda içerideki muhalif varlığı kullanarak Türkiye’nin demokrasiyi yitirdiği ve İslam’ı pompalayarak din devleti yolunda ilerlediği algısı yaratılmaya çalışılmaktadır. Muhaliflere ve muhalif lidere verilen görev budur. O yüzden de hangi seçimi kaybederse kaybetsin onun koltuğunu kaybetmesine göz yummazlar. Zaten yerine geçecek kişi de ancak benzer görevi üstlenecek biri olabilir.

Tren hızını arttırdıkça platformlar bulanıklaşır ve nasıl düşünürseniz düşünün bu treni durdurmanızın artık yolu kalmamıştır.”         

İlginizi Çekebilir

“Hakkari’deki patlamada hiçbir dış etki söz konusu değildir”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Hakkari’de üs bölgesindeki patlama ile ilgili olarak, “Namlu gerisinde oluşan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir