Şimdi sıra Diyanet’te

Cumhuriyet tarihinin başından beri; din, hep bir mesele olarak gündemin birinci sırasında yer aldı. Verili sistemin egemenleri, her şeyin sahibinin kendileri olduğunu, dolayısıyla kendileri neye ne kadar izin verirlerse, o kadarının yapılabileceğini dikte ediyorlardı. Dini alan da bu baskıdan kurtulmuş değildi. Hatta denilebilir ki, İslam dininin hep bir mesele olarak kalmasının asıl nedeni, dini alan üzerindeki jakobenizm etkisidir. Modernite adına, dini alanı protestanlaştırma projesiyle böyle bir manzara çıkarmıştır ortaya.  Sadece dini alanın, problem alanı olarak ortaya çıkmasıyla kalmamış, hu baskı din hizmetleri ve bu hizmetleri veren din görevlileri de bu problemin bir parçası haline getirilmiştir. Bu nedenle, doğru din anlayışının, doğru insanlar aracılığı ile insanlara anlatılmasının önüne engeller konulmuş oluyordu.

Bu problemlerin uzantısı, bugün, farklı sıkıntıları beraberinde getiren yeni bir problem alanına dönüşmüş olduğunu söyleyebiliriz.

Nitelikli din görevlisi, nitelikli bir yöntem, günümüz insanının zihnine hitap edebilen, güncellenmiş bir din dili sorunumuz var. Eğitim, bilgi ve kültür seviyesi epey ilerlemiş bir cami cemaatine, kırk-elli yıl öncesinin, dili, bilgisi ile din anlatılmaya çalışıldığı zaman, anlatılan bu dinin kime ne söyleyeceği konusu üzerinde durmak gerekir. Hele hele doğru bir dil bilgisi, sahih bir din bilgisi olmadan, bu dini, gelecek kuşaklara nasıl taşıyabilirsiniz ki. Yıllar yılı cami kürsüsünde din anlatmış, minberden Cuma hutbesi irad etmiş bir din görevlisi, elindeki metni, hala kendi mahalli şivesiyle okumaya devam ediyorsa, dili çok iyi bilen bir cami cemaati için bu anlatım ne ifade edebilir ki. Dahası, okuduğu Kur’an-ı düzgün okumayan bir din görevlisi, mihrabda, arkasında namaz kılan bir cemaate ne kadar huşu ve huzur verebileceği konusunu düşünmek gerekir.

İşin başka vahim yönleri de var. Din görevlisi, kendini yetiştirmek yerine, sekiz-beş mesaisi yapan bir devlet memuru gibi konuşlandırmışsa, bu din görevlisi, din adına kime ne verebilir? O zaman da meydan hep başkalarına kalıyor. Sadece başkalarına kalması bir tarafa, sahih İslam’ın yanlış anlatılması, merdiven altı din anlayışı gibi ciddi sorunları da beraberinde getiriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İl müftüleriyle yaptığı toplantı oldukça önemli mesajlar içeriyordu. Eskiden; devlet ve ricali, din ile kavgalı idi. Ama şimdi devletin en tepesindeki insan, bu konuyu dert edinerek, böyle bir toplantı yapıyor ve ciddi mesajlar veriyor ve bir o kadar da önemli uyarılarda bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, müftülere, ilahiyat ve İslami ilimler fakültelerinin dekanlarıyla yaptığı toplantıdaki konuşmaları, dini alana açık çek anlamına geliyor.

Konuşmanın bir bölümü şöyle: “Siyaseten biz, işin manevi mimarları olarak da sizler çok çalışacaksınız. Unutmayın kâinat boşluk kabul etmez. Hak ve hakikat yolcularının dolduramadığı alanı muhakkak şeytana kul köle olanlar dolduracaktır. İnsanlar, bilhassa da gençler şayet dini alandaki susuzluklarını sahih kaynaklardan gideremiyorlarsa, ister istemez sapkın yapıların pençesine düşeceklerdir. Nitekim ehliyet ve liyakat sahibi din âlimlerimizin ön plana çıkmadığı durumlarda neler olduğunu hepimiz gördük, yaşadık. Bizim hocalarımız inisiyatif almadığı zaman meydan FETÖ elebaşı gibi şarlatanlara, hurafeci cahillere, televizyonlarda sazlı-danslı program yapan soytarılara kalıyor. Dinle diyanetle, hatta ve hatta milletimizin asgari ahlak standartlarıyla bile bağlantısı olmayan şahıslar ortalıkta İslam adına ahkâm kesiyor. Arayış içindeki insanlarımızı da kurdukları bu tezgâha düşürebiliyorlar.”

Dini alanda; öteden beri yaşadığımız problemleri tekrar etmek istemiyorsak, Diyanet İşleri Başkanlığı; nitelikli din hizmeti vermek için kolları sıvamalı. Nitelikli din hizmeti için de nitelikli din görevlisi yetiştirmekle işe başlaması gerekir.

 

 

 

İlginizi Çekebilir

FETÖ elebaşı 19 ilde açılan 45 davada 1 numaralı sanık!

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, 19 ilde açılan 45 davada “1” numaralı sanık olarak yargılanıyor. Fetullahçı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir