Anasayfa / Yazarlar / AK Parti, bu milletin partisi olmuştur

AK Parti, bu milletin partisi olmuştur

14 Ağustos 2001 AK Parti’nin kuruluş tarihi, 1 Kasım 2002 AK Parti’nin iktidar olduğu tarih. Bugün itibariyle AK Parti hala iktidarda, bu gidişle daha da iktidarda kalmaya devam edecek.

Dünyada başka bir partide eşi ve benzeri görülmeyen bir başarı öyküsü; yeni kurulmuş bir parti olacaksın, kurulur kurulmaz ülkenin tamamında örgütleneceksin, aradan 1 yıl geçtikten sonra olan seçimlerde tek başına iktidara gelip, bu tek başına iktidarı 15 yıl gibi bir süre devam ettireceksin. Hem de dışındakilerin muhalefeti yetmeyecek, bir de içindeki şerefsizlerle mücadele edeceksin.

1923’te kurulan Cumhuriyet, vesayet unsurları tarafından hiçbir zaman rahat bırakılmamış, 1946’ya kadar vesayetin devlet içindeki kurumlarda tam olarak örgütlenmesi sağlanmış. 1946 ile başlayan çok partili hayatta kurulan yeni partiler dahi her daim vesayetin kontrolünde, içine yerleştirilen işbirlikçileri ile istediği şekilde vesayete bağlı olarak yönetilir olmuşlardır.

İçlerinden müesses nizamın dışına çıkanlar olsa da ikaz edilmiş, daha olmazsa da darbelerle alaşağı edilmişlerdir.

Çok partili hayata geçer geçmez, vesayetin ana partisi CHP içinden ayrılanların kurmuş olduğu Demokrat Parti’ye, adeta mal bulmuş mağribi gibi sahip çıkan Millet, bu partinin “YETER SÖZ MİLLETİNDİR”  sloganına sahip çıkmış, Demokrat Parti’yi iktidar yapmıştır. Türkçe ezanın 18 yıl aradan sonra tekrar Arapça okunması ile elinden alınan dininin geri aldığını sanan Millet, Demokrat partiyi el üstünde tutmuştur.

Bu partinin “Millet ne derse o olur” vaatleri müesses nizamı harekete geçirmiş, 1960 darbesi ile Millete gününü göstermişler, kendilerinden olan ancak, millete meyleden Adnan Menderes ve arkadaşlarını da idam ederek cezalandırmışlardır.

Bu milletin dininden dönmeyeceğini gören vesayet unsurları, kurdukları müesses nizamı daha da iyi devam ettirmek adına, 1960 sonrasında,  planladıkları hain oyunlarını devreye sokmuş,  15 Temmuz hain darbe girişimini yapacak kadar gözü dönmüş bir yapılanmanın tohumlarını atarak dinine sahip çıkan Milleti din ile vurmayı dahi başarmışlardır.

1923’ten sonra yapılan devrimlerle resmen kapatılan tarikatlar ve cemaatler, aslında kapanmayarak yer altına indirilmiş ve içlerine sokulan ajanlarla istedikleri gibi yönetilir hale getirilmişlerdir.

Bunun en bariz örneklerinden biri Kubilay vakasıdır. Daha sonra bu gruplar çeşitli vesilelerle kullanılmış, Dersim katliamı, Maraş olayları, Malatya katliamı, 1980 Konya yürüyüşü, Sivas Katliamı, Başbağlar katliamı, 28 Şubatta Aczmendiler ve bunlar gibi olaylarla karşımıza çıkmışlardır.

Her defasında müesses nizamın kontrolünde olarak yapılan bu olaylar, neticesinde, Millete kan ve göz yaşı olarak geri döndürüldü ve her defasında da Milletin sindirilmesi planı devreye sokuldu. Galip gelen her daim vesayet olmuştu.

28 Şubat post modern darbesi şu gerçeği net olarak ortaya koydu. Özellikle 1980 yılların sonlarına doğru başlayan İslami bilgilenme, 1990’lı yıllarda daha bilinçli gelişerek gücünü iktidar olma yönünde gösterince, Post modern darbe ile önü kesildi. Bu yapının daha da radikalleşerek önü geçilemez bir hal almasının önüne yıllardır hazırladıkları planları ile geçmek istediler.

Vesayetin temsilcilerinin oluşturduğu müesses nizamın işte böyle bir çıkmaza girdiği 28 Şubat süreci sonrasında yine Vesayetin kontrolünde Kurulan Ak parti ile bu süreci istedikleri gibi kontrol edecekler, içine daha başında yerleştirdikleri işbirlikçileri ile de bu partinin istekleri dışına çıkmasını önleyeceklerdi.

Onun için daha başında genel başkanlarının seçime girmesi engellendi. Buna rağmen 1 Kasım 2002’de tek başına iktidar oldukları halde ve teamüle göre milletvekili olmayana dahi başbakanlık verildiği halde, Genel Başkanlarına hükümet kurma yetkisi verilmedi. Bir başka partiliye daha o gün Genel başkan olmamasına rağmen başbakan olma hakkı verildi. Sonradan adeta burnunu sürterek seçime sokulan genel başkana, Başbakan olma yetkisi pişirilmiş Bakanlar Kurulu ile verildi.

2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde parti içinden “bizi bırakma” yakarmaları ile adeta Genel Başkanın önüne çekilen set ile Cumhurbaşkanı olması engellenirken, partinin ilk Başbakanına Cumhurbaşkanlığı yolları açılıyordu.

Genel Başkanın Millete bağlılığı ve Millet ile arasına örmüş olduğu sevgi bağı her geçen gün güçleniyor, yapılan hizmetlerle de daha çok pekişiyordu.  Her seçimden artarak gelen oy oranıyla gelen tek başına iktidarlarda ise vesayet kendi adamlarını bir şekilde taşımasını başarabiliyordu.

Vesayetin ve onun işbirlikçi unsurlarının oluşturduğu müesses nizamın yaptığı ayak oyunları, milletin feraseti ile tersine çevriliyor, 67 garabeti hayra dönüşüyor, Millette bundan böyle kendi Cumhurbaşkanının kendinin seçme hakkını elde ettirmiş oluyordu.

İşte böyle gelindi 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine. Millet İlk defa coşku ile Kendi Cumhurbaşkanını seçti.

Bu defa anayasa gereği Partinin başından gitmek zorunda kalan Genel başkanın yerine yeni bir Genel Başkan geliyordu. Uyum sağlanamıyor, Millet yeni genel Başkandan değil, kendi seçtiği “Başkan”dan yönetim bekliyordu. Ve bir şekilde oluşan çift başlılık sona erdi.

1960 darbesinden sonra devreye sokulan hain yapı, planladığı kalkışma ve yargı darbesi denemeleri başarısız kalınca son hain ve kanlı girişimini yapıyor, 15 Temmuz 2016 da bütün unsurları ile bir canavar gibi saldırıyordu.

Daha işin başında doğru yerde duran ve her zaman en üstün gücü, “hakkı ve Milleti” arkasına, yanına alan Milletin liderine yine Millet sahip çıkıyor onu ve Devletini canı pahasına da olsa vesayetçilerin, yerli işbirlikçilerinin, müesses nizamdan yana olanların elinden kurtarıyor. Vesayeti yerle bir ediyordu.

Her şeye rağmen bu başarı öyküsü Milletin geleceği için, Milletçe samimi duygular ile kurulduğu bilinen işte bu 16 yıllık AK Parti ile oluyordu.

  1. yılın kutlu olsun.

Yolun açık olsun.

Şimdi yenilenme zamanın, İnşallah Yeni Türkiye’nin Yeni Ak Parti’si olacaksın.

Kuruluşunda içine sokulan vesayet unsurlarından, onların yerli iş birlikçilerinden tamamen temizleneceksin. Müesses nizamın beslemelerinden kurtulacaksın.

Kuruluşundaki kirli yapıdan kurtulup, tertemiz daha “Ak” bir parti olacaksın.

Bunu, bu Millet istiyor. Bu parti Milletin partisi ve Milletin Partisi olarak ta kalacak.

Durmak yok, yola devam.

Selam, sevgi ve dua ile…

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Evlatlarımız için dayanışma!

Bursa Şehir Gazetesi, birkaç hafta önce çok önemli bir konuyu gündeme taşıdı. Malum ilk ve ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir