Anahtar Saadet’te mi?

Bizim kuşak gayet iyi bilir Rahmetli Erbakan Hocamızın kapatılan ikinci partisi Milli Selamet Partisi ve amblemi de anahtardı. Hocam o meşhur gülümsemesi ve tüm muzipliğiyle her seçim hatırlatmaktan büyük keyif alırdı “anahtar bizde “ diye. Gerçekten de o dönemin şartları içerisinde kurulan CHP-MSP koalisyonu ya da Adalet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Milli Selamet Partisi arasında kurulan milliyetçi cephe hükümetlerinde Milli Selamet hep anahtar rolü oynadı, yani onsuz hükümet kurulamadı. Rahmetli sabır ve mücadele abidesiydi, bir kere birinin elini tutmayagörsün istediğini almadan o eli bırakmazdı. 28 Şubatçılar bunu gayet iyi bildiklerinden olsa gerek o eli hiç sıkmadan doğrudan saldırıya geçmeyi tercih ettiler. Allah gani gani rahmet eylesin.

Birkaç zamandır Erbakan’ın mirası üzerinde siyaset yapan Saadet Partisi ile aynı gelenekten gelmesine rağmen milli görüş gömleğini çıkarıp siyasete daha geniş bir caddeden devam eden AK Parti arasında ittifak görüşmeleri yapılıyordu. Geçen hafta itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanının biraz da sitem içeren “güle güle”  beyanıyla bu görüşmeler şimdilik bitmiş görünüyor.

Peki, neydi Saadet Partisi’ni bu derece önemli kılan, Sayın Cumhurbaşkanı niye bir kez kendi iki kez de Mustafa Şentop vasıtasıyla görüşme lüzumu hissetmişti? Gerçekten de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Saadet anahtar rolüne mi yükselmişti? Geçen seçim sonuçlarına bakıldığında Saadet Partisi’nin öyle çok da kayda değer ve vazgeçilemeyecek bir oy oranı yok, öyleyse neren geliyor Saadet Partisi’nin önemi? Madde madde saymak gerekirse;

1.Sayın Cumhurbaşkanı AK Parti ile MHP arasında bir ittifak kurdu, ittifaka MHP’nin itirazlarına rağmen BBP de dâhil edildi, Saadet de içeri alınabilirse fotoğraf tamamlanacak, yerli, milli, muhafazakâr, dindar partiler ve kesimler AK Parti’nin başını çektiği cumhur ittifakında yer alacaklar(dı). Saadet Partisi gelmeyince yeri boş kaldı ve o yer de oy oranından daha büyük görünüyor.

2.Süreç içerisinde doğal iktidar yıpranmasının ötesinde, başlangıçtaki ilkeler ve değerler siyasetinden hızla uzaklaşıp bütün varlığını “reis” başlığı altında Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da temerküz ettiren AK Parti’den ilk veya sonraki seçimlerde doğması muhtemel boşluğu doldurmaya aday bir parti olabilir Saadet Partisi. Bu da şimdiye kadar AK Parti’yi iktidarda tutan alternatifsizlik sihrinin bozulması anlamına gelir. Seksenine merdiven dayamış, dünyaya ve iktidara dair hırsları törpülenmiş bilge bir başkan görünümündeki Sayın Temel Karamollaoğlu ilkeli bir o kadar da nezaketli duruşu, ilkeler ve değerler siyasetine yaptığı vurgularla dikkatleri Saadet Partisi’nin üzerine çekmiş durumda. Bunu da herkesten önce siyaset ustası Sayın Recep Tayyip Erdoğan görmüş olsa gerek ki tedbir almaya çalışıyor.

3.Kulis bilgilerine bakılırsa, Saadet Partisi 20 milletvekilliği ve iki bakanlık sözünü geri çevirerek ittifaka girmeyi reddetmiş. Mevcut şartlarda barajı aşması çok zor görünen bir partinin meclise girme ve hükümette temsil edilme şansını değerlendirmemesi akıllıca görünmeyebilir. Ancak bizce Saadet Partisi mecliste Ak Partinin daha doğrusu Recep Tayyip Erdoğan’ın himmeti ile yer almaktan ve zaman içerisinde benzerleri gibi eriyip gitmektense daha büyük oynamayı tercih etmiştir. Daha büyük oynamak ise Cumhurbaşkanlığı seçiminde etkin rol oynamak ve tabir caizse bu defa siyasete dipten değil tepeden dönüş yapmaktır.

Böyle bir ihtimal var mı? Bize göre var. Çünkü henüz Sayın Abdullah Gül aday değilim demedi. Saadetin tercihi hocanın göle maya çalmasına benziyor, ama ya tutarsa?

 

İlginizi Çekebilir

Bir kez daha #devam

24 Haziran’da yurt içinde ve yurt dışında toplam 59 milyon 369 bin 960 seçmen sandık ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir