Bana farkını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim

 Farklı kimliklerin / farklı kültürlerin / farklı etnik grupların / farklı inanç kümelerinin beraberce / bir arada yaşaması / yaşayabilmesi,modern zamanlarla birlikte bütün bir insanlık ailesinin en önemli problematiğihaline geldi.Çünkü modern zamanlarla birlikte devlet aygıtı, bireyin / ailenin / toplumun en ince kılcal damarlarına varıncaya kadar nüfuz etti ve müdahale etmediği / kontrol altına almadığı / yönetmediği / yönlendirmediği hiç bir alan bırakmadı.

Modern Ulus Devlet ile birlikte, devletin müdahale alanları, insan teklerinin yada insan kümelerinin / gruplarının aleyhine olacak şekilde alabildiğine ve olabildiğince genişledi. Doğumdan ölüme, evlilikten boşanmaya, sağlıktan eğitime, kültürden sanata, hatta inanca varıncaya değin her şey,Modern Ulus Devletin müdahale alanına girdi. Devletin müdahale ettiği alanların sınırı genişledikçe de, insan teklerinin ya da insan kümelerinin / insan topluluklarının farklılıklarını yaşama / farklılıklarını yaşatma imkânı azaldı hatta tümüyle ortadan kalktı.

Hayatın her alanına müdahil olan, toplumsal yaşama dair her şeyi tekleştiren / tekelleştiren / tektipleştiren ve bu sayede kontrol altına alan Modern Ulus Devlet,insanlar ya da gruplar arasındaki kültürel farklılıkları baskılayarak, süregelen farklılıkların yaşamasına / yaşatılmasına izin vermedi. Dahası herkese eşitlik adı altında bütün farklılıkları aynılaştırdı / homojenleştirdi / standartlaştırdı.Modern Ulus Devlet, varolan bir kültürel kimliğiyada bir etnik kimliği bütün gruplara / bütün topluluklara empoze ederek,daha doğru bir ifade ile dayatarak, bütün farklı toplumsal kesimlerin ortak kimliği yada üst kimliği olarak kabul ettirdi. Bunu yaparken kimi zaman son derece rafine yöntemler kullandı, kimi zaman da soykırım gibi, tehcir gibi son derece kaba yöntemlere başvurdu.

İnsanlar / gruplar / topluluklar resmi dil olarak kabul edilen bir tek dili konuşmaya zorlandılar.Bir tek takvime tabi olmak ve hayatını bu takvim üzerinden planlama mecburiyetine tabi tutuldular. Tek tip eğitime maruz kaldılar.Herkesin / herkesimin inandığı değerler sistemini gözeterek hazırlanmış yasalar / anayasalar yerine,hâkim unsurun / hâkim kültürün değerleri esas alınarak hazırlanan yasalara / anayasalara tabi olmak zorunda bırakıldılar.  Bu ve benzeri ince ya da kaba uygulamalara maruz kalan bütün faklılıklar /bütün farklı toplumsal kesimler, sonuç itibariyle eşitlendi / standartlaştı.

Esas itibariyle insanlık ailesi için birer zenginlik kaynağı olan, birer barış umudu olan kültürel farklılıklar,Modern Ulus Devlet formülasyonu içinde bir bir baskılanarak yok edildi. Dahası ve en acısı bütün bu etnik / dini / kültürel farklılıklar birer tehdit / birer çatışma unsuru haline getirildi. Artık Modern Ulus Devlet nezdinde kültürel ya da etnik farklılığa vurgu yapmak,faklılıklarınıkamusal alana taşıma talebinde bulunmak suç haline geldi.

Esasen bir diğerinden farklı olmak / farklı durmak / farklı inanmak / farklı düşünmek / farklı yaşamak, son derece insani bir durumdur. Hatta denilebilir ki, yerküre üzerinde insan eksenli her ne olup bitiyorsa, bu temel insani durum üzerinden olup bitiyor.Siyasetten ekonomiye, kültürden sanataher ne yaşanıyorsa yeryüzünde, bu temel insani durum üzerinden yaşanıyor. İnsan tekinin ya da gruplarının kendi aralarında şu ya da bu sebebe dayalı olarak ayrıştığı / farklılaştığı hususların bir haddi / hududu yoktur zaten. İnsanlar arasında bir sayıya / bir adede / bir rakama vurulamayacak kadar çok, sınırsız sayıda farklılıklar olabilir / oluşabilir. İnsanların ayrışabileceği / farklılaşabileceği alanlar son derece geniş, son derece değişken ve son derece dinamik alanlardır.

Son tahlilde insanı ve insanın da içinde yaşadığı evreni yaratan Allah’tır. Başka bir ifade ile insan içinde yaşadığı bu uçsuz bucaksız evrenin bir parçası ve Allah’ın kâinat kitabının kevni bir ayetidir. Hangi inanca / hangi kültüre / hangi etnisiteye / hangi felsefi düşünceye sahip olursa olsun, her insan tekinin üzerinde Allah’ın sayısız ayeti vardır.Allah, yarattığı her varlığı farklı yaratır. Bu demektir ki, her insan teki, diğer insan tekinden farklıdır / farklı yaratılmıştır.İnsanlar arası ilişkiler / tartışmalar / yarışmalar / çatışmalar, yaratılıştan gelen bu farklılıklar üzerinden yürüyor.Çünkü her insan,yaratılışından gelen farklılığını fark ettirmek, farklılığı ile ön almak, farklılığı ile varlık âleminde var olmak istiyor.

İnsanlar, yaratılıştan gelen farkını / farklılığını fark ettirmeye / hissettirmeye / öne çıkarmaya çabalarken, birlikte yaşadığı diğer insanlarla / topluluklarlaayrılığa düşebilir, onlara muhalif olmak durumunda kalabilir. Sosyal / siyasal hayatın bir gerçeği olarak karşımızda duran muhalefet olgusu, esasen buradan yani insanlar arası farktan / farklılıklardan doğuyor.Anlaşılan o ki, farklı olmak / farklı durmak / farklı inanmak / farklı düşünmek / farklı yaşamak, tabii / fıtri / kevni bir durumdur, son derece beşeri / son derece insani bir olgudur. Farklı olmak / farklı durmak / farklı inanmak / farklı düşünmek / farklı yaşamak yaratılıştan gelen, insana yaratılıştan verilen bir özelliktir.İnsan için asıl olan bu tabii / fıtri / kevni durumu, topyekûn insanlık adına bir rahmete dönüştürülebilmesidir.Aksi durumda yeryüzünde fesadın / bozgunculuğun / kan dökülmesinin önüne geçilemez.Dün ve bugün olduğu gibi. Yarının böyle olmaması ümidi ve temennisiyle…

İlginizi Çekebilir

Andımız Mobil Olsun !

7-8 sene önce 6. sınıf bir öğrencim ‘Allah’ın, İnsanı yaratmaktaki amacı nedir? şeklinde bir sormuştu. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir