Anasayfa / Yazarlar / Ahlaki üstünlüğün gücü

Ahlaki üstünlüğün gücü

Başbakan Binali Yıldırım, terör örgütlerinin vardiyalı çalıştıklarını söylemiş dün. Artık sırada hangi terör örgütünün olduğunu tahmin etmekte zorlanmıyoruz. Hangi örgüt olursa olsun arkalarındaki küresel güçleri ve amaçlarının ne olduğunu çok net biliyoruz. Onlar da kendilerini saklamıyorlar zaten.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise söyledikleriyle zımnen bu duruma alışmamız gerektiğini, Çanakkale’de, istiklal harbinde verdiğimiz şehitlerin sayısını zikrederek söylüyor bize. Biz de canımız pahasına da olsa boyun eğmeyeceğimizi deklere ediyoruz konuştuklarımız ve yazdıklarımızla. Bunu yaparken de bütün provakasyonları boşa çıkaracak kadar da gardımızı almış durumdayız. İçimizden birkaç on kişiyi öldürerek salmaya çalıştıkları korkuya teslim olacağımızı zannedenleri kıyasıya yanıltıyoruz. Üç beş tane zibidinin kahvehanelerde halkı isyan için kışkırtma çabaları, sorumsuz tetikçi bazı siyasilerin demeçleri ve birkaç twitter meczubunun 140 karakterli tahriklerinin bizi manipüle edemeyeceğini en net tavırlarla ifade etmeye devam ediyoruz. Onlar saldırdıkça biz kemikleşiyoruz. Saflarımızı sıklaştırıyoruz. Bu ülkede yaşayan hangi kesime gelirse gelsin, tüm saldırıların ‘Biz’e yapıldığını unutmuyoruz. Gece kulübüne yapılan saldırıyı Camiye yapılandan ayırmıyoruz. Biliyoruz ki her ikisinin de amacı aynıdır.

“Reina’da yılbaşı kutlayanlara yapılan saldırı ‘yaşam tarzı’na yapılmış bir saldırı olmadığı gibi, camide namaz kılanlara yapılabilecek bir saldırı da ‘ibadet hakkı’na yapılacak bir saldırı değildir.
İkisi de bu topraklarda özgürce var olma hakkımıza yapılan/ yapılabilecek olan saldırılardır.
Biz burada fazla olduk, fazla oluyoruz ve fazla olmaya da devam edeceğiz.” (4 Ocak facebook paylaşımım)

**********************

Dün İzmir’de, patlayıcı yüklü araç ve içindeki ağır silahlı teröristlere karşı tek başına kahramanca savaşım veren Fethi polisimizi görünce başımdan geçen bir olayı hatırladım.

15 yıl kadar önce, Bursa-Duaçınarı’nda, yol kenarındaki karpuzcudan karpuz almak için (karpuzu kavunu oradan alın) arabamı park etmiştim. O zamanlar yuvarlak hatları olan ‘Nokia-6600 telefonum vardı. Torpidoda duruyordu. Geri döndüğümde alan çocuk kapıyı kapatmış sarı camiye doğru kaçıyordu. Yol bölünmüş değildi. Yolun ortasından metro da geçmiyordu. Hemen 155’i aradım. 1 dakika geçmeden üç tane sivil polis gelmişti. Bir tanesi ne tarafa kaçtığını sorduğu gibi akan trafiğin arasından karşıya koşmaya başlamıştı. Geçerken de iki defa kaza tehlikesi atlatmıştı. Kendimi çok suçlu hissetmiştim. Ya bir şey olsaydı? Değer miydi bir telefon için? O polis hırsızı yakalayamadan geri geldiğinde, kendisini tehlikeye atmasına üzüldüğümü söyleyince: “Bu benim işim. Çalınan şeyin değeri önemli değil. Hırsızı yakalamak bir görev benim için” demişti. Telefonuma kavuşamasam da işini bu kadar ciddiye alan polislerimizin var olduğunu bilerek teselli bulmuştum.

Bir buçuk yıl önce İstanbul Gazi mahallesinde uzun namlulu silahlarla cenaze töreni şeysi yapan soytarılara Cumhurbaşkanı Erdoğan müdahale etmeden işini yapmayan bir seri kamu görevlisinin varlığından, tek başına, ölümü pahasına işinin hakkını vererek, onlarca kişinin hayatını kurtaran trafik polisi dönemine gelmiş olmak umutlandırıyor bizi.

Yine geçen hafta Fırat Kalkanı cephesinden gelen ve ağır bir saldırıya maruz kaldığı halde asla geri çekilmeyen birkaç askerimizin başarı hikayesi de bizi umutlandırıyor.

Bütün bunlar haksız yere bize saldıran ve varoluş hakkımızı elimizden almak isteyen küresel şeytanlara karşı elimize geçirdiğimiz ‘Ahlaki Üstünlük’ sayesinde oluyor. Güneydoğu’da PKK’yı hendeklere gömerken ki başarımız ve yöre halkının büyük desteği de bu Ahlaki Üstünlük sayesinde elde edilmiştir.

Allah sabreden (direnen) lerle beraberdir.

 

İlginizi Çekebilir

70’lere Yolculuk

Son zamanlarda kendimize oluşturduğumuz nostalji kültürü ile geçmişten kendimize bizi iyi hissettirecek şeyleri bulup çıkartır ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir