Bir ayet, bir yorum…

Cenabı Hak buyuruyor ki ‘’Savaş, hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı. Olur ki bir şey sizin için hayırlı iken siz onu hoş görmezsiniz, yine olur ki bir şey sizin için kötü iken siz onu seversiniz. Allah bilir siz bilmezsiniz.’’ (Bakara/216)

Bu günlerde bu ayeti celile çokça istismar edilmektedir. Allah insanlara akıl vermiş, irade vermiş Kuran’ı Kerim’de birçok ayette de akletmez misiniz, düşünmez misiniz? Diye uyarılarda bulunmuştur. Buna rağmen akıllarını kötüye kullananlar veya kiraya verenler bu suçlarını örtmek için bahane bularak bunda da bir hikmet var, kader bu imiş veya yukarıda mealen zikrettiğim ayeti celileyi delil göstererek bizim şer bildiğimize hayır, hayır bildiğimize şer olabilir diyorlar.

Halbuki, ayette özetle ifade edilen mana Allah’ın farz kıldığı konulardaki hikmeti sadece Allah bilir nitekim ayetin sonunda bu hikmetleri sadece O bilir siz bilmezsiniz buyrulmaktadır. Allah’ın yerine haşa hiç kimse kendini koyamaz.

Sırası gelmişken burada önemli bir konuya daha parmak basmak istiyorum. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur ‘’İtaat sadece maruftadır’’ maruf olmayan bir emri kim verirse versin dinlenmez. Mutlak itaat sadece ve sadece Allah’adır.

Peygamberimize biat için gelen Mekke hanımları için Cenabı Hak eğer marufta sana tabi olurlarsa onlarla biat et buyurmuştur. Bu bizim için dikkat edilmesi gereken büyük bir ikazdır.

Peygamberimizin vahiy dışındaki bütün uygulamalarına Eshab-ı kiramın fikir beyan ettikleri, Peygamberimizin de bu fikirleri değerlendirdiği bir gerçektir. Örneğin Bedir’de Peygamberimiz askerleri yerleştirdi. Eshabtan Hubab Bin Munzir Peygamberimize sormuş Ya Resulallah askerin bu şekilde yerleştirme şekli Allah’ın emri midir? Peygamberimiz hayır deyince, öyle ise askerlerin yerini değiştirelim biz ana kuyunun etrafına yerleşelim diğer küçük kuyuları kapatalım dedi. Peygamberimiz bu fikri çok uygun bularak askerlerin yerlerini değiştirmiştir. Ahzab gazvesinde hendek kazılması ve müdafaa harbi yapılması Selman Hazretlerinin fikridir. Peygamberimiz bu fikre son derece değer vermiş ve hendek kazdırmıştır.

Tebuk gazvesinde Tebuk’a varıldıktan sonra sefere devam edelim mi müzakeresinde Hz. Ömer, düşman korkusundan karşımıza çıkamamıştır burada bir süre bekleyelim düşman gelmezse daha devam etmeyelim geri dönelim. Hz. Ömer’in bu fikrine Peygamberimiz itibar etmiş ve Medine’ye dönülmüştür. Daha buna benzer birçok örnekler vardır.

Bir idarecinin etrafındakiler onun yapabileceği yanlışlara ses çıkarmazlarsa, sen ne yaparsan doğrudur derlerse Allah katında çok büyük bir cezaya çarpılırlar. Tarihte nice devletler, milletler, cemaatler bu hastalığa tutulup yok olup gitmişlerdir.

Ebu Zer Hazretleri hakkında Peygamberimiz o hep doğruyu söyler maddeye kıymet vermez ve korkmaz bir kişidir. Nitekim cennetle müjdeli Peygamberimizin damadı Hz. Osman’ın, makamına çıkmış senin tayin ettiğin valiler saltanat sürüyorlar bunun hesabını Allah’a nasıl vereceksin demiştir.

Şam tarafının idarecisi Muaviye’nin makamına çıkarak ne bu saltanat diye ona son derece çıkışmıştır ve makamdan ayrıldıktan sonra Muaviye kölesine bir kese altın vererek bunu git Ebu Zer’e ver demiş, eğer kabul ederse seni azat edeceğim demiş. Arkadan koşan köle çokta fakir olan Ebu Zer Hazretlerine bu bir kese altını vermek istemiş eğer bu kese altını kabul edersen Muaviye beni azat edecek demiş.

Ebu Zer Hazretleri o fakir haliyle bir kese altını kabul etmemiş ve köleye demiş ki ben bu kese altını kabul edersem sen azat olursun ama o zaman ben Muaviye’nin kölesi olurum git bu altınları Muaviye’ye iade et demiştir.

Allah bütün idarecilerin etrafında onları ikaz eden Ebu Zer’ler nasip etsin. Selam Hakka tabi olanlara…

 

İlginizi Çekebilir

Hoşamedi ey liberalizm

İranlı şarkıcı Muhsin Namjoo’nun İstanbul’da açık hava tiyatrosunda 6 Ağustos 2018’de verdiği konser İran’da başlayan ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir