“Atatürk’e saldırı var ver oradan 60 Lira!”

Tanıdık tanımadık bulabildikleri tüm telefonları bir bir arıyorlar. Hele hele bu kişi eğer üyeleri ise veya bir kere kazayla bağış yapmış biriyse ısrarlı telefonları bitmek bilmiyor. Arayan “Son zamanlarda Atatürk’e büyük bir saldırı var. O yüzden bağış topluyoruz. Altmış lira bağış yapın size kitap göndereceğiz.” Diyor. Gönderecekleri kitap belli. Migros’ta 28 (yazıyla yirmi sekiz lira.) Bunlar altmış lira istiyor. Kitabı normalde olduğu gibi yüzde elli belki de altmış indirimle aldıklarını hesaba bile katmıyorum. Bu haliyle bile tam 32 (yazıyla otuz iki lira) kalıyor. Bu bağışlara makbuz kesiliyor mu kesilmiyor mu? Bunu da bilemiyorum. Denetlemek benim işim değil. İlgilisi baksın bir zahmet.

Bu kampanyayı kim mi yürütüyor?

ADD yani Atatürkçü Düşünce Derneği.

Dernekler bağış toplayabilir. Bu haklarıdır. Sözümüz yok. Benim dikkatimi çeken ve dikkatleri çekmek istediğim yön başka. Bu bağışı sterken kullanılan argüman önemli. Milleti arayacaksın “Son zamanlarda Atatürk’e büyük bir saldırı var. O yüzden bağış topluyoruz. Altmış lira bağış yapın size kitap göndereceğiz.” Diyeceksin ve bağış toplayacaksın! İşte burası önemli.

Saldırı olduğunu söyleyip bağış topluyorsun da bu topladığın paralarla ne yapacaksın? Savunma sistemi mi satın alacaksın? S-400 almazsın da acaba Patriot mu ısmarlıyorsun? Nerede ve nasıl kullanacaksın? Ankara da mı konuşlandıracaksın? Hani rahmetlinin mezarı orada ya o açıdan soruyorum. Kim yapıyor bu saldırıları?

Bir iki salağın ya da meczubun heykellerle video çekmesini, çekiçle kırmaya teşebbüs etmesini falan kastediyorsan ona karşı yargı zaten gereğini yapıyor. Merak etme. Rokete veya silaha ihtiyacın yok. Savunma sistemine harcayacağın parayı beyin araştırmaları vakfına bağış yap belki faydasını görürsünüz.

Bu ADD’liler ayrıca okullarda “andımızın” geri getirilmesi gibi ırkçı bir yaklaşımın da savunucuları.

Bu aralar başka bir bilgilendirmeye de başlamışlar. Noel yaklaşıyor ya (onlara sorsanız yılbaşı kutlaması diyecekler) çam ağacı meselesine de el atmışlar. Çam süslemek Türk geleneğiymiş. Bunu web sitelerinde geniş geniş açıklıyorlar. Büyük Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ (Ne zaman Sümerolog olup da diploma aldığını bulamadım. Profesör zannedenler de var hatta. Garipler…) şöyle buyurmuş;

“Bayramın adı NARDUGAN (Nar=güneş, tugan, dugan=doğan) Doğan güneş. Türkler güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlar. Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan. Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar. Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş. Akçam ağacı yalnız Orta Asya’da yetişiyormuş. Filistin’de bu ağacı bilmezlermiş. Bu yüzden olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. İsa’nın doğumu ile hiç ilgisi yok.” Diye yazmış.

Hah işte bizim dediğimiz de o bu pagan işi. Türkler Müslümanlığı kabul etmeden önce pagandı. Bu olsa olsa odur. Biz de onu diyoruz ya! Pagan deyince kızıyorlar bir de. Pagansanız çıkın “Paganız” deyin. İnanç özgürlüğü var kimse bir şey demez. Bizim lafımız Müslüman olduğunu iddia edip İslam dışı ritüelleri dayatmaya kalkanlarla…

İlginizi Çekebilir

Simurg Ve Harese

Şöyle bir hikâye, anlatı var. Her şaka da bir gerçek olduğu gibi bu tür hikayeler ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir