Bana adını söyle sana dinini söyleyeyim

Yer küre üzerinde var olan, nefes alıp veren, akil ve baliğ olmuş, rüşte ermiş her bir insan teki, bu dünyada neden ve niçin var olduğunu sormalı / sorgulamalı ve insan olarak bu dünyada var olmanın, varlığını sürdürüyor olmanın hem kendisi, hem ailesi, hem çevresi ve hem de insanlık için ne anlam ifade ettiğini idrak etmelidir. İnsan olmanın sorumluluğu / yükümlülüğü bunu gerektiriyor çünkü. Bu aynı zamanda her insan tekinin kendisi ile / kendi gerçekliği ile yüzleşmesi hatta bir anlamda hesaplaşması demektir.

 

Keza yerküre üzerinde var olan / varlığını sürdüren her bir Müslüman teki de aynı şekilde neden ve niçin Müslüman olduğunu bilmeli ve Müslüman olmanın gerek kendisi, gerek ailesi, gerek çevresi ve gerekse topyekûn insanlık için ne anlam ifade ettiğinin de farkında ve idrakinde olmalıdır. Müslüman olmanın sorumluluğu / yükümlülüğü bunu gerektiriyor zira. Bu aynı zamanda her Müslüman’ın kendisi ile / kendi gerçekliği ile yüzleşmesi hatta bir anlamda hesaplaşması demektir.

 

Bu yüzleşme sayesinde ancak insanlar, bütün hayatı boyunca hiçbir sorgulamaya tabi tutmadan, tarihin / kültürün / ailenin / çevrenin / toplumun telkin ve tavsiyeleri doğrultusunda tercih ettikleri bir din ile nasıl avutulduklarını / nasıl uyutulduklarını / nasıl uyuşturulduklarını fark edebilir. Bu hesaplaşma sayesinde ancak insanlar, zincirlerini kırabilir, prangalarından kurtulabilir, aklını ve imanını özgürlüğe kavuşturarak, hakikati görebilir /  anlayabilir.

 

İnsan olarak bu dünyaya gelmiş olmak hiç ama hiç kimsenin kendi tercihi değildir. Ancak Müslüman olmak veya olmamak insanların kendi iradi tercihleridir. Burada temel soru ve temel sorun şudur. Bu tercih ailenin / çevrenin / kültürün / toplumun dayatması sonucu yapmak zorunda kaldığı gayri iradi bir tercih midir, yoksa İbrahim’i bir tavırla akılını kullanarak / sorarak / sorgulayarak yaptığı iradi bir tercih midir?

 

Elçiler tarafından kendilerine, Allah katından gönderilene uyun denildiğinde, hayır biz atalarımızı bu yol üzerinde görmedik, biz atalarımızın yolundan ve izinden asla ayrılmayız diye itiraz geliştiren insanların tercihleri ile bugün ailenin / toplumun / kültürün veya çevrenin telkinleri ve dayatmaları doğrultusunda yapılan tercihler arasında ne gibi benzerlikler ve ne gibi farklılıklar olduğu hususu üzerinde düşünmeyi ziyadesiyle hak ediyor.

 

Geçmişte, tarihin herhangi bir döneminde atalarının yolunu / dinini terk etmeme kararlılığı adına elçilere sonuna kadar direnenler, akıllarını hiç kullanmamış oluyorlar da, tarihin / kültürün / çevrenin veya ailenin telkini ve dayatması ile hiç düşünmeden / hiç sorgulamadan Müslüman olduğunu söyleyenler akıllarını çok mu kullanmış oluyorlar.

 

Belki en az bu tercih kadar önem arz eden bir başka husus var ki o da şudur. Öyle veya böyle, şu ya da bu sebeple yapılan bir din tercihi gündelik hayatın neresinde duruyor, gündelik hayata ilişkin ne söylüyor. Hayata dair kararlarda, eylem ve etkinliklerde tercih edilen din ne kadar etkili oluyor, insan tekleri gündelik hayatın içinde tercih ettiği dine hangi düzeyde sadakat gösteriyor.

 

İnsanlar camide verilen vaazlardan, cemaatte yapılan telkin / teklif ve tavsiyelerden, medresede öğretilen ve önerilen dinden ne kadar emindirler. Caminin / cemaatin / medresenin insanlara din olarak sunduklarının ne kadarını sorguladılar / ne kadarını akıl süzgecinden geçirerek kabul ve tasdik ettiler veya ret ettiler. Allah katından elçi Muhammed’e bildirilen hakikat bir tek hakikat iken, camide / medresede / cemaatte neden ayrı ayrı / farklı farklı hakikatlerden söz ediliyor.

 

Caminin / medresenin / cemaatin telkin ve teklif ettiği dinin, Hz. Muhammed’e gönderilen din ile ilgisinin / ilişkisinin hangi düzeyde ve hangi düzlemde olduğu neden hiç sorulmaz ve niçin hiç sorgulanmaz. Bugün gelinen nokta itibariyle, cami / medrese / cemaat, Hz. Muhammed’in beyan ve tebliğ ettiği hakikat ile Müslümanlar arasına örülmüş duvarlar / gerilmiş perdeler olmasın sakın. Doğrusu üzerinde düşünülmeye değer.

İlginizi Çekebilir

Döviz Kuru Dalgalanmalarına Önlem Olarak “Tobin Vergisi”

Son günlerin en önemli konusu 24 haziran seçimlerini bile geride bırakan , dolar kurunun aşırı ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir