Son Haberler

Bu projeleri kimler yürütecek?

 

Eğitim konusunun, toplumun bütün kesimlerini, doğrudan veya dolaylı ilgilendirdiğinde kuşku yoktur. Öyleyse, eğitim sisteminin bütün paydaşları konusunda fikir yürütmek, ciddi bir iştir. Konu hakkında düşünenler, eğitim sisteminin bozukluğundan, genel bütçeden ayrılan payın azlığından söz ederler. Ancak her nedense, eğitimi ve eğitimle ilgili projeleri yürütecek olan öğretmenden yeteri kadar bahsetmezler. Oysa bu konuya ilişkin asıl mesele, öğretmen ve öğretmenin niteliği sorunudur. Çünkü nitelikli öğretmenin, toplumu nasıl değiştirdiğini ve dönüştürdüğünü, özellikle Cumhuriyet döneminde çok daha yakından biliyoruz.

Bu günkü siyasal iktidarın, diğer birçok alanda elde edilen başarılarının aksine, eğitim alanında, yılların biriktirdiği sorunların çözümü konusunda, ne yazık ki yeteri kadar başarı elde edilemediği bilinen bir gerçek. Bu durum; Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan tarafından da ifade edildi. Cumhurbaşkanı’nın bu ifadesinden sonra, bir takım çalışmaların yapıldığını da biliyor ve görüyoruz.

Bu çalışmaları, birkaç açıdan değerlendirmek gerekir. Bunların en başında; Milli Eğitim Bakanlığı Merkez teşkilatında, eğitimin planlanması, geliştirmesi ve yeniden yapılanması konusundan çalışan, üs düzey bürokratların, biraz da vitrine oynadıklarını, önlerine gelen, ya da ilgilenmeleri gereken konularla, daha çok günü kurtarmaya dönük ayaküstü çalışmalar olduğunu ne yazık fark ediyoruz. Oysa eğitimin kalitesinin artırılması, kısa vadelerle yapılan planlamalarla, uzun vadeli çözümlerin üretilmesi mümkün olmamaktadır.

Bununla beraber, birçok planlamalar ve yenilikler yapıldı, elbette. Mutfakta çalışanlar olarak bu hakkı teslim ediyoruz. Ancak, bu yapılan çalışmaları uygulayacak olan eğitim personeli konusunda henüz daha yeteri kadar çalışma yapılmadı.   Yapılan planlar ne kadar mükemmel olursa olsun onu uygulayacak insan unsuru ihmal edilirse, başarı şansı düşük olur. Teknik araç gereç, teşkilat içi iletişim, yazışmalar, bürokrasinin azaltılması, hemen her alanda ortaya çıkan taleplerin karşılanması konusundaki gelişmelere diyecek bir şey yok. Zaman için de daha da mükemmele gidebiliriz. Ne var ki saha elemanı olan uygulayıcılar, yani öğretmenler konusundaki sorunlarımız, hala büyük oranda ciddiyetini korumaktadır.

Bu konulara kafa yoranlar, eğitim alanına ilişkin bir sorunu dile getirecekse, söylediği ilk konu, öğretmen açığının olduğu sorunudur. Bürokratlar, pek azı hariç medya mensupları, bürokratlar hatta eğitim alanında örgütlenmiş sendikalar da aynı paradoks içine düşmektedirler. Yarım ağızla öğretmenin nitelik problemini dile getiren sendikaları işin dışında tutmadan söylemek gerekirse; öğretmenin haklarını korumak, hak edişlerini, özlük haklarını, emeklerinin karşılığını almalarını savunmak, sendikaların hedefleri olabilir, buna sözümüz yok. Batıdaki uygulamalara bakarsak, görüyoruz ki, kurumun yöneticisi; öğretmenin bağlı olduğu sendikaya, ‘senin üyen filan öğretmeni, mesleki açıdan eğitir, yetiştirirsen, sözleşmesini yenileyeceğim yoksa mesleki yetersizliğinden dolayı işine son vermem gerekecek, diye yazıyor. Bağlı olduğu sendikası da tedbirini alıyor. Ne yazık ki, bizdeki durum daha farklı. Belki, ilgili sendikaların bu konuya bakışları, ayrı bir yazı konusu yapılabilir.

Bütün bunların yanısıra, Bakanlığın ve bakanlığın bu konuya ilişkin kaynağı olan, öğretmen yetiştiren kurumları yeni baştan ele almak gerekir.

Öğretmenler ve imamlar, diğer memurlar gibi değerlendirilmemelidir. Türkiye, bu gün bir beka sorunu ile karşı karşıya ise, tarihi hinterlandında söz sahibi olmak istiyorsa, öğretmen ve din görevlisinin niteliği konusunda çok ciddi tedbirler alması gerekir.

Okullarda, öğretmenlerin, bu ülkenin çocuklarının fıtri kodları üzerinde olumsuz etkileri olduğunu, din görevlilerinin, sahih İslam inancını hakkıyla öğrenip öğretme ihtiyacı duymadığını, kendisini yenilemediğini düşünürsek, problemin boyutlarını da kavramak mümkün olacaktır.

Öğretmenin niteliği problemi, her şeyden evvel ele alınarak çözülmesi gereken bir problem olduğunu vurgulamakla yetinelim, şimdilik.

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Sözü dinleyip en güzeline uyanlar

Çatışma kavramıyla anlatılan / anlatılmak istenen olaylar / olgular, hemen hemen insanlık tarihinin her döneminde ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir