Hüvel Baki… – Şehir Medya
Anasayfa » Yazarlar » Hüvel Baki…

Hüvel Baki…

Eskilerde kalmış bir gelenek…  Mezar taşlarında  medfun kişinin  hüviyetinden önce ‘Hüvel Baki’ ihtarıyle her şeyin amma her şeyin ömürlü olduğu gerçeği, tahta kafalara balyoz gibi inerdi…

Eskilerde  Ademoğlu,  geçimlik yaşadığı için geleceğini  Baki’  olanın Rezzaklığına bırakır, günübirlik geçinip giderdi.

Mezar taşlarının ‘Hüvel Baki’li olduğu eskinin günlerinde Milli Piyango’nun adı  Tayyare piyangosu idi.  Bursa’nın ilk şöförlerinden Hüseyin’nin onca uğraş didin, bir tek olsun amorti dahi çıkmamıştı biletlerine…

Hüseyin, talihsizliğine yakınırken bir  gün  Arşimet gibi ‘buldum, buldum’ diyerek sokağa fırlar… ‘Hüvel Baki’ siz günümüzde  toto dolduranların zar atışı gibi Hüseyin  de, bilet alacağı gün gözüne ilk çarpan sayıya umud bağlamıştır.

Piyango biletini alacağı sabah erkenden  sokağa fırladığında  bakar ki çöpçü vatandaş, elinde süpürge faraş, pantalonunun oturaklarında da  yuvarlak iki kocaman yama.

Hahh  der  ellibeş… O günlerde  Latin alfabesi henuz piyasaya çıkmamıştı…Bayilerden sonu ellibeş’le biten bileti arayıp bularak satın  alır.  Ne çare, çekilişte ikramiye, biletin son üç rakamı i beş. beş, beş olanındır…

Hüseyin,Tühh anasını sattığımın talihi. Adamın kıçındaki anatomik  beş’i hesaba kattırmadı  bana’ diyerek kör talihine hayıflanır…Adı da Hüseyin’in, o günden bu yana,  Beş Hüseyin olup kalır

Zaman geçti, Ademoğlu geçimlik ekonomiyi bıraktı ve birikime başladı. Bizdeki şirketlerin, galiba bir  Hacı Bekir’i  hariç, diğerlerinin yaşı  elli altmıştan öte değil.    Şirketleşme hız kazandıkça,  mezar taşlarının da  ‘Hüvel Baki’ li  ağırlığından sıyrılması derinleşir…

Günümüzde Ademoğlu’nun şansı açıldı.  Fanilikten koparak tanrılaşma sürecine girdi…Eski insanın zimmetine geçirdiği kamu haklarını  usul ve  furuuna miras bırakıp gitme  şansları yok imiş. Devletlu iken eline geçirdiğini hayatı boyunca sırf kendisi yer içer, öldüğünde de gerile bir artık bırakmazdı.

Zira  devlet, durumu çaktığında tepesine tebelleş olacak, kellesiyle birlikte götürdüklerini geri  alacak,    miras olarak geriye bir şey kalmayınca,  burjuvalaşma  hayat bulmayacaktı….

Türkiye’mizde şirketleşme miladının şunun şurasında daha yenilerde oluşu,  eski  yönetenlerle eski yönetilenlerin, ‘Hüvel’li’ oluşundan…

Demokrasi, milletimizi  geçimlik ekonomiden Pazar için üretim ekonomisine açtı. Bu açılım, köylünün tiryakisi olduğu yerli tütünden mamul ‘köylü’ ve ‘ikinci’ sigaralarının pabucunu dama attırdı…. Köyden şehre akış, gecekondulaşma, akarsuların zehirlenmesi, beşeri münasebetlerin kirlenmesi,  ve Amerikan tütünü,   ‘Hüvel Baki’den kaçış sürecini hızlandırdı.

Bu kaçış mı  darbelere yol açtı, yoksa  darbeler mi  bu süreci  kamçıladı, sosyologlar düşünsün. Memleket  bir sente muhtaç duruma düşürüldüğü zaman   merhamete gelen tanrıları,  Türkiyelilere gökten zembille  Kemal Derviş’i  indiriverdi…

Karaoğlan ile Akoğlan’nın halveti,  Demirel-Kenan paşa’ Türkiye’sini yeni baştan yarattı… Akoğlan gelirken,  Yeni  Dünya Düzeninin  taze enstrumanlarını da beraberinde getirdi….

Bağımsız üst kurullar ‘ , siyasi iktidarların, sermayenin taleplerine takoz olmalarını önlemek amacıyla düşünülmüş,  Dünya Bankası  ve IMF tarafından, Türkiye’nin de aralarında yer aldığı kalkınmakta olan az gelişmiş ülkelere  servis edilmişti.

Türkiye’de ‘demokratik’  iktidarların,  sermayenin isteklerine takoz olma  ihtimali bir yana, bilakis desteğinde olduğu aşikar… Bağımsız kurullar da    özellikle  çevre ile alakalı olanları, aksine, ‘Hüvel Baki’ yi defterinden silmiş sermayenin   doymak bilmez taleplerine karşı tavır sergileyici  karakterde…

Hikmet-i Hüda’dan işte, ne dersin…

Bu kurullar başlayıverdiler  ‘HES’lene ‘HÜS’lere takoz koymaya… Hükümet de  kısa yoldan ‘HES’ krizine  çare olarak  Kanun Hükmündeki  bir Kararnameyle,  takozcu kurulları ortadan kaldırıverdi…

Bundan böyle, koruma altındaki Bursa Ovası,  koruma altındaki Uludağ ve Çekirge sermayeye tam gün açık…Bursa’da açık kalan birkaç çeşmenin de yakındır, kilitlenmesi…

Paran kadar yaşayacaksın, arkadaş…

Zavallı  Beş Hüseyin…  Yırtınmıştı Tayyare piyangosundan bir parsa koparabilmek için.  Geçimlik ekonomili günlerimizin kıçı yamalı  çöpçünün gerçek beşini hesap edemeyince, kafayı yedi gitti…

Zenginlik ve refahın eriştiğimiz bu seviyesinde  Bursa başta olmak üzere, belediyelere bir  hizmet görevi düşüyor… Rum Ermeni ve  Musevi vatandaşlarımız için var olduğu gibi, yerli Müslümanlarımız için de  bir ‘Hüvesizler mezarlığı’ tertip ve tanzim etmek…

Yaşarken ‘Hüve’nin  bakiliğini,  beşeri münasebetlerinde hesaba  katmayanların,  öldüklerinde mezar taşlarındaki  ‘Hüvel Baki’nin ne anlamı ve faydası  ne ola ki…

Habere Yorum Yazın

© 2012 Şehir Medya | Her Hakkı Saklıdır

Scroll to top