Arınç bu işin neresinde?

Bülent Arınç’ın, kozmik odaya girilmesini sağlayan “Bana suikast düzenlenecek” iddiasının asılsız olduğu anlaşıldı. TSK’nın 50 yıllık devlet sırlarının önce Ankara Cumhuriyet Savcısı Bilgili daha sonra da firari hakim Kayan’a ulaşması sağlandı. FETÖ’nün devlet sırlarına ulaşmasını sahte ihbar, Arınç’a dair akıllarda yeni soru işaretleri uyandırdı.

 

 

 

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başmüfettişliğinin raporu, 2009 yılında Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nca girilen “kozmik oda”da neler yaşandığını gündeme getirdi. Dönemin Başbakan Yardımcısı olan Bülent Arınç’ın, “Bana suiklast düzenlenecek” açıklamaları kozmik odanın kapılarını açtırmıştı. Oysa HSYK Başmüfettişlerinin raporu, söz konusu ihbarıbn asılsız olduğunu ortaya koydu.  Rapor, Arınç- FETÖ ilişkisine dair akıllara yeni soru işaretleri getirdi.

KOZMİK ODANIN ANAHTARI SUİKAST YALANI

HSYK Başmüfettişliğince hazırlanan raporda, açığa alınan savcı Mustafa Bilgili tarafından, olay tarihinde suikaste uğrayacağı iddia edilen Bülent Arınç’ın ikametinde veya Ankara’da bulunup bulunmadığına dair herhangi bir araştırma ve incelemenin yapılmadığı vurgulandı. Şüphelilerin yakalandıkları noktadan, suikast yapılacak yeri görüp göremeyecekleri hususlarının da araştırılmadığına dikkat çekilen raporda, savcı Bilgili tarafından yürütülen soruşturmada, maddi gerçeği ortaya çıkarmaya yönelik, delil araştırması yoluna da gidilmediği ifade edildi.

KOZMİK ODADA NELER VARDI?

Odalardaki belge ve arşiv kayıtları, devlet sırrı niteliğinde, devletin güvenliğiyle ilgili doğrudan bilgiler içerdiğinden bu odalara giriş izni verilemeyeceği tespitlerinin yer aldığı tutanaklarda, “Bu açıklamaya rağmen Hakim Kadir Kayan tarafından bugüne kadar yapılan incelemelerden 1970’li yıllardan günümüze kadar yüklenen suçla ilgisi olmayan devlet sırrı niteliğindeki tüm bilgilere nüfuz edilmiştir” ifadeleri dikkati çekti

GENEL KURMAY GİRİŞİ ENGELLEMEK İSTEDİ

Genelkurmay Seferberlik Tetkik Dairesi Başkanlığınca yazılan yazıda, binanın 1. katında bulunan 11 ve 16 numaralı çift kilitli çelik kapılarla muhafaza edilen odalardaki bilgi, belge ve arşiv kayıtlarının devlet sırrı niteliğinde, devletin güvenliğiyle ilgili doğrudan bilgiler içerdiğinden Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 125. maddesi gereği cumhuriyet savcılığına bu odalara giriş izni verilemeyeceği belirtildi. Bunun üzerine Bilgili yerine dönemin Ankara Hakimi Kadir Kayan, 26 Aralık 2009’da Genelkurmay Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı 11 ve 16 nolu odalarda arama yapmaya başladı. Kayan’ın 20 gün süren araması sonucu CD, dosya ve hard disklerden oluşan “gizli belgeler” dışarı çıkarılarak, bugün FETÖ ile bağlantılı oldukları tespit edilen TÜBİTAK uzmanı bilirkişilere çözümletildi.

SAHTE İHBAR TUTANAĞI DÜZENLENDİ

Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğince HSYK’ya başvurularak, soruşturmaya karışan hakim ve savcılar hakkında, “19 Aralık 2009 tarihinde sahte olarak düzenlendiği anlaşılan ihbar tutanağı ile başlayan ve kamuoyunda ‘kozmik oda’ olarak bilinen soruşturmada, Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığında, içerisinde ‘devlet sırrı’ niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan 11 ve 16 nolu odalarda yer alan, devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri, hukuka aykırı yollarla, siyasal ve askeri casusluk maksadıyla temin ederek, başka kişilere açıklamak yoluyla işlemiş oldukları eylemlerden dolayı” işlem yapılması istendi.

SAVCI BİLGİLİ HAKKINDA YAKALAMA KARARI ÇIKARILDI

Hakim ve savcılardan Seferberlik Tetkik Daire Başkanlığında görev yapan askerler de şikayetçi oldu. HSYK Başmüfettişliğince, Ankara Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili, eski Ankara Cumhuriyet Savcısı, Trabzon Cumhuriyet Savcısı Şadan Sakınan, Ankara Hakimi Hasan Şatır, emekli Hakim Selahattin Türkeli, Ankara hakimleri Nihal Uslu, Halil İbrahim Kütük, Abdullah Bahçeci, eski Ankara Hakimi, halen Denizli Hakimi Dündar Örsdemir hakkında soruşturma başlatıldı ve bu kişiler soruşturma tamamlanıncaya kadar görevden uzaklaştırıldı. Bu kişiler hakkında, FETÖ’nün darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltı kararı da verildi. Bulunamayan Mustafa Bilgili hakkında yakalama kararı çıkarıldı.

FİRARİ HAKİM KAYAN DEVLET SIRLARINI ELE GEÇİRDİ

Kayan’ın aramaları sürerken, 3 Ocak 2010 tarihli tutanakta, “Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında kozmik evrakların bulunduğu 11 ve 16 nolu odaların Hakim Kadir Kayan tarafından incelenmesine 27 Aralık 2009 günü saat 00.15’te başlanılmıştır. Genelkurmay Başkanlığının tutanaklarında arama işleminin soruşturma konusu fiille sınırlandırılması, aramanın en kısa sürede tamamlanması konularının Kayan’a hatırlatıldığı da belirtildi. Bilinçli ve karara aykırı olarak arama süresinin uzatıldığı kanaati oluştuğu aktarılan tutanaklarda, Kayan’ın, soruşturma konusuyla ilgisi olmayan, “Ankara’da işlenen cinayetler, Ahmet Taner Kışlalı, Hablemitoğlu, Uğur Mumcu, Danıştay, şüpheli şahıslar, zararlı şahıslar, tatbikat, şifahi emirler, komutan emirleri, gerçek görev, maskeli görev, maske mazereti, haftalık rapor, kişiye özel notlar, özel görev, özel personel, haber toplama planı, bölge etüdü, cami çalışmaları ve kilise” gibi ibarelerle aramalar yaptığı kaydedildi. Tutanakta bahse konu anahtar kelimelerin ve yapılmak istenen işlemin soruşturma konusuyla ilgili olmadığı, bunun yetkinin aşılması anlamına geleceği ve suç teşkil edeceğinin hatırlatıldığı, Kayan’ın ise “hangi belgenin devlet sırrı olduğu, hangisinin suçla ilgisi olduğu konularındaki değerlendirmenin tamamen kendisi tarafından yapılacağını” beyan ettiği ve aramasını sürdürdüğü vurgulandı.

BİLİRKİŞİLER DE ÖZENLE SEÇİLDİ

Raporda, cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasında devlet sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri inceleme yetkisi bulunmadığından, bu aşamada bahsi geçen şekilde talepte bulunulmasının da yasal mevzuata aykırı olduğu vurgulandı. Bilgili’nin, hakim Kayan tarafından başlatılan aramalar sürecinde, sürekli kozmik odaların bulunduğu yere geldiği anlatılan raporda, bu süreçte Kayan ile sürekli konuştuğu, bilirkişilerin seçimlerine ilişkin de görüşmeler yaptığı belirtildi. Raporda, Bilgili’nin ifadesini aldığı şüphelilere, kozmik odadan hakim Kayan tarafından çıkarılan devlet sırrı niteliğindeki belgelere yönelik sorular sorduğu, bu şekilde bu belgelerden haberdar olduğunun anlaşıldığı ifade edilerek, soruşturma dosyasına konu suç ve suçlamalar ile ilgili olarak ise şüphelilere kapsamlı sorular sorulmadığı kaydedildi.

BELGELER ALBAY KÖSE’YE VERİLDİ

Raporda, söz konusu bilgi ve belgelerin FETÖ’nün darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan Genelkurmay Adli Müşaviri Albay Muharrem Köse tarafından Bilgili’ye teslim edildiği bildirildi. El konulan “imaj hard disk” içerisinde, yürütülmekte olan soruşturmayla ilgili bilgi veya belgelerin bulunmadığı, bulunması halinde dahi soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısı tarafından söz konusu bilgi ve belgelerin incelenemeyeceği vurgulanan raporda şu değerlendirmelere yer verildi: “Yapılan tüm bu tespitler neticesinde, savcı Bilgili’nin, içeriği sahte olarak düzenlenen ihbar tutanağına dayanarak, savunmada ileri sürülen delilleri araştırmadan, soruşturma kapsamındaki şüphelilerin savunma haklarını da açıkça ihlal ederek, lehe yönünde delil toplama görevini de yerine getirmediği anlaşılmıştır. Bilgili’nin yanlı olarak hazırlanan kolluk değerlendirme tutanaklarına itibar ederek, dosya içeriğiyle örtüşmeyen zıt bir şekilde yapılan yorum ve değerlendirmelerle, içerisinde devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığındaki 11 ve 16 nolu arşiv ve çalışma odalarında, hukuka aykırı yollarla, makul şüphe bulunmamasına karşın, arama ve el koyma yaparak buradaki bilgi ve belgeleri temin ettiği belirlenmiştir. Bilgili’nin, elde ettiği bu bilgi ve belgeleri soruşturma kapsamında herhangi bir görev ve yetkisi bulunmayan, FETÖ/PDY içerisinde yer alan, ‘Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy, Ergenekon ve OdaTv’ gibi davalarda bilirkişilik yapan ve taraflı bilirkişi raporu hazırladığı iddiası bulunan, TÜBİTAK tarafından iş akdine son verilen Ünal Tatar isimli şahsa, soruşturma dosyasında herhangi bir görevi ve yetkisi olmamasına rağmen adliyede inceleterek imaj almasını sağlamak suretiyle bu bilgi ve belgeleri elde ederek öğrenmesine neden olduğu anlaşılmıştır.”

“DEVLET SIRRI NİTELİĞİ TAŞIYAN BELGELER AKOĞUZ’A DA VERİLDİ”

Bilgili’nin, kamuoyunda “cemaat tarafından yapıldığı” belirtilen soruşturma dosyalarında bilirkişilik görevi yapan, FETÖ/PDY içerisinde yer alan ve görev yaptığı TÜBİTAK tarafından iş akdi sona erdirilen Burak Akoğuz’u bilirkişi olarak görevlendirdiğine işaret edilen raporda, devlet sırrı niteliğindeki bilgileri bu kişiye de verdiği bildirildi. “Kozmik oda” soruşturması sürecinde Mustafa Bilgili ile Şadan Sakınan’ın sürekli telefonla irtibat halinde bulunduğuna değinilen raporda, “Bu görüşmelerin sonrasında da Mustafa Bilgili ile güvenlik güçleri arasında görüşmeler yapıldığı, ayrıca dosyada resmi bir görevlendirmesi bulunmayan ancak Cumhuriyet Savcısı Mustafa Bilgili tarafından devlet sırrı niteliğindeki ‘imaj hard disk’in kopyalanması ve kendisine verilmesi sağlanan Ünal Tatar isimli şahıs ile Mustafa Bilgili arasında yapılan görüşmeler öncesi ve sonrasında da Bilgili ile Sakınan’ın irtibat halinde oldukları anlaşılmıştır.” ifadesi kullanıldı.

Bilgili ve Sakınan’ın yanı sıra Ankara Hakimi Hasan Şatır, emekli hakim Selahattin Türkeli, Ankara Hakimleri Nihal Uslu, Halil İbrahim Kütük, Abdullah Bahçeci, eski Ankara halen de Denizli Hakimi Dündar Örsdemir ile ilgili “meslekten çıkarılma” istemli raporun sonuç bölümünde şunlar kaydedildi: “Tüm ‘kozmik oda’ soruşturması sürecinde yapmış oldukları işlemleriyle FETÖ/PDY içerisinde yer alarak hareket etmek suretiyle, içerisinde devlet sırrı niteliğinde bilgi ve belgeler bulunan kozmik odada arama yapılarak bu bilgi ve belgelerin hukuka aykırı yollarla ele geçirilip askeri ve siyasal casusluk amacıyla temin edilip açıklanması eylemine, soruşturma ve değerlendirme kapsamındaki hakimler, cumhuriyet savcıları ve diğer kişilerle birlikte hareket ederek müşterek fail olarak katıldıkları tespit edilmiştir. Bu itibarla, haklarında kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin mevcut bulunması ve bu şekilde mesleğe olan genel saygı ve güveni gidererek, mesleğin şeref ve nüfuzunu veya şahsi onur ve saygınlıklarını yitirdiği, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte hareket ettiği ve nihayetinde hakkındaki iddiaların sübut bulduğu anlaşılmıştır.”

 

 

İlginizi Çekebilir

“PKK tüm ümidini 31 Mart’ta zillet ittifakının başarısına bağladı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP, bunun yanında HDP ve diğerleri, sizin ittifakınız gün gibi ortada. Biz sizi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir