ABD dinin neresinde, din ABD’nin neresinde

ABD’nin gerek kuruluşu esnasında, gerek kuruluşu sonrasında ve gerekse Amerikan toplumunun kimlik inşasında din faktörü etkin ve belirleyicidir. Keza ABD’nin hem ulusal hem de uluslararası politikalarının belirlenmesinde de din faktörü aynı derecede etkileyici ve belirleyicidir.

Hem Amerikan halkı hem de Amerika’nın kurucu babaları kendilerini Hristiyan / Yahudi ortak yapımı bir toplum olarak tanımlamanın yanı sıra seçilmiş / özel misyonla görevlendirilmiş bir millet olarak görüyorlar. Bu sebeple kendilerinde ilahi bir güç vehmederler ve kendilerini yeryüzünün kurtarıcısı olarak lanse ederler.

Soğuk savaşın en yoğun olduğu yıllarda dahi ABD dış politikasının özü / ruhu dine yaslanıyor ve dinden besleniyordu. Nitekim bunun böyle olduğuna dair ABD’nin en saygın üniversitelerinde yazılan akademik çalışmaların, araştırma tezlerinin olduğu biliniyor. O kadar ki soğuk savaş yıllarında ABD kendi uluslararası politikalarını dine yaslamakla yetinmedi, karşıtlarını / düşmanlarını da din üzerinden tanımladı.

Sözgelimi Sovyet Rusya’yı din düşmanı / ateist bir devlet olarak tanımlayıp hem kendi iç politikasını dengeledi hem de bu tanımlama sayesinde dinsizliği / ateizmi bir tehlike / bir tehdit olarak gören ulusları / devletleri kontrol etti / kendine bağımlı hale getirdi. Ezcümle uluslararası ilişkilerde dini bir meşruiyet aracı olarak kullandı, el’an da kullanmaya devam ediyor.

ABD dış politik ilişkilerinin belirlenmesinde dini çıkar gruplarının ya da dini sivil yapıların etkin olduğu biliniyor. Sözgelimi ABD’nin Ortadoğu politikasının belirlenmesinde Yahudi Lobisinin son derece etkin olduğu hususunun bilinmesi gibi. ABD nüfusunun % ‘3’ünü dahi oluşturmayan Yahudiler, ABD finans piyasasına egemen oldukları için ABD’nin Ortadoğu politikalarını etkiliyor / yönetiyor / yönlendiriyor. ABD’nin siyasetçileri / devlet ve hükümet adamları Ortadoğu’ya Yahudi Lobisinin gösterdiği pencereden bakarlar.

ABD’nin sorgusuz sualsiz her hal ve şart altında kendileri açısından yarardan çok zarar getirdiğini, başta Ortadoğu / İslam dünyası olmak üzere dünya çapında ülkeler / devletler / halklar nezdinde saygınlığını yitirmesine sebep olduğunu bile bile İsrail politikalarını desteklemesi Yahudi Lobisinin sözüm ona başarısı değil mi?

ABD’yi ziyaret eden yabancı devlet adamlarının önemli bir Yahudi kuruluşunda konuşma yapmaya özen göstermesi, ABD devlet başkanı adaylarının seçim kampanyalarında son / final seçim konuşmalarını önemli bir Yahudi kuruluşunda yapmayı adeta gelenek haline getirmiş olmaları da keza Yahudi Lobisinin sözüm ona başarısı değil mi?

ABD’nin ulusal ve uluslararası politikalarının belirlenmesinde etkin olan bir diğer dini sivil yapı da hiç kuşkusuz Evangelistlerdir. Kendilerini Hristiyan Siyonistler olarak da tanımlayan Evangelistler, İsrail’i inançlarının olmazsa olmazı olarak görürler ve Ortadoğu’ya İsrail penceresinden bakarlar. İlginçtir ABD’de neredeyse sokakta gördüğün her iki Protestan’dan biri kendini Evangelist olarak tanımlar.

Evangelistlerin, İsrail aşkının temelinde mehdi inancı yatar. İsrail’in kendi inançları doğrultusunda bölgeyi karışıklığa / kaosa sürüklemesinin Tanrıyı kıyamete zorlayacağına ve bu durumun da Mehdinin gelişini hızlandıracağına inandıkları için İsrail politikalarına destek veriyor, ABD’ yi salt bu amaçla İsrail’e destek olmaya zorluyorlar. Evangelistlerin dünya barışı gibi bir kaygıları yok. Tek dertleri mehdinin gelişini sağlamak. Çünkü Mehdi geldiğinde zaten yeryüzünde barış kendiliğinden sağlanmış olacak.

ABD’nin her şeye rağmen İsrail’e destek vermesinin arka planında en az Yahudi lobisi kadar evangelistlerin de bulunduğunu ve bu durumunda son tahlilde ABD dış politikasına dini bir görünüm kazandırdığını unutmamak gerekir.

ABD adına yeryüzü ölçeğinde ılımlı İslam / dinler arası diyalog çalışmaları yapan ve son tahlilde ABD’yi vazgeçilmez, İsrail’i de otorite olarak kabul eden Müslüman Siyonistlerden söz edilmemiş olması bu yazının eksiğidir / eksisidir. Bu satırların sahibi de kendi çapında bu eksiğin farkındadır. Dileğimiz odur ki o mevzuya dair müstakil bir yazı ile farkında olduğunu beyan ettiği bu eksiği kapatmış olsun.

İlginizi Çekebilir

Simurg Ve Harese

Şöyle bir hikâye, anlatı var. Her şaka da bir gerçek olduğu gibi bu tür hikayeler ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir