Asırlardır Tutulan Yas; Kerbela -3-

Ayetler ile bilinen

Her yerde hazır bulunan

Cennet içinde salınan

Hasan ile Hüseyin’dir.” demiş Yunus Emre. İşte ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’nın biricik torunu Hz. Hasan, sevgili eşinin ihanetiyle ahirete göç etmiş ve mübarek kardeşi Hüseyin ile cennete buluşana dek onu yalnız bırakmıştı. Hz. Hasan’ın vefatı Medine’yi yasa boğmuş ehli beyte muhabbet duyanlar büyük bir mateme teslim olmuştu. Resulullah’ın (s.a.v) sevgili torununu onun yanına defnetmek isteyen Hz. Hüseyin ve Medine eşrafı beklenmedik bir şekilde karşılarında Hz. Muhammedin derin bir sevgi duyduğu Hz. Aişe’yi bulmuşlardı.

Ravzai Mutahhara civarına Peygamber torunu dahi olsa kimseyi defnettirmem diyen Hz. Aişe’yi kimse dinlememiş ve cenazeyi defnetmek istemişlerdi ki Hz. Aişe’nin etrafında bulunanlar tarafından kılıçlar çekilerek, yaylar gerilerek oklar hedefi vurmaya başladı. Bu aniden patlak veren saldırıda ağabeyinin mahzun cenazesine oklar isabet ettiğini gören Hz. Hüseyin, İslam ehli arasında büyük ve kanlı bir savaşın başlamasını engellemek adına ortaya atılarak iki tarafı da durdurmuş “şehit kardeşimin naşını alıp amcamın yanına defnedeceğim.” diyerek daha fazla kan dökülmesine mani olmuştu. Tüm bu kargaşa arasında Cude’nin firarı kimsenin dikkatini çekmemişti. Hz. Hasan’ı katlettiği gece hemen Ensvaen’in evinde Mervan ile buluşarak Şam’a doğru giden Cude, bir an önce saadete kavuşacağını düşünürken büyük bir hüsrana uğrayacaktı. Hz. Hasan’ın vefat haberi Şam’a ulaşır ulaşmaz kusursuz bir iki yüzlülükle bu durumdan oldukça müteessir görünen Muaviye hemen siyahlara sarınmış şehirde matem ilan etmişti. Bu sırada Muaviye’nin gelini olma hayali ile şehre giren Cude, Mevran’ın nezaretinde saraya getirilmişti. Fakat Muaviye bu cinayetle kati suretle bir ilişkisi olmadığını kanıtlamak niyetindeydi. Dolayısıyla Hz. Hasan’ı katlettiğini itiraf eden kalbi kararmış bu kadını değil oğluna eş olarak almak, sarayda bir dakika dahi durmasına izin vermemişti.

Metruk bir odaya hapsedilen Cude,  büyük mükafatlar ümidiyle işlediği cinayetin neticesinde cefa çekince tarifsiz bir vicdan azabıyla kavrulmuş, yemeden içmeden kesilmişti. Bu süre zarfında Şam kadısı da Cude hakkında bir hükme varmış, Peygamber torununu katleden bu nasipsiz kadın elleri ve ayakları bağlı bir şekilde Basra Körfezi’ndeki adalardan birine sürgün edilmişti. Cude’den ve tabii olarak azmettirdiği cinayetin tüm mesuliyetinden kurtulan Muaviye Hz. Hasan’a verdiği sözün hükümsüz kalmasıyla birlikte ilk iş olarak oğlu Yezid’i veliaht ilan etmek istemişti. Ancak Hz. Hasan’ın şüpheli vefatından hemen sonra Yezid’in veliahtlığı ortalığı galeyana getirebilir, halk Muaviye’ye karşı ayaklanabilirdi. Fakat Emevi reisleri de Hz. Hasan gibi Muaviye’ye de aniden bir şey olması durumunda hilafet makamının sahipsiz kalmaması için bir an önce Yezid’in veliaht ilan edilmesi konusunda baskı yapıyordu. Bu sırada Hz. Hüseyin’den hala bi’at alamamış olan Muaviye, bu ilan için suların durulmasını beklemiş, aradan yıllar geçmişti. Mekke ve Medine’de Muaviye’ye muahlefet edenler artık sükunet içinde yaşamaya başlayınca seksen iki yaşında , hasta yatağına düşmüş olan halife, oğlu Yezid ve Emevi reislerinin büyük bir baskısıyla karşı karşıyaydı.

Muaviye artık halifelik Makamını Yezid’e terk etmek zorunda kalmıştı. Saltanat hırsıyla yanıp tutuşan yezid, babasının ölüm döşeğinde yavaş yavaş soğuyan ellerinden hilafet yüzüğünü çekip almış ve Muaviye’nin en sadık dostları eşliğinde halka halifeliğini ilan etmek için büyük bi’at salonuna geçmişti. Can çekişen ve son nefeslerini alıp veren Muaviye’nin yanında ona su verecek bir cılız köle kalmıştı. Cihan Peygamberi’nin biricik torunlarına eza vermekten, onları katlettirmekten geri durmayan Muaviye, sonunda yapayalnız ve oğlunun saltanatını kutladığı sırada kalbinde derin bir ıstırap ile can verecekti…

 

Emeviler tarafından tohumları, cihan Peygamberi Hz. Muhammed’in dedesi Abdülmuttalib döneminde atılan ve Hz. Ali’nin hilafeti döneminde yeşertilen ihtiras ve hırstan hasıl olan Kerbela Vakası’nı 10 Muharrem’e kadar gün be gün aktarmaya çalışacağız. Takip etmeye devam edin.

İlginizi Çekebilir

Yemen deyince aklımıza türkü mü geliyor?

Kendilerini aynı dinden olarak tanımlıyorlar. Binlerce yıldır savaşıyorlar. Oysaki tüm dinlerin en önemli emirlerinden biri ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir