Anasayfa / Yazarlar / Astığı astık kestiği kestik!

Astığı astık kestiği kestik!

 

Ben ilkokulu Altıparmak İlkokulu’nda okudum. Öğretmenimiz, hiç evlenmemiş idealist ve de şimdilerde anladığım üzere Kemalist biriydi. Kızdı mı özellikle uzun bıraktığı başparmağının tırnağını kulak mememize geçirip canımızı yakar, bir yandan da “niçüüün….” Diye sorardı. O zaman da yaşı hayli geçkindi, çoktan ölmüştür tahminim. Allah rahmet eylesin diyelim. Bu öğretmenimiz bize Osmanlı’yı, padişahları anlatırken aynen şöyle derdi; “Astığı astık, kestiği kestik…” hala dün gibi kulaklarımdadır. Öyle bir Osmanlı tablosu çizerdi ki korkardınız. Atatürk gelip bu padişahlık denilen zulümden bizi kurtarmıştı.

Osmanlı öyle mene bir şeydi ki sürekli savaşırdı ve ortalık kan gölüne dönerdi. Bu anlattıkları beynime öyle bir işlemişti ki uzun yıllar Osmanlı’yı, padişahları sürekli kan döken birileri olarak tahayyül ettim.

Muradiye külliyesi yanında bir Osmanlı evi vardı. Müze haline getirilmişti. Hala durur mu bilmem. Bir gün annem ve babamla oradan geçerken babam bana burasının bir Osmanlı evi olduğunu anlatmış, ben de içini görmek isteyince elimden tutup götürmüştü. Hala dün gibi hatırlarım. Önünde durmuş pencere demirlerine uzun uzun bakmış ve sormuştum “Hani bu demirlerde hiç kan izi yok ama…” Beynime her nasıl nakşedilmişse insanların elinde kılıç birbirlerini doğradığı bir Osmanlı yaratılmıştı kafamda. Babam bana durumun öyle olmadığını anlatmakta çok büyük güçlük çekmişti.

Bunu bir neslin nasıl yetiştirildiğini göstermek için anlatıyorum. Osmanlı’yı halk gözünde nasıl karaladıklarını anlayın diye anlatıyorum. Benim ilkokul öğretmenim gibi kim bilir daha nicesi vardı. Belki hala da var. Minicik çocuklara neler anlatıyorlar!

İlkokul öğretmenleri artık miniklere böyle şeyler anlatsa da şimdiki çocuklar bilgi çağını yaşıyor ve ellerinde internet erişimi var. Çeşitli kaynaklara erişebildikleri için artık daha çok sorguluyor ve değişik görüşleri de inceleyebiliyorlar. Öğretmen insanların kaderinin padişahın iki dudağı arasında olduğunu anlatırken çocuk internetten işleyişin aslında nasıl olduğunu öğrenebiliyor.

Geçmişte bunları yapan zihniyet bugün hiç de değişmiş değil. Bunlar şimdi de kendi memleketlerini düşmana şikâyet etmekten, aşağılamaktan çekinmiyor. Aportta bekleyen dış düşmanlar da bunu kullanıyor tabii.

Ertuğrul Özkök de sahibinin sesi olarak benzer şekilde Osmanlı ile uğraşıyor. Bakın neler yazmış?

“HANEDAN torunu olduğunu söyleyen hanımefendinin konuştuğu yer Hacı Bektaş Veli Üniversitesi…

Neymiş…

Hanedan torunu olduğu için devlet okullarında ona kötü muamele yapılmış…

Yuh artık yahu yuh…

Yani bu ülkenin devlet okulları Cumhuriyetçiydi de, kolejleri Osmanlıcı mıydı…

Merak ettim, bu hanımefendi hangi devlet okulunda zulüm görmüş de, hangi Osmanlıcı kolej ona şefkat kollarını uzatmış…

Yani aklıma kötü şeyler gelmiyor değil hani…”

Mantık aynı mantık…

Ey Ertuğrul!

İkna odalarından haberin yok mu yani?

İlginizi Çekebilir

Ben baştan uyarayım da!

Mayın ayının yaklaşmasıyla birlikte her yıl olduğu gibi bu yılda muhtemelen her köşe başı dernek, ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir