Manyetik alışverişe Endülüs Park’la son!

Yabancı yatırımcının artan talepleri, inşaat sektörünü adeta uçuşa geçirdi. Artan konut fiyatları yeni imar alanlarının olmamasına bağlanırken sektörün önde gelen temsilcilerinden Endülüs Park, Bursa’nın ilk ve tek, üstü açılır-kapanır alışveriş merkezi olarak 11 Mayıs’ta kapılarını açmaya hazırlanıyor. Açılış öncesi Şehir Gazetesi’ne açıklamalarda bulunan Endülüs Park Kurucu Ortağı Mustafa Barutçuoğlu, “’Konutlarda yaşam, başlamak üzere. Bursa’ya otel konforunda ve rahatlığında bir projeyi hayata geçiriyoruz” dedi.

 

filiz

 

 

Türkiye’nin son yıllarda yabancı yatırımcının gözdesi haline gelmesi, inşaat sektöründe yüzleri güldürüyor. Sektörün önde gelen firmalarından Endülüs Yapı’nın kurucu ortaklarından Mustafa Barutçuoğlu, 11 Mayıs günü saat 11.00’de açılışını yapacakları Endülüspark Alışveriş Merkezi (AVM) ve konut projeleriyle ilgili merak edilenleri Şehir Gazetesi’ne anlattı.

 

AVM, 11 MAYIS SAAT 11’DE AÇILIYOR

Toplam 95 bin metrekarelik inşaat alanına sahip projede AVM kısmının 55 bin metrekareyi kapsadığını anlatan Mustafa Barutçuoğlu, 250 rezidansın oturmaya hazır olduğu açıklamasını yaptı. 100 konutun satışının devam ettiğinin de altını çizen Barutçuoğlu, “AVM ise 11 Mayıs’ta hizmete açılacak ve alışveriş başlayacak. Projede çevre dostu sistemler tercih edildi. Bu sayede enerji tüketimi en aza indirilecek. Müşteriler elektromanyetik alana maruz kalmadan açık havada alışveriş yapabilecek. Endülüs Park projemizde sistem, rutubetli ortama duyarlı. Bir dakika içinde paneller kapanıyor” açıklamasını yaptı.

 

‘ARSA İÇİN EN UYGUN PROJE,

KONUT VE ALIŞVERİŞ MERKEZİ’

Endülüs Park’ın kuruluş hikayesini de anlatan Barutçuoğlu, “1990 yılında aldığımız bir fabrikaydı orası. Bursa’nın gelişeceğini, Mudanya ve İzmir Yolu istikametinde ilerleyeceğini 1978’li yıllardan beri tahmin ediyordum. O zaman da bütün yatırımlarımı kentin bu tarafına yaptım. Yani Bursa’nın batıya doğru gelişme kaydedeceğini düşünüyordum. Bundan 5 yıl önce İstanbul’da gayrimenkul değerlendirme şirketine arazi ile ilgili ‘Buraya ne yapalım’ sorusuna cevap aramak üzere bir araştırma yaptırdık. Bunun sonucunda bölgede bu arsa için en uygun projenin konut ve alışveriş merkezi olacağı fikri ağırlık kazandı.  Aralık 2012’de ruhsatı alarak Mart 2013’te inşaata başladık. İnşaat sürecini Bursa kamuoyu, yakından takip etti. Çünkü göz önünde olan bir yer… Günde 100 bin araç geçiyor önümüzden” diye konuştu.
‘DEMOGRAFİK YAPIYA GÖRE

YATIRIM PLANLADIK…’
Bursa’nın gelişimi açısından gelir düzeyinin yüksek olduğu bölgedeki bu yatırımda demografik yapıya göre yatırımı planladıklarını kaydeden Barutçuoğlu, “Alışveriş merkezinin çevreye ve insana, kültüre saygılı bir anlayışla 2 katlı açık alanları olan, insanların rahat nefes alacağı bir ortam yaratmayı planladık. Bursa’da üstü açılıp kapanabilen, doğayla iç içe yaşanabilen bir alışveriş merkezi kurduk.  Çok kat yapmadık otopark için… Önde geniş bir alan bıraktık. İçeride dolaşırken elektromanyetik dalgalarda insanlar boğulmasın istediki. Bu yüzden üstü açılan bir AVM yaptık. Bir caddede alışveriş yapar gibi dolaşır gibi, rahat dolaşacağı bir ortam yarattık” ifadelerini kullandı.

 
FASTFOOD ZİNCİRİNE YER YOK!
Kurdukları alışveriş merkezinde fastfood zincirine yer vermediklerini de vurgulayan Barutçuoğlu, “Restoran ve kafeteryalarımızda insanların rahatça oturup arkadaşlarıyla sohbet edebilecekleri, yemeklerini yiyebilecekleri, çıkıp alışverişlerini yapabileceği bir ortam oluşturduk. Yani huzur ortamı oluşturmaya çalıştık. İnşallah açıldığında bu huzur ortamını yaşayanlar hissedecekler. Olumlu tepkiler alacağımızı düşünüyorum. Çevre duyarlılığı, insan duyarlılığı çok önemli… İnsana hizmet ediyorsanız bu hizmetinizi tam yapmaya gayret göstermelisiniz. Biz de bunu yaptık” ifadelerini kullandı.

 

‘AKILLI EV SİSTEMİ GETİRDİK’
Projenin iki bölümden oluştuğuna dikkati çeken Mustafa Barutçuoğlu, “Alışveriş merkezi ve konut bölgesi öne çıkıyor. Konutta 250 daire var ve bu daireler, rezidans konseptinde yapıldı. Bir insanın rahat yaşayabileceği, ailelerin yaşayabileceği ortam yarattık. Bursa’da ilk defa gerçek manada akıllı ev sistemini getirdik. ‘Bursa’nın Yükselen Yıldızları’ adlı yarışmada ‘en akıllı ev sistemi’ olarak projemiz ödül adı. Burada direk cep telefonunuzdan sinyal komutuyla kumanda edeceğiz bir yapı var. Cep telefonundan ısıyı kontrol edeceğiniz, lambaları kapatacağınız, komut vereceğiniz bir sistem var” diye konuştu.

‘YABANCIYA SATIŞ YAPMADIK’
Akıllı ev sistemini detaylandıran Barutçuoğlu, “Yemek siparişleri için telefonunuzun ana kumanda panosundan restoran hizmeti alabileceksiniz. Temizlik hizmetleri de verilecek. Tabii bunlar 12’nci aydan sonra başlar. Doluluğun sağlanması lazım ki bu hizmetler ekonomik olsun. Bir otel hizmeti gibi temizlik, yiyecek- içecek her türlü hizmeti verecekler burada. Arabanız için vale hizmeti yapan arkadaşlarımız olacak. Diğer taraftan biz şu ana kadar hiçbir yabancıya da konut satmadık. Bir hedef kitle, pazarlama kitlesi planladık ve ona yönelik çalıştık. Burada bir yaşam alanı sürüyoruz. Buradaki AVM’ye de hareket getirsin istiyoruz. Dolayısıyla burada yaşayanların paylaşan bir nüfusu oluşturması lazım” dedi.

‘DAİRE ALANLARIN KÂRI YÜZDE 22’
Konut sektörüyle ilgili değerlendirmesinde yabancıya konut satışının maket üzerinden daha avantajlı olabildiğini de belirten Mustafa Barutçuoğlu, “Bize de baştan çok talep geldi ama doğru insanları bulmak lazım. Aksi halde çok yanlış olaylar çıkabilir. Dolandırmalar olabilir. Yani Arapları da dolandıranlar çıkıyor. Diğer şirketlerimde dış ticaret yaptığım 80 ülke var. Mal satıyorum ama ona göre bir altyapım var. Ancak bu alanda henüz organize olmamışsak girişimde bulunmak çok yanlış olur. O bakımdan biz biraz temkinli davrandık. Doğru da yaptığımızı düşünüyorum. Burada çok reel manada satın alanlar, kazançlı çıktı. Geçen sene enflasyon arındırılmış daire alanları kârı yüzde 22’ydi” açıklamasını yaptı.

‘ALIM GÜCÜ ARTIYOR’

Küresel ekonomideki gelişmeleri de değerlendiren Mustafa Barutçuoğlu, “Dünya genelinde ekonomik gelişmelere baktığımız zaman bir büyüme olduğunu görüyoruz. 2002’den 2008’e kadar paraya ulaşım kolaylaştı. Ortalama talep fazlası arz olduğundan para ucuzladı. Bu da ekonomik büyümeyi beraberinde getirince dünyada refah düzeyi yükseldi. Yani 2000 yılı öncesine bakın… Piyasadaki araç modelleriyle bugünümüzü kıyaslayın… Birçok evde 3-4 araç var. Bu genel olarak gelir düzeyimizin arttığını gösteriyor. Zaten Türkiye İstatistik Kurumu’nun ortaya koyduğu rakamlara baktığımız zaman da Türkiye’de milli gelir, 2002’de 3 bin dolar mertebesindeyken bugün 10 bin doları aşmış durumda. Ne demektir bu? Türk insanı alımda daha iyi seviyeye gelmiş demektir” ifadelerini kullandı.

‘BURSA’DA 250 BİN KİŞİ, ÜST GELİR

GRUBUNU TEŞKİL EDİYOR’
Türkiye’nin ekonomi karnesini de yorumlayan Barutçuoğlu, “Cumhuriyet döneminden beri hep aynı ama 17’inci büyük ekonomisiyiz dünyanın… Onun dışın enflasyonun kontrol altına alınması ve bankacılık sektörünün dışarıdan kolay para bulup kullandırabilmesi, tüketicinin iştihanı kabartmıştır. Gelir düzeyinin üstünde de bazen insanlar borçlanarak daha iyi yaşamayı seçmişlerdir. Bunun da etkisiyle bugünkü pazar doğdu ve ilgi arttı. Ayrıca 2,5 milyonluk Bursa’da 250 bin kişi de üst gelir grubunu teşkil ediyor. Esnaf, sanatkar, iş sahibi ve sanayicinin alım gücü zaten iyi” değerlendirmesini yaptı.

 

KONUT SEKTÖRÜNE NASIL GİRDİ?
Müşteri profiline bakıldığında genellikle üst gelir grubunun öne çıktığının altını çizen Endülüs Park kurucu ortaklarından Mustafa Barutçuoğlu, konut sektörüne girişi için “Müşteri profilinde sanayici, doktor, avukat ve mali müşavir gibi üst gelir gruplarının bulunduğunu görüyorsunuz. Bu bölgede site anlayışı geldi. Oradan da rezidans anlayışına doğru gidiyoruz. Havuzları, sosyal donatıları olan evlerde oturmayı tercih ediyorlar. O da bu bölgede var. Ben bu projeyle konut sektörüne girdim. Bugüne kadar Bursa’ya değişik projeler kazandırmış bir iş adamıyım. BTSO Meclis üyeliğim sırasında Serbest Bölge, Oda’nın yapılması, Tekno Kent’in yapılması tamamen benim şahsi girişimlerim ve Meclis üyesi arkadaşlarımın destekleriyle olmuştur. Oda Yöneti’min dışında aldığımız kararlarla yapılan yatırımlardır. Bursa Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri ve İş Adamları Derneği BOSİAD’ı  kurarak buradaki ayrışmayı da sağladım. Tabii ki bu vizyon çerçevesinde inşaata girdik. İnşaatta da kötü bir şey yapmamız mümkün değil. Sahip olduğumuz bir misyonumuz var. O misyona uygun şekilde çalışmak zorundayız ki yüzde 70 bunu yakaladığımı düşünüyorum. Kalitede, proje bazında ve diğer imkânlarıyla beraber bu vizyona uygun bir proje geliştirdik” ifadelelerini kullandı.

 

‘BURSALI OLMAYANLARI

RAKİP GÖRMÜYORUM’
Bursa için inşaat sektöründe ciddi firmalara ihtiyaç olduğuna da dikkati çeken Barutçuoğlu, “Bursa dışından gelenler, kente tam adapte olamıyorlar. Bursa’nın kendine has, tutucu bir tarafı da var. İstanbul ile kıyaslandığı zaman projelerin fiyatlandırmaları arasında ciddi farklar var. Dolayısıyla adaptasyon sorunu yaşıyorlar. Dışarıdan gelen firmalar, burada büyüyen firmalar kadar şansı olmuyor. Ben, rakip olarak onları görmüyorum. Bursa’ya bir vizyon katmaları bakımından yeterli olduklarını düşünmüyorum . Para kazanmak, birinci amaç değil. Kaliteli hizmet, önemli. İyi bir ürün ürettiğiniz zaman mutlaka müşteri gelip buluyor. Zaten serbest piyasa ekonomisinde müşteri, fiyatı bir bakıma tayin ediyor. Bu gerçekten hareketle, Bursa’daki konut sektöründe daha yapılacak çok iş var” diye konuştu.

 

‘KENTSEL DÖNÜŞÜM İÇİN PARA LAZIM’
Kaçak yapılanma konusunda gelinen son noktayı da değerlendiren Mustafa Barutçuoğlu, “Bursa’nın kaçak inşaattan dolayı plansız yapıya sahip olması, kentteki konut yapısının değişmesi gerektiğini zaten bize gösteriyor. Ancak kentsel dönüşümle ilgili çekincelerim var. Kentsel dönüşümle ilgilibir yasa çıktı. Eksiklikleri de olmakla beraber iyi bir yasa… İşi kolaylaştırıyor. İkincisi, kentsel dönüşümün 3 ayağı var… Birincisi yasal alt yapı, ikincisi müşteri profili, üçüncüsü de iş yapan kişi… Buna dördüncü ayak lazım, onu mutlaka kurmak gerekir. Yani bu iş, 3 ayakla gitmez. Dördüncüsü de finansman, yani para… Kentsel dönüşümde bana göre bankaları işin içine sokmak lazım. Türkiye, geçmişi itibariyle tecrübeli bu konuda.  Emlakbank vardı, emlak işlerine ağırlık vermişti. Hatta Emlakbank’ın yapısı duruyor. Öyle bir bankayı bu kentsel dönüşüm projelerinde finansör yapmak lazım. Hazine destekli projeyi alan müteahhitin hakediş usulü yaptığı kadar para vermesi lazım. Bütün satış gelirlerini kendisi toplaması lazım. Hatta gerekirse fark varsa o farkı da kredilendirerek  projenin sağlıklı bir şekilde yürümesi sağlanmalı” dedi.

 

‘BURSA’NIN 4’TE 3’Ü KAÇAK’
Hızla artan nüfusun kaçak yapılanmayı da beraberinde getirdiği mesajını veren Mustafa Barutçuoğlu,”1978 yılında Bursa’ya geldiğimde Karaman Mahallesi, köydü. Nüfus, 150 bindi o zaman. Her seçim döneminde bu binalara elektrik ve su verildi. 4’te 3’ü kaçak Bursa’nın… Bu kaçak yapılardan öyle bir rant sağlanmalı ki adamın 3 katını yıktığın zaman en azından düzgün 3 daire vermelisin. Onu verecek bir yapılanma gerekir. Onu yapmazsanız kesinlikle inşaat yapamazsınız. Kentsel dönüşüm, en hızlı Ataevler de yapılıyor. Çünkü orada imar problemi yok. Kat mülkiyeti konmuş, hukuki problem yok. Dolayısıyla adam, 4 daireyi yıkıyor 5 daire alıyor. İlave artış ile müteahhit, kârını da alıyor. 25- 30 milyar da daire başına kâr koyuyor.  Ama diğer taraflarda kaçak yapıların olduğu yerde bunu yapabilmek mümkün değil. Önce yasal olarak düzenlenmesi lazım. Altyapısının hazırlanması lazım” açıklamasını yaptı.

 

‘KÂR OLMAZSA KİMSE GİRMEZ’
Kentsel dönüşüm konusunu önemsediğini dile getiren Barutçuoğlu, “Burada bizim gördüğümüz bir şey var. Belediye, kentsel dönüşümü desteklemek için yüzde 5 emsal verdi diyelim… 2 emsal olduğunda yıkıp da yeniden yapılırsa 2,5 kat yapılıyor. Bu da mahkemeye takıldı, iptal davası açıldı… Burada esas olan, kentsel dönüşümde yüzde 50’yi kaldıracak olan yerler var, yüzde 30’u kaldıracak yerler var. Bulvar üzerindeki bir yer, yüzde 50’yi kaldırabilir. Öyle yerler de var ki daire fiyatı 100-150 bin TL… Buralarda nasıl kentsel dönüşüm yapılır? Yani orada farklı bir yöntem izlemek lazım. Ekonomik altyapıyı, kârlılık oranını ayarlamak lazım. Kâr olmazsa kimse girmez” diye konuştu.

 

‘TABAKHANELER, KâRLI DEĞİL’
Tabakhane bölgesindeki kentsel dönüşüm projesinin de değerlendirmesini yapan Barutçuoğlu, “Bana da geldi o proje… Orada beklentilerle hareket edilince farklı şeyler çıkıyor. Ben baktığımda hiç de kârlı görmedim. Orada kime kaça satacaksın daireyi? Bir Balat değil orası… Orada 3+1 daireyi 500 bin liraya satamazsın. 3 tane binayı yıkıp yerine 2 bina yaptığın zaman bir getirisi olmaz. Komple alanı yeniden imar ile plan yapıp onu etap etap dağıtabilirsin. Devlet olarak kontrol edilmesi şart. Vatandaşa da güvence verilmesi gerekiyor. Bu işin 4 ayağını oluşturup, sağlam bir şekilde gitmek lazım. Yoksa Balat’taki arsayla Millet Mahallesi’ndeki arsa arasında ne fark var? Sadece oturan insanlar farklı” dedi.

‘FOREKAZIK ÇAKILMASI

GEREKEN YERLER VAR’

Son olarak deprem gerçeğine de değinen Mustafa Barutçuoğlu, “Türkiye’deki çarpık yapılanmanın sonlandırılması, olabilecek bir deprem riskine karşı insanlarımızın korunması için elzem. Depreme karşı dayanıklı bina yapmak, mühendislik işidir. Forekazık da tek çözüm değildir. Değişik şekilde bunun mimari stratejik çözümleri vardır. Binalar yapılırken kazık çakmak gerekirse kazık çakılır. Zemin sağlam değilse ona göre stratejik hesaplaması yapılarak düzgün bir şekilde o proje yapılır. Forekazık, sadece gevşek zeminler içindir. Bursa’da forekazık çakılması gereken yerler vardır. Biz Endülüs Park Projesi’nde sağlam zemine indik ve oradan yükseldik. Bazı bölgeler var ki kumsaldır. Carrefour civarında mesela kazık çakmak zorundasın. İnşaat yapanlar kazık çakıyorlar” ifadelerini kullandı.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir