Anasayfa / Yazarlar / Ardında ne gizli?

Ardında ne gizli?

Hani derler ya “Alakaya çay demle” işte o durum oluşmuş. Hürriyet Gazetesi’nden bahsediyorum. İnternet versiyonunda birinci haber, basılı versiyonda da birinci sayfanın alt kısmında tek sütuna anons edilen bir haber dikkat çekiyor dünkü nüshada. “CHP lideri eleştirileri yanıtladı.” Diyor basılı versiyonda ve ekliyor “İçeride de dışarıda da aynı şeyleri söyledim.” Bir de fotoğrafını koymuşlar. İnternet versiyonunda “Bana karşı bel altı kampanya yapıyorlar.” Başlığı kullanılmış. Buraya kadar her şey normal. Kemal’i kurtarmaya çalışmışlar.

Akılları sıra zevahiri kurtaracaklar, tevil edecekler. Focus dergisi bunun suratına karşı “Bal gibi de dedin kardeşim. Üstelik CHP onayı da var.” diye bunların yalanını ortaya çıkartınca başka çareleri kalmamış, sus pus olmuşlardı ya belli ki bula bula bu formülü bulmuşlar. Hesap etmedikleri şey ise yayınlanan ve onayladıkları gerçeği tokat gibi suratlarına çarpılan röportajda sorulan “Bir kamuoyu yoklamasına göre Almanların yüzde 90’ı şu sıralar Türkiye’ye seyahat etmek istemiyor çünkü mesela yanlış bir tişört veya yanlış bir şaka yüzünden tutuklanmaktan korkuyorlar. Bu korkuyu duymakta haklılar mı?” sorusuna şu cevabı veriyor; “Ne yazık ki böyle bir ortamın gerçekten mevcut olduğunu tespit etmek durumundayım. Uzun zamandır Türkiye’de halihazırda hiç kimse için güvenlik garantisi olmadığını söylüyorum ne canınız ne de mal ve mülkünüz için.”

Sonra bu sözleri ortaya çıkıp da hainlik tepkileri alınca kıvırıyor. Partiden açıklamalar yapılıyor, Focus dergisine tekzip metni gönderildiği açıklanıyor. Bunu kullanıp paçavra gibi atan Alman yaş tahtaya basar mı? Adamlar buna söylettikleri, bunun da “Tayyip nefreti ve Pagan gazıyla” söyleyiverdiği ihanet sözlerini inkâr etmeye kalkışır kalkışmaz “Hiç kıvırmasınlar. CHP’nin onayı var. Röportajın tamamını gönderdik onlar da onayladı.” Tokadını atıveriyorlar. Bizimki bu tokadı yiyince iyice afallıyor. Kaçacak delik arıyor. Ardından Doğan medyasının ultra zeki uzmanları çözümü buluyor ve galiba buna “Sen bir açıklama gönder. Belli inkâr işe yaramıyor. Bari sözünün arkasında rolünü oyna. Bu arada hafiften de tevil yoluna git. Böylece hem zevahiri kurtarırsın hem de sözüne sahip çıkan lider havası verirsin. Korkaklıkla olmaz.” Diyorlar ki ortaya bu açıklama çıkıyor.

Bunlar zaten hep böyle algı yönetimi, inkâr, tevil dolu laflarla işleri yürütmeye çalıştıkları için durumu bu şekilde kurtarmaya çalışmaları da doğal. Ama bu defa işin içinde başka bir şey, hatta iki şey var. Öncelikle esas amaç durumu kurtarmak falan değil.

Esas amaç Kılıçdaroğlu ’nu içeriye attırmak. Paganların en son tezgâhı bu. Onu içeriye attıracaklar ki rahat rahat “Türkiye’de ifade özgürlüğü yok. Can ve mal güvenliği yok.” Diye yaygarayı kopartabilsinler. O yaygarayla birlikte şeytani planlarını uygulamaya koyup Türkiye’ye yani Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıp onu düşürmeye çalışacakları irili ufaklı birkaç tezgâh daha hazırlamışlardır bunlar. Focus dergisi röportajı bunlardan ilkiydi elbet. Kılıçdaroğlu ‘nu da “Bak durumun sakat. Berberoğlu ha konuştu ha konuşacak. O konuşursa senin paçanı kurtarmak pek öyle kolay olmaz. Gel bir iki sağlam laf et. Kendini ifade özgürlüğünden içeri attır. Merak etme biz seni iki güne çıkartır, Tayyip’i de düşürürüz.” Deyip kandırdılar. Ancak iş ciddiye binince bizimki tırstı ve çark etmeye çalıştı. Şimdi onu yine ikna edip sözlerinin arkasında olduğunu söyletiyorlar ama bu arada hafif de kıvırma mevcut. Çünkü pabuç pahalı. (Müzelik olanı demiyorum canım. O başka.)

Kemal hala tırsak, “ya girer de bir daha çıkamazsam?” diye geceleri uykuları kaçıyor. Bu arada Enis de konuşmak üzere. Durum hiç de iç açıcı değil. Şeytanla iş birliği de bu çaresizliğin bir yansıması. İşin içindeki birinci şey işte bu. Gelelim ikinci şeye; Aydın Doğan her iş adamı gibi bir konundan iki post çıkartmayı sever. Bir yandan bunu tezgâhlatırken, diğer yandan da Abdülkadir Selvi ile ilgili başka bir oyun peşinde. Ertuğrul Özkök’ün aşağılayıcı tavırdaki saldırıları istediği sonucu vermemiş olacak ki Kılıçdaroğlu’nun bu “açıklamasını” Selvi’nin köşesinden yayınlatıyor.

Dikkat edin, yazıda en ufak bir yorum, Selvi’nin ağzından söylenen “Kılıçdaroğlu bana bir açıklama yaptı.” Lafı yok. Bilakis yazı “Hürriyet’e konuşan Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi:” diye başlıyor. Abdülkadir Selvi ile olan tek görünür ilgi onun köşesinde yayınlanmış olması. Belki de haberi olmadan “sehven” oraya konulmuş süsü verilerek orada yayınlanmıştır. Haberi varsa da “Ben böyle bir yazı yazmam” dediği için bu açıklama haber gibi konmuş olabilir ki yine de aşırı derecede garip düşmektedir.

Gerçekler ortaya çıkacaktır elbet ama benim naçizane önerim şudur ki Kılıçdaroğlu hiçbir şart altında tutuklanmamalı, Enis konuşsa bile yargılama sonuna kadar tutuksuz yapılmalı suçu varsa sonra içeri atılmalıdır. Aksi bir hal Paganların ekmeğine sadece yağ değil bal da sürer…

 

İlginizi Çekebilir

Evlatlarımız için dayanışma!

Bursa Şehir Gazetesi, birkaç hafta önce çok önemli bir konuyu gündeme taşıdı. Malum ilk ve ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir