Son Haberler

Asırlardır Tutulan Yas; Kerbela -4

Oğluna ebedi bir saltanat bırakmak için peygamber torunu katletmekten imtina etmemiş olan Muaviye, yapayalnız bir şekilde can verdikten sonra Yezid, ona bu saltanatı miras bırakan babasının cenaze merasimine dahi katılmamış, kendisine miras kalan saltanatın tadını çıkarmaya başlamıştı. Sefahat, kadın ve içkiye düşkünlüğüyle bilinen Yezid, hükümet idaresini kuracağı bir heyete bırakıp gününü gün etmeyi istemişse de Emevi erkanı buna izin vermemiş derhal Hz. Hüseyin’den bi’at alınması gerektiğine hükmetmişti. Medine’de sükunet içinde yaşayan Hz. Hüseyin o gece rüyasında Şam Camisi’nin minberinin yıkıldığını görmüş ve Muaviye’nin öldüğünü, artık halifeliğin Yezid’e geçtiğini anlamıştı. Yezid Medine Valisi Velid’e hemen bir emirname göndererek Hz. Hüseyin ve etrafındakilerden bi’at istediğini belirtmişti. Ehli beyte muhabbet besleyen Velid, ya Yezid’e karşı gelip onun tarafından işkenceyle öldürülecek ya da peygamberin biricik torunundan bi’at isteyecekti. Kalbinde büyük bir hüzün ile Hz. Hüseyin ve etrafındakilere bir elçi göndermiş, onları hükümet konağına çağırmıştı. Hz. Hüseyin tedbirli bir şekilde davete icabet etmiş, Velid tarafından saygı ve hürmetle karşılanmıştı. Ancak nihayetinde Velid’in Hz. Hüseyin’den isteyeceği şey Yezid’e bi’at etmesiydi ve bu asla kabul edilemezdi. Medine Valisi Velid H.z Hüseyin’e hak veriyor ancak bir şekilde kedisini de Yezid’in hışmından korumak istiyordu. Ancak cihan peygamberinin sevgili torunu, günlerini içki, kadın ve sevk içinde geçiren bir fasık olan Yezid’e kati surette bi’at etmeyeceğini söylemişti. Tam o anda yan odadan olanı biteni dinleyen Hz. Hasan cinayetinin ortağı Mervan, hemen içeri atılmış ve Velide, “Hüseyin’i hemen tevkif et, bi’at edene kadar da bir yere gitmesine izin verme.” demişti. Hz. Hüseyin, kardeşinin katillerinden biri olduğuna emin olduğu Mervan’ı karşısında görünce öfkelenmiş onu elindeki Resulü Ekrem’in asası ile iterek odadan çıkmıştı. Bu durum Medine Valisi Velid’i çok zor bir duruma düşürecek, Mervan olan biteni Velid aleyhine Yezid’e bildirecekti…

Olanları öğrenen Yezid, hırsından deliye dönmüş ve Medine Valisine yeni bir emirname göndererek Hz. Hüseyin’in bi’at etmesin sağlamasını bunda muvaffak olamazsa Hz. Hüseyin’in başını kestirip kendisine göndermesini emretmişti. Durumu gittikçe zorlaşan Velid, Hz. Hüseyin’e zulmedemeyeceği gibi ondan bi’at alamayacağını da biliyordu. Yezid’in tehditlerinden kurtulmak ama Hz. Hüseyin’i de incitmek istemeyen Velid, durumu Hz. Hüseyin’e izah ederek, “ceddin Resulü Kibriya gibi tehlikeden uzaklaş” demişti. Hakikaten Hz. Muhammed (s.a.v) da Yezid’in dedesi Ebu Süfyan’ın tacizlerinden kurtulmak için hicret etmişti. İşte o an Hz. Hüseyin Medine’den hicret etmeye karar vermiş, ümmetin kalbinde asırlarca sürecek derin bir yaranın açılmasına böylece çok az kalmıştı… O sıra Hz. Hüseyin henüz nereye gideceğini bilmez bir halde iken küçük kardeşi Muhammed Hanefi ile uzunca bir müzakere girişen Hz. Hüseyin, her zaman Hakk’tan yana olan Horasanlılar ile Hz. Ali’ye olan aşkıyla bilinen İranlılar arasında kalmıştı. Ancak İran da Horasan da ilk etapta gidilebilecek yerler değil, bu uzun yolculukta Yezid tarafından bir suikaste uğranabilirdi. Bu nedenle Muhammed Hanefi’nin sözüne itibar eden Hz. Hüseyin evvela Mekke’ye çekilme kararı almıştı.

Yezid, Mekke’de de Hz. Hüseyini köşeye sıkıştırmak için yollar ararken, Kufeliler de zamanında Hz. Ali ve Hz. Hasan’a gösterdikleri cefanın vicdan azabıyla Hz. Hüseyin’e yardım etmek istiyor, bunun için mektuplar göndererek davette bulunuyorlardı. Şerrin hayr, hayrın ise şer doğurabileceği gerçeği ile bu davetlerin İslam tarihinin en acı katliamlarından birine gebe olduğunu pek çokları tahmin edemezdi. Ancak Mekke halkı; “Gitme” demişti, “Ya Hüseyin Kufelilere güvenme.” Hakk ne takdir ettiyse o olacaktı. Peşini bırakmayan ve 200 den fazla mektupla derin bir sadakat ile büyük bir hürmet vaat eden Kufelilerin davetine icabet etmeye karar veren Hz. Hüseyin, kendisinden önce Amcaoğlu Müslim bin Akiyl’i göndererek ona bi’at etmelerini istemiş daha sonra ehli beyt ile birlikte kendisinin de Kufe’ye hicret edeceğini bildirmişti. Mekkeliler bu karara şiddetle karşı çıkmak istemiş, Kufelilerin Hz. Ali ve Hz. Hasan’a yaptıklarını tekrar tekrar hatırlatmış ancak Hz. Hüseyin’i vazgeçirmeye muvaffak olamamışlardı. Büyük bir felakete adım adım sürüklenen Hz. Hüseyin ve ehli beyt, günlerce sürecek eza ve cefaya doğru adım adım ilerleyecekti…

 

Emeviler tarafından tohumları, cihan Peygamberi Hz. Muhammed’in dedesi Abdülmuttalib döneminde atılan ve Hz. Ali’nin hilafeti döneminde yeşertilen; ihtiras ve hırstan hâsıl olan Kerbela Vakası’nı 10 Muharrem’e kadar gün be gün aktarmaya çalışacağız. Takip etmeye devam edin.

 

İlginizi Çekebilir

Milli siyaset

Necmettin Erbakan’ın 1990’ların siyasi şartları içinde söylemiş olduğu “Bugün Atatürk kalksaydı Refah Partili olurdu” sözünden ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir