Son Haberler

Allah dostları

Hadisi Kutside Cenabı Hak şöyle buyuruyor: ‘’Benim yeryüzünde öyle dostlarım vardır ki, onları benden başkası bilmez’’. Aramızda dolaşırlar biz onları anlayamayız.

Peki, kim bu hakiki müminler? Ayeti Celile’de yüce Rabbimiz bunları şöyle tarif ediyor. ‘’Hakiki müminlerin yanında Allah zikredilince kalpleri korkar, Allah’ın ayetleri okununca imanları ziyadeleşir ve Rablerine tevekkül ederler, onlar o kişilerdir ki namazlarını dost doğru kılarlar, Allah’ın verdiği rızıklardan muhtaçlara infak ederler, işte hakiki müminler bunlardır. Onlar için Rablerinin yanında büyük dereceler, mağfireti ilahi ve çok değerli rızıklar vardır’’. (Enfal/2,4)

Ayeti celilerde zikredilen evsaflarla muttasıf olmayanların makamları, mevkileri, şöhretleri ne olursa olsun Allah katında hiçbir değerleri yoktur. Bu konuda Kehf suresi 28-29. Ayetlerinde Allah kimlere değer verdiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Ayetlerin mealleri: Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O’na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini onlardan ayırma. Bizi anmasını unutturduğumuz, heva ve hevesine uymuş, haddi aşmış kimselere boyun eğme. De ki gerçek Rabbinizdedir. İsteyen inansın isteyen inkar etsin. Şüphesiz ki zalimler için çepeçevre duvarları kendileri kuşatmış bir ateş hazırlanmıştır. Onlar feryat edip yardım dilediklerinde erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. O ne kötü içecek ve ne kötü duraktır.

Kureyş’in ileri gelen ekabir takımı Peygamberimizden Hz. Bilal, Suhayb, Ammar İbni Mesud gibi fakir ve gariban takımını yanından uzaklaştırmasını ancak bu takdirde iman edebileceklerini bildirmeleri üzerine bu ayetler nazil olmuştur. Bu teklif üzerine Cenabı Hak buyurdu ki Habibim o fakir ve gariban dedikleri kişilerle beraber sen de sabret, onlarla birlikte otur onlara da sabretmeyi öğret. Gözlerini onlardan ayırma, içlerinde çok hayırlı kimseler vardır. Bu gibi hayırlı kimselerle bu dava ayakta durur. Davalar kendilerine bağlananların çokluğundan dolayı ayakta durmaz. Davalar peşinde insanlar gitsin diye hakim olmaz. Davalar bağlısı bulunanların arzu ve isteklerini yerine getirsin diye geçerli olmaz. Davalar dava pazarında geçerli bir akçe olarak alınsın ve satılsın diye geçerli olmaz, ayakta durmaz. Davalar ancak samimi bir kalple Allah’a yönelen kişilerin çabalarıyla ayakta durur.

Makam arzundan, zevk ve eğlenceden, menfaatçilikden tamamen sıyrılıp yalnız ve yalnız Allah rızasını talep eden samimi bağlıları ile kaim ve daim olurlar. İnsanlar arasında mal, makam ve soy bakımından hiçbir üstünlük yoktur. Zaten bunlar boş, değersiz ve geçici heveslerdir. Bunun yerine Allah yanında üstünlük ve şeref takvadadır.

Şu da bir gerçektir ki büyük davalar büyük fedakarlıklar ister. Bedelini ödemediğin mal senin değildir. Prof. Seyyid Kutub diyor ki inandığın dava uğrunda saçlarının adedince kellen olsa feda etmeyi göze alamıyorsan dava adamı olamazsın.

Nitekim Mısır firavunlarından Cemal Abdunnasır idam fermanının kaldırılması için özür dilemesini istemesi üzerine özür dilemem savunduğum doğrularımdan vazgeçtiğim anlamına geleceğinden böyle bir zillete düşmektense şehadet şerbetini içerek Rabbime kavuşmayı tercih ederim. Allah’ın laneti zalimler üzerine olsun son sözleriyle sevdiklerine kavuşmuştur.

Selam Hakka tabi olanlara…

İlginizi Çekebilir

Siyaset aklının çelişkileri…

Seçilmişlerin, seçmenleri üzerinde hakimiyet kurması, tek parti döneminden tevarüs ettiğimiz, en çirkin siyasal bir tavır. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir