AŞURE

Aşure, hicri yılbaşı olarak kutladığımız Muharrem ayının onuncu günüdür. Zaten Arapçada on rakamını ifade eden aşere kelimesinden alınmıştır.

Muharrem ayı müspet ve menfi birçok hadisenin meydana geldiği bir aydır. Şu gerçeği akıldan hiç çıkarmamalı dünyada hiçbir şey tesadüfi değildir. Öyle ise bu ayda vuku bulan hadiselere de tesadüf diye bakmak asla doğru değildir.

Aşure günü meydana gelen büyük hadiselerden bir kısmını burada zikretmek isterim. Örneğin Hz. Adem’in tövbesinin kabul edilmesi, Hz. Musa’nın Firavun ’un şerrinden kurtulması ve Firavunun denizde boğulması, İbrahim A.S. ateşten kurtulması, Eyüp A.S. hastalıktan şifa bulması, Hz. Yunus’un balığın karnından kurtulması, Hz. Nuh A.S. gemisinin Cudi dağı üzerine oturması, Hz. Süleyman’a saltanat verilmesi…

Bütün bu sevindirici olayların yanında İslam Alemini hüzne boğan bir hadise de yine aşure günü meydana gelmiştir. O da Peygamberimizin sevgili torunu, Hz. Ali’nin oğlu Fatıma annemizin ciğer paresi Hz. Hüseyin ve ehli beytten yetmiş kişinin Kerbela’da  şehit edilmesi.

Bu olay o gün bugün Müslümanların kanayan bir yarasıdır. Biz şuna inanıyoruz Hz. Hüseyin ve arkadaşları hakkı savunma uğruna şehadet şerbetini içerek cennete uçmuşlardır. Bu ölüm olayını planlayan ve icra edenler Allah’ın en büyük cezasına çarptırılacaklardır.

Onun için biz bu olayı irdelemiyoruz. Kılıçlarını kana boyayanlar gibi biz de dilimizi kana boyamıyoruz. Olayın intikamını Yüce Allah’a bırakıyoruz. Bazı kişilerin zincirlerle kendilerini yaralamalarını da hoş karşılamıyoruz. Onları anmak isteyenler Kur’an okuyarak dua ederek anmalıdırlar. Zaten dinen vücudumuza zarar vermek gibi bir hakkımız yoktur.

Muharrem ayının birinden onuna kadar oruç tutmak çok büyük sevaptır veya Muharrem ayı içinde üç gün beş gün oruç tutmakta olabilir. Zira Peygamberimiz Ramazan orucu dışında Allah katında en kıymetli oruç Muharrem ayında tutulan oruçtur buyurmuştur.

Yalnız aşure gününde bir gün olarak oruç tutmak caiz değildir. Sebebi ise Yahudilere benzememek zira onlar yalnız aşure gününü oruç tutarlar. Burada Ruhulbeyan tefsirinde zikredilen altı nasihati açıklamak istiyorum. Bir Allah dostunun nasihatleridir.

Uykusu çok olanın kalbi yumuşak olması beklenemez, yemesi çok olanın gece ibadete kalkması beklenemez, yalan ve gıybeti adet edinenlerin imanı tehlikededir, olur olmaz meclislerde oturanların ibadetten zevk alması beklenemez, insanların hoşnutluğunu almak için her söylenene rıza gösterenlerin Allah rızasını kazanması beklenemez. Son söz şudur; Her söylediğin söz, her yaptığın iş, her yediğin lokma Allah ve Resulünün rızasına uygun olmalı.

Dünya ve ahiret saadeti buna bağlıdır. Allah sonumuzu hayreylesin. Selam Hakka tabi olanlara…

İlginizi Çekebilir

15 Temmuz’u unutmadık, biline!

Fransa’da sarı yeleklilerin şiddet içerikli protestoları devam ediyor.  İlk başlayan eylemler genelde araç sahiplerinin akaryakıt ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir