Beyaz Perdeden Kitapçılara

Son yıllarda, kelimelerden, kitap raflarından beyaz perdeye ya da televizyona uyarlanmış çokça film ve dizi görmek mümkün. Örneğin; Dan Brown’dan “Cehennem”, Suzane Collins’ten “Açlık Oyunları”, J.J.R. Tolkien’den “Yüzüklerin Efendisi” ve “Hobbit” serileri, Reşat Nuri Güntekin’den “Çalı Kuşu”, Halit Ziya Uşaklıgil’den “Aşk-ı Memnu” gibi. Okurken aklınıza bunlardan daha birçoğunun geldiğine eminim. Kimisi kelimelerin, cümlelerin yerini tutamaz, sergilenen oyuncu performansları kitap sayfalarını çevirirken bizde oluşan zevki sağlayamaz ve çoğu zaman “Yahu bunun kitabı daha güzeldi! Uyarlaması (dizisi veya filmi) hiç olmamış canım!” gibi serzenişlerde bulunuruz. Bazen de kitabın yaratamadığı etkiyi izlediğimiz filmden veya diziden alırız. Ancak temelde sinema ve edebiyatın böyle iç içe olması hepimizin hoşuna giden bir durumdur.

Geçtiğimiz günlerde, uzun zamandır takip edemediğim “Türkiye Kültür Sanat Dergisi” nin bir haberi dikkatimi çekti ve okuduğumda oldukça ilginç bulmakla beraber çokça hoşuma gitti. Türkiye’nin en başarılı komedyenlerinden biri olan Cem Yılmaz, gişe rekorları kıran unutulmaz filmlerinin (G.O.R.A, A.R.O.G, Hokkabaz, Ali Baba ve Yedi Cüceler, Pek Yakında, Yahşi Batı) senaryolarını kitaplaştırmış ve okuyucunun beğenisine sunmuş. Genelde tam tersini görmeye alışık olduğumuz bu durum, okuyucuya yeni bir soluk getirme açısından oldukça önemli diye düşünüyorum.

Sahip olduğu esprilerle, muhteşem oyuncu performanslarıyla yayınlandığı ilk andan günümüze kadar sahip olduğu neşeyi koruyabilen bu filmlerin, kitaplar halinde raflarda yerini alması, bu filmlerin yarattığı etkiyi sonsuza kadar kitaplıklarımızda, günlük hayatta yanımızda taşımamıza olanak sağlıyor.

Bir başka açıdan ise; kimimiz kitap okumayı severiz ama film izlemekten hoşlanmayız. Kimimizde ise bu durum tam tersidir. Hatta bazılarımız her ikisini de sever. İşte bu şekilde filmlerin senaryolarının kitaplaşmış hallerini raflarda görmek bizim açımızdan da kolaylık sağlayabilir. İzlemeyi sevmiyorsak belki okumayı seviyoruzdur, alır okuruz. İzlemeyi sevip okumayı sevmiyorsak 2-2.30 saat arasına sığdırılmış sayfalarca senaryoların detayları bizde merak uyandırır, alır okuruz. Eğer her ikisini de seviyorsak zaten tadından yenmez. Hem izleriz, hem okuruz.

Bazen bir filmi izlediğimizde, bazı sahneleri anlayamayabiliriz ya da filmin kurgusu kafamızda tam vücut bulamayıp film sonunda birçok “?” uyandırabilir. İşte Cem Yılmaz’ın yaptığı bu iş bu tarz sorunları da ortadan kaldırmaya yarayabilir.

Türk sineması var olduğu yıllardan günümüze kadar birçok başarılı filme imza atmıştır. Bize bir çok duyguyu farklı farklı filmler ile, bazen de tek filmde birden fazla duyguyu yaşamamız için olanaklar sunmuştur. Aslında hepimiz içten içe sergilenen oyuncu performanslarının beyaz perdeye nasıl yansıdığını merak ederiz. Bir film çekilmeye başlar, aylarca sürer. Okuma provaları, ezber provaları, sayısız tekrarla çekilen sayısız sahne. En sonunda hepsi toparlanır, kesilir, biçilir ve bizim için en uygun haliyle sergilenir. İşte tüm bu olayların arka planında yer alan senaryoları kitap halinde okuyabilmek oluşan meraklarımızı gidermemize kesinlikle katkı sağlar. Bu durumun sadece Cem Yılmaz ile sınırlı kalmayıp birçok film için uygulanması gerektiğini düşünüyorum. Zira bu yolla edebiyatımız açısından çokça değerli esere sahip olabiliriz.

2018 henüz gelmişken, özellikle bizden biri olan ‘Arif’ in G.O.R.A ve A.R.O.G maceralarının kitaplaşmış hali şimdiden merakımı en üst seviyeye çıkarmış durumda. Filmlerinde yakaladığımız aynı tadı, aynı gülücükleri, aynı kahkahaları kitap sayfalarında da yakalayabileceğimizden eminim. Bize bu filmleri kelimelerle tekrar yaşama fırsatı sunduğun için teşekkürler Cem Yılmaz.

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Kendinize bir sorun!

Halk arasında yaygın bir inanış vardır. Buna göre politikacılar yalan söyler. Bu inanış temelde verilen ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir