Ben paralelci değilim!

Ekim ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili hazırlanan videonun sosyal medyada yarattığı etkiyi değerlendiren Saloni Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Özbek, Şehir Gazetesi’ne çarpıcı açıklamalarda bulundu. Adının paralelci iş adamı olarak anılmasına açıklık getiren Özbek, “Devletin içinde herhangi bir paralel yapılanma istenir mi? Böyle bir şey, bu ülkeyi yok eder. Devlet içinde devlet olmaz” dedi.

filiz

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili hazırladığı videonun yayınlanmasının ardından paralel yapıyla bağlarının olduğu iddia edilen Bursa iş dünyasının genç isimlerinden Saloni Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Özbek, çıkan haberlere tepki gösterdi. Başarılı iş adamı, “Yayınlanan videonun ardından paralelci olduğum yönünde çıkan haberleri asla kabul etmiyorum. Ben eleştiri hakkımı kullandım. Çünkü bize eleştiri hakkı verildi. Bunu Sayın Başbakan’ımız ve Cumhurbaşkan’ımız da ‘Katılımcı devlet yönetiminden, çoğulcu demokrasiden yanayız. Vatandaşlarımızın fikirlerini önemsiyoruz’ demiştir. Bunu biz milyon kere duyduk ağızlarından. Anayasamız da bunu hoş görüyor. Devletimin daha iyi olmasını istiyorum” değerlendirmesini yaptı.

‘BENİ KİMSE KUMANDA EDEMEZ’

Kendisinin kullanıldığı yönünde ortaya atılan iddiaları da net bir şekilde reddeden Haluk Özbek, “Yaptığım açıklamanın benim görüşlerimi yansıtmayıp, başkaları tarafından bana söyletildiği yönünde iddialarda ortaya atıldı … Ben üniversite mezunu adamım. Benim elime hiç kimse kalem-kâğıt veremez. Beni hiç kimse kumanda edemez. Yeri gelir överim, yeri gelir eleştirebilirim. Bu hakkımın bakî kalmasını istiyorum. Benim mektubum sonuna kadar okundu mu? Ben hükümet karşıtı bir adam değilim. Bu tip yapıların kökünün kesinlikle kazınması gerekiyor. Ama bunun, hukuk içinde adaletle yapılması lazım. Sapla saman ayırt edilerek yapılmalı. Parasal ilişkilerin resmi olduğu bir uygulama olmalı. Bu hükümet, yüzde 50 oy potansiyeli olan güçlü bir hükümet. Bunu yapabilir… Devletin dilinin biraz daha yumuşamasından yanayım. Ben devletime bakarak moral buluyorum” ifadelerini kullandı.

‘BU KADAR KOLAY HARCAYAMAYIZ’

Anlık bir gelişmeyle karalama kampanyaları başlatıldığını da kaydeden Haluk Özbek, “Bizim kraldan çok ‘kralcı’ problemimiz var. Belki bazen iyi niyetlerle büyük kırılmalar, karalamalar olabiliyor. Biz birbirimizi bu kadar kolay harcayamayız. Ben 41 yaşındayım, kişisel hatalarım olabilir ama planlı bir şey yapmamışımdır. Beni tanıyanlara sorun. Tanımayanlara sormanızı istemem çünkü yanlış şeyler söyleyebilir. Başarıyla ilgili kıskançlıklar olabilir. Diyelim ki ben hata ettim. Ben yine devletimin kollarına sığınmak isterim. Benim bir hatam varsa ‘Kardeşim doğru yol, budur. Buradan gitmeliyiz’ denmelidir. Bugün bu kadar problemimiz var paralel ile ilgili. Bugün yapılar yine istismara açık. Bu konuda iyi bir anayasal düzenleme yapmamız gerekmez mi? Yapıldı mı, adım atılıyor mu? Hala atılmadı ama atılması lazım. Bu tip konuların ilelebet çözülmesi lazım” ifadelerini kullandı.

‘MESAJIM, YANLIŞ ALGILANMAMALI’

Videoyla verdiği mesajının amacından saptırılmasına izin vermediğini de dile getiren Özbek, “İlgili haber ajansından bu açıklamanın yayına gireceği söyendi, kabul etmedim. Benim mesajımın onların mesajı gibi algılanmasını asla istemedim. Bu ülkenin ilerlemesine, gelişmesine destek için ben vatandaş olarak oy verdim. Ölümüne destekledim ve hala daha destekliyorum. Keşke güçlü bir MHP olsa, daha güçlü CHP olsa bu ülke kazanır. Güçlü ve doğru bir muhalefet olursa Sayın Başbakan’ımız Ahmet Davutoğlu’da rahat eder” ifadelerini kullandı.

‘VAKIFLAR İÇİN HUKUK ÖNEMLİ’

Paralel yapıyla ilgili gelişmeleri de değerlendiren Özbek, “Hiçbir yapının devletin üniter yapısına, demokrasiye ve Cumhuriyet’e zarar vermesine müsaade edilemez. Seçilmiş siyasete sabotaj yapma ihtimali olan hiçbir yapıya müsaade etmeyecek anayasal düzenlemenin acilen yapılması lazım. Ben iyi mesajlar bekliyorum. Çünkü vatandaş tedirgin. Vakıf’a destek adı altında para istenmiş. İtiraz edilmeden paralar verilmiş. Cemaat okullarına gelince… Okul bittiğinde ‘Sen bizim adamımızsın’ denmesini asla kabul edemem. Okulunu bitiren, Türkiye Cumhuriyeti’nin adamıdır artık. Vakfın hizmeti ise yapılır ve biter. Vakıf hizmeti veren bütün cemiyetlerin hukuk içinde düzenlenmesi lazım” diye konuştu.

‘VİDEONUN ZAMANLAMASI KÖTÜYDÜ’

Videonun içeriği hakkında da detaylı bilgi veren Saloni Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı, “Bu ülkenin vatandaşıyız ve bu ülkenin imkânlarıyla okumuşuz. Kendimiz için de, ülkemiz için de çalışmamız lazım. Ben ülkenin hızlı yol almasının, hızlı ve kalıcı gelişmesinin iyi eğitilmiş insanlardan geçtiğini düşünüyorum. O günkü videonun özünde de bu vardı. Liseli ve üniversiteli gençlerimizin önemsenmesi lazım. Öğretmenlerimizin önemsenmesi gerek. Benim derdim buydu ama başkaları başka yerlere çekmiş olabilir. Videonun zamanlaması kötüydü belki” açıklamasını yaptı.

‘SABOTAJ KABULLENİLEMEZ’

Paralel yapıyla ilgili yürütülen operasyonlara da değinen Haluk Özbek, “Önce, devletimizin ‘Paralel yapı nedir?’ sorusunun yanıtını vermesi lazım. O suçu tam tanımlayıp, ‘Bakın şu sınıfa girenler için biz kanun çıkardık cezalandırıyoruz’ demesi lazım. Onunla ilgili milat olmalı, tarih olmalı ve suç tanımı da olmalı. O suç tanımı, şu anda havada… Benim vatandaş olarak devlet bürokrasisinde ikinci bir kişinin elinde bir kumanda olmasını kabul etmiyorum. Devlet memuruna, seçilmiş insanlara sabotajı kabul etmiyorum. Cumhurbaşkanını, başbakanı ve diğer siyasileri vatandaş seçer, vatandaş gönderir. Onun dışında hiçbir güç gönderemez ve göndermemeli. Gönderenin de karşısında durmalıyız hep beraber” dedi.

‘BİZİM ÇOK EKSİĞİMİZ VAR’

Mücadelenin sadece paralel yapı ile sınırlı kalmaması gerektiğini de ifade eden Özbek, “Burada ‘Oy verdim sana ve 5 yıl eleştirmeyeceğim’ demek de doğru değildir. Oy verdikten sonra 5 yıl boyunca ‘Yaptığınız her şey süper ve doğru’ diyemeyiz. Paralelin dışında da bizim çok eksiğimiz var. Örneğin çevre politikamız… Avrupa Birliği’ne uyumla ilgili yasaklar şekillendiriyor bizim çevre politikamızı… Ben isterim ki bu problemi çözelim. İnsanların eşlerini dövmeleri, sokak ortasında birbirlerini öldürmeleri kabul edilebilir şeyler değil. Bunlar mücadele edilmesi gereken problemler değil mi? Paralel ile mücadele gibi bunlarla da mücadele edilmesi lazım. ‘Suç olan konular bunlardır’ diyebilmeliyiz. Şu anda onun tanımlanmasının net yapılmadığını düşünüyorum. Geçmişe dönük bazı insanları sadece paralelden dolayı mı cezalandırılıyor? Başka muhalif tavrından dolayı mı cezalandırılıyor? Burada da bizim kafamız karışıyor… Bunun da netleştirilip, ‘Senin suçun şudur, şu nedenle cezalandıracağız’ denmesi lazım” ifadelerini kullandı.

‘PARALELİN KARŞISINDAYIM’

Paralel yapılanmanın karşısında olduğunu net ifadelerle ortaya koyan Özbek, “Her atılan adım farklı yerlere çekiliyor. Türk milleti, Osmanlı’dan bu yana böyledir. Tefrikaya, ayrımcılığa, devlet içinde devlete, çirkin yapılanmalara müsaade etmez. Etmesin de hiçbir zaman! Kolay kurulmadı bu ülke. Onun için paralel yapı altında birileri usulsüz telefon dinlemesi yapıyorsa, seçilmiş siyasilere şantaj, sabotaj kuruyorsa en sert şekilde cezalandırılmalı. Emrini başka yerden alan kim olursa olsun, onun net anlaşılıp gereken yapılmalıdır” diye konuştu.

‘AK PARTİ BU ÜLKEYİ YÖNETEBİLECEK PARTİ’

Saloni Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Sahibi Haluk Özbek,’’Hala diyorum, bu partinin içindekiler bu ülkeyi yönetebilecek insanlar. Ama vatandaşın katkı koymakla ilgili ciddi anlamda sıkıntısı olabilir. STK’lardan beslenilmediğini de görüyorum. Yeterli değil. Önceden MÜSİAD’ta, TÜSİAD’ta daha fazla yoklama yapılırdı. Daha fazla ekonomiyle ilgili sosyal konularda ülkemizle ilgili sanki daha fazla fikir sorulurdu gibi geliyor bana. Ama bugün bunlar biraz azaldı gibi görünüyor. Ben bunların bir daha 3-5 yıl önceki zamanlarındaki gibi daha fazla istişare daha fazla huzurlu ve mutlu daha sevecen bir yapıyla bütün vatandaşların kucaklanmasından yanayım. Benim derdim bu’’ ifadelerini kullandı.

‘KUMANDASI BAŞKASINDA DEVLET OLMAZ’

Paralel yapılanmanın yaratacağı olumsuz etkilere de dikkati çeken Haluk Özbek, “Bizim devletimiz, büyük bir devlet. Bu devlet, bu tip problemlerde paralel ile mücadelede hemen çıldırmamalı. Başka dünya ülkeleriyle savaşmamız da gerekebilir. Aşırı hırçınlık fayda getirmez. Mutlaka acı çekersiniz ve içinize atarsınız. Vatandaşın psikolojisi, devletin üst kademelerine göre şekilleniyor. Bu nedenle moral ve motivasyona devam etmeli bizim devletimiz. Mutlaka problemlere de çözümler aramalı. Doğuda PKK problemi var. Devletimizin yanındayız hep beraber. Devletimize kimse diz çöktürebilir mi bu anlamda? Ya da devletin içinde herhangi bir paralel yapılanma istenir mi? Devletin içinde ayrı bir yapılanma olsun, kumandası başkasının elinde olsun… Böyle bir şey, bu ülkeyi yok eder” dedi.

‘HAYATIMI ARAŞTIRSINLAR’

Eleştiri hakkını kullandığına da dikkati çeken Haluk Özbek, “Bir insanı eleştirmek, ona zarar vermek ya da onu aşağılara çekmek demek değildir. Ben eksik tamamlamak istiyorum. Benim anlayışım bu… Çünkü hayatım, bunun ispatı. Haluk Özbek’in hayatı araştırılır, bakılır. ‘Adamın duruşu budur’ denir. Hiç kimse aynı siyasi görüşte olmak zorunda değil. Hiç kimse aynı dinden olmak zorunda değil. Herkes aynı ırktan olamaz. Alevisi, Sünnisi, sağcısı, solcusu bunların tamamını kucakladığımızda biz doğruyu buluruz” açıklamasını yaptı.

‘ALLAH O GÜNLERE BİR DAHA DÖNDÜRMESİN’

Kişisel görüş ve düşüncelerin belli kurallar ölçüsünde savunulması gerektiği mesajını da veren Özbek, “Üniversitelerde sosyal düşüncelere sahip hocalarımız da var, dindar kimlikli hocalarımız da var. Hepsi devletin asli kuralları içinde hareket ettiği müddetçe bizi ilgilendirmemeli. Onları tektipleştirmeye çalışırsak nelerle karşılaşacağımızı tahmin etmek hiç de zor değil. Geçmişte bu denendi ve ters tepti… O günlerde ben üniversitedeydim. Otobüsten indirilir genç kızlarımıza başörtüsü yoklaması yapılırdı. Ne kadar çirkindi… Allah o günlere bir daha döndürmesin. Tabii ki o noktalarda değiliz ama ben katılımcı, çoklu akla dayalı yapılardan yanayım. Bunun, tüm dünya için geçerli olduğunu düşünüyorum” dedi.

KARAMAN’DAKİ İSTİSMAR İDDİALARI…

Karaman’daki bir vakıf çatısı altında çocuklara yönelik cinsel istismar iddialarını da yorumlayan Özbek, “Söz konusu vakfa bu mal edilebilir mi? Asla mal edilmemeli. Ama bir adam öyle bir yuvalamış ki 100 küsur çocuğu taciz etmiş. Yapan, bununla ilgili boşluğu değerlendirdi. Oradaki hocaların eğitimiyle ilgili her yıl değerlendirildiği, eğitildiği ve psiko analize tabi tutulduğu yapının olması gerekmez mi? Yönetimle ilgili bir boşluk da olabilir ama istismarın olduğu yer de olabilir. Tepe yönetimleri yine çöpe atamazsınız. Çünkü bu kurum, vakıf hizmeti veren bir yerdir. Hayır, için kurulmuştur. Bütün vakıf için ‘Kötü’ diyemeyiz. Belki otorite boşluğu olabilir” dedi.

AİLE BAKANI’YLA İLGİLİ TARTIŞMA

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu ile ilgili tartışmalara da değinen Haluk Özbek, “Bakanımızın basına yansıtılan ‘Bir kereden bir şey olmaz’ ya da bu anlamı çağrıştıran sözünü çok eleştiriyorum. Hatalı bir söz ve asla bu söylenemez. Milyonlarca çocuğumuz var öğretmenlerimize teslim ettiğimiz… Maalesef son dönemdeki bu tip haberler, servis şoförlerinin rezilllikleri, öğretmenlerden duyduğumuz taciz haberleri had safhada şu anda. Aynı şekilde bizim bu tip problemlerle de mücadele etmemiz lazım. Onun için devletimizin daha mantıklı, daha sağduyulu politikalarla bu problemlerin tamamının adım adım çoklu akılla çözmesi gerekir. Benim beklentim bu. Aynı şeyi Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği için de söylüyorum. Orada da bir eksiklik oldu. Ama bunu, bütün derneğe mal edemezsiniz. Sevmediğiniz, desteklemediğiniz yer olunca yok edercesine eleştiriyoruz. Adamın o an görünen kusurunu söylemeliyiz. Düzelmesini sağlamalıyız. Bütün dernekler için geçerli bu. Benim bakışım bu” ifadelerini kullandı.

‘KUSURA SEBEP OLANLAR AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILMALI’

Hukuki düzenlemeler çerçevesinde alınacak önlemlere de dikkati çeken Haluk Özbek, “Önerim, bunların tamamının hukuken tanımlandığı bir düzenleme ortaya konmalı. Ondan sonra onların hizmetleri bu ülkeye, dünya insanlığına, topluma faydaları… Bunun üstünden yürümeli. Kusura sebep olanlarında ağır şekilde cezalanması gerektiğini düşünüyorum. Biz Türk adaletine geleceğimizi teslim ediyoruz. Bizim teminatımız hukuk olmak zorunda. Güvenimiz devam etmek zorunda. Orada bir hâkim, savcı, polis veya iş adamı hatalı bir iş yaptığında hepimiz kötü duruma düşeriz’ Ama bireysel hatalar büyük yapılara maal edilmemeli. Araştırması yapılmalı… Çok büyük kusurları var ise gereken yapılmalıydı. Bu vakıf yöneticileri bence hemen istifa etmeliydiler. Onlara bu yakışırdı. Belki hukuki bir ceza olmaz ama vicdanen bir sorumluluk hissedip ‘Arkadaş ben kusurluyum. İstifa ediyorum’ demeliydi” değerlendirmesini yaptı.

‘KILIÇDAROĞLU DAHA KİBAR OLABİLİRDİ’

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Aile Bakanı’yla ilgili sözlerini de eleştiren Özbek, “Ben Kemal Kılıçdaroğlu Bey’i de severim. Ama hatalı bir cümle kullandı. Karşı taraftan muhafazakar kimliğin kullandığı cümleden 5 kat daha çirkindi bence. Bizim ona ‘Kemal Bey, sen bu kimlikte bir adam değilsin. Keşke böyle söylemeseydin’ denseydi o zaman bir işe de yarardı. Büyük siyasilerimiz birbirine girince toplum birbirini vuruyor. Onların bize itidal çağrısı yapması lazım. Onların bize iyi geçinme, huzurlu yaşama çağrısı yapması lazım. Ama yine de gelecekten ümitliyim. Müslüman toplumların demokrasiye daha fazla sahip çıkması lazım. Parlamenter sisteme hep beraber sahip çıkmalıyız. Seçilmiş insanlarımıza görüşümüz ne olursa olsun saygıyla yaklaşmalıyız. Fayda sağlamayan eleştiriden kaçınmalıyız’’ açıklamasını yaptı.

‘BAŞBAKAN BU ÜLKE İÇİN KAZANÇ’

Siyasilerin söylemlerine dikkati çeken Özbek, ‘Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan’ımız ‘Biz Nobel alacak gençler yetiştireceğiz’ dedi. Sayın Başbakan’ımızın bu konuda hazırladığı 12 maddelik manifestosu vardı. Onu çok beğeniyorum. Sayın Başbakan’ın bu eğitimci kimliğinden de kaynaklanan yönünü Türkiye için kazanç olarak görüyorum. Ama genel yapı içerisinde biraz daha eğitimin, bilimin, sanatın, kültürün önemsendiği bir ortamı biraz daha hissetmeliyiz. Devletin yüzlerce başka konuları da var. Bir suçu bir adam işlediğinde ‘Bu adam suçlu’ dersiniz ama öğretmenler çok fazla suça bulaşıyorsa o zaman orada yapısal bir problem var demektir. O zaman meselenin yapısal olarak çözümlenmesi lazım. Bu tip haberlerin de temkinli şekilde servis edilmesi, toplum üzerinde yaratacağı psikolojik etkileri de düşünmek gerektiği görüşündeyim. Bu haberlerin suça teşvik ettiğini düşünüyorum” diye konuştu.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir