Biraz kentsel şeyler, bir tutam dindar nesil işleri

 

Neredeyse her an, kentleşmenin, kentsel dönüşümün adeta Tanrısal bir buyruk gibi kutsandığı bir enformasyona maruz kalıyoruz.

Nerdee o eski günler?

Akşam müsaitseniz oturmaya geleceğiz naifliklerinin yerinde yeller esiyor şimdi.

Çat kapı zil çalıyor:

Komşuuu kentsel dönüşüm alır mısınız?

‘Şu anda müsait değiliz sonra gelseniz’ cümlesi daha bitmeden,  oturduğum evin yerinde yeller esen, tabldot hazırlanmış bir dönüşüm projesi kapıya iliştirilirken bakakalıyoruz.

***

Havai fişekler eşliğinde ve dinsel metinlerden aforoz edilmiş gibi ‘Kentsel dönüşüm iyidir, dönüşmüş insan, dönüşmüş kent sağlığa yararlıdır’ filan gibi itikadı ve tıbbi bir durumla karşı karşıyaymışız hissine kapılıyoruz.

Tamam, bir kazan kazan durumları var var olmasına da!

Vatandaşın kazanıyla vatandaşın evini, arsasını, tarlasını kentsel şeye çevirenin kazanı arasında dağ ile fare kadar da bir fark var yani!

Hani var ya temizlik imandandır sözü, ona benzer bir şekilde ‘kentsel dönüşüm imandandır’ ifadesini subliminal olarak alıyoruz sanki.

Düşünsenize bu tür replikleri vatandaştan ziyade TV ekranlarında canlı canlı programlarda müteahhitlerden dinliyorsunuz!

Valla haklılar. Kim bu kadar iştahlanmaz ki?

Böyle bir fırsat, böyle bir piyango kaç asırda bir denk gelir  ki?

Gözüne kestirdiğin bir yerden alacaksın 2 kat imarlı bir yeri, imar değişikliğiyle yapacaksın 20/25 katlı bir gökdelen.

Yap yap sat sat. Bire al Yirmiye sat. Beleşe al yok pahaya sat. Oh ne ala iş, ne la inşaat

Sonra da işler kesat gidiyor diye hayıflan dur.

Oh ne la memleket.

Açlık sınırının altındayken hem de asgari ücret

***

Bu kentler böylesine çarpık, böylesine keşmekeş, böylesine çöküntü alanlarına dönüşürken bu şehirlerin belediyeleri, belediye başkanları ve meclis üyeleri yok muydu kardeşim?

Dindar nesil yetiştiren cemaatleri, vakıfları, dernekleri, akil insanları, yeryüzünü mamur etme akıncıları, kelimetullahcıları filan yok muydu?

Vardı da ne oldu peki?

Bu güzelim şehirler, nasıl bu hale geldi?

Yeşil Bursa sadece bir örnek olarak resimdeki dönüşüme nasıl mahkûm edildi.

 

Hala aynı zihniyetlerin yeni versiyonlarına şahit olmuyor muyuz?

***

Doğal dokuyu katleden, şehirlerin doğal sosyolojisini yok sayan, kentleşmeyi bir inşaat/müteahhitlik işine indirgeyen kentsel dönüşüm anlayışının telafisi olmayan sonuçlar, geri dönüşü imkansız yakınmalara sebep olmaması için dünden ders almak kadar, yeni yakınmalara mahal bırakmayacak şekilde şehirlere, mimari, estetik, ekolojik ve sosyolojik bir perspektifle’  bakmayı gerekli görmek lazım değil mi?

Ne demişti reis-i cumhur: ‘biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hala da ihanet ediyoruz’

Bu sözleri kendi yapıp ettikleriniz için dikkate almayacak mısınız?

Lütfen yani!

***

Ey vatandaş sen uyu!

Uyu uyu yat uyu, Ali top oyna, Ayşe ip atla.

Havanı, toprağını, suyunu, mahalleni, şehrini alan alana, satan satana.

Ama sen, uyu uyu yat uyu.

Ali top oyna, Ayşe ip atla.

Bak ne Arenalar yaptık sana.

***

Ne demişti İspanya iç savaşı sonrasında ömür boyu krallığını ilan eden Franko:

“Bana 100 bin kişilik bir uyku tulumu yapın.”

Real Madrid’in Santiago Bernabéu Stadyumu/uyku tulumu bu emir üzerine inşa edilmişti işte.

Ne analizler, ne itirazlar yapılırdı diktatör Franko’nun uyku tulumu metaforuna.

Gerçi o zamanlar daha çok köylü, henüz şehirliydik.

Hakk’kın yanında olmakla,  halkın yanında olmayı ayrıştıracak ayak oyunlarından habersizdik.

O vakitler, çarpım tablolarını bir de İstiklal Marşını ezberlemek zordu ve henüz vakıf işleri kendi tacirlerini icat etmemişti daha, ha bir de kapısında nöbet tutacağımız devletli büyüklerimiz de henüz ‘sur’da bir gedik’ açmamıştı.

***

Kombine kombine uyuyunca, Ali top atıp Ayşe ip atlayınca, az gittik uz gittik bir de baktık ki bir yanımızda bahar bahçe maliyeti bize ödetilen 600 milyonu aşan Evliyalar şehri Arena uyku tulumu, bir yanımızda Medine-i Fazıla’cılıktan bir örnek Doğanbey TOKİ.

Maşallah, fikrine, zikrine, irfanına, idrakine maşallah.

Tüm bunlar oluyorken sen, güzel kardeşim sen, dünyaya adaletle nizam verecek, şehrin suyunu, toprağını kimseye peşkeş çekmeyecek, hakka hukuka riayet edecek, faziletliler şehirlerini kuracak nesiller yetiştiriyoruz filan gibi ulvi projeler için fon hesapları yapmaya devam ediyor olabilir misin?

Ne kaa proje o kaa fon yani.

Fonda ilahiler, çanta da imar değişiklikleri, dosyalarda davet usulü ihaleler, işler güçler, açılsın devlet kapıları, imzalansın belediye protokolleri.

***

”Bize ne başkasının ölümünden demeyiz  / çünkü başka insanların ölümü
en gizli mesleğidir hepimizin / başka ölümler çeker bizi
ve bazen başkaları / ölümü çeker bizim için
.(İsmet Özel)

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yapmazsan ölmezsin

ABD’nin daha doğrusu halkın “Evangelistler” olarak bildiği dünyayı yöneten Paganların baba adamlarından biri olan papaz ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir