Bu seçim yasası ile nereye kadar?

Sistem değişti. Başkanlık sistemine geçildi. Aslında 10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminden bu yana fiili olarak Başkanlık sitemini yaşıyoruz. 16 Nisan 2017 referandumunda ise Başkanlık sistemine hukuken de geçileceği Milet tarafından net olarak onaylandı. 24 Haziran 2018 seçimleri ile de tam olarak Başkanlık sistemine geçmiş olduk.

Aslında daha 24 Haziran seçimleri yapılmadan Partiler yasasında ve seçim yasasında değişiklik yapılmalı, başkanlık sitemine göre düzenleme yapılması gerekirdi. Hatta bu konuda sözler verilmişti. Burhan Kuzu girdiği her televizyon programında bunu sözünü veriyor. Başkanlık sisteminde, milletin daha çok sözünün geçeceğini ve özellikle dar bölge sistemine geçilmesi ile milletin kendi istediği adayı meclise göndereceğini deklare ediyordu.

Olmadı, mevcut yasalarla seçime gidildi. Baraj inmedi, ittifaklarla baraj sorunu halledilmesine gidildi. Bu da bazı partilerin birbiri ile beraber hareket eder hale gelmesine neden oldu.  Başkanlık seçiminde Cumhur İttifakı ile sorun aşılmış, netice alınmış gibi görünse de, Millet ittifakında İyi parti ve Saadet patisi barajı geçememelerine rağmen meclise girmeleri bu sayede sağlansa da, bu alanda sorun tam olarak çözülmüş değil. Hatta yumak halinde duruyor.

Şimdi yeni bir seçimin arifesindeyiz. YSK seçim takvimini aralık gibi açıklayacak olsa da partiler şimdiden adaylarını belirlemenin yollarını aramaya başladı. Yürüttükleri sistem hemen hepsinin aynı. Şimdiye kadar nasıl yapıldıysa, aynısını yapmaya çalışıyorlar. Zaten mevcut yasalara göre bunun dışında bir şey yapmalarını beklemek boşuna.

Bu şartlarla da her parti kendisi için en doğru ve sağlıklı adayı nasıl belirler? Çıkartmış olduğu adayını seçmenine nasıl kabul ettirir? Her zamanki gibi bir muamma.  Onun içindir ki buradan sağlıklı sonucun çıkması kesinlikle mümkün değil. 

Bu durumda ortalığa aday adayları saçılmaya şimdiden başlamış durumda, “ben olayım,  benim olmam gerek, ne olursa olsun bu defa ben aday olmalıyım ” psikozu içine girmiş olan aday adayları etrafına şirin gözükmenin ve seçmende karşılık bulmanın çok daha üzerinde, yaptıkları ile partisinin yönetimini etkilemenin ve beğendirmenin çabası içinde. Neticede öncelikle aday parti üst yönetimce belirleneceğinden, yapılan çalışmalar samimi olarak seçmene yönelik değil,  parti yöneticilerine ve anket çalışmalarına yönelik yürütülüyor.

Böyle bir seçim sisteminin olduğu yerde ise yıllardır gördük ki, gerçekten şehrine, bölgesine hizmet edecek, faydalı olacak, oturduğu koltuğa değer katacak olanlar bu karmaşanın içine girmiyor. Siyasetten beklentisi olanlar, siyaseti kendisi için meslek gören siyaset esnafları ortalıklarda cirit atıyor.

İşte şimdi diyoruz ki, bu seçim sistemi le nereye kadar?

Bu sistemle şehri en doğru yönetecek, mecliste millet için canla başla çalışacak kişilerin bulunması mümkün değil. Aralarında istisnalar çıksa da, bilindi ve görüldü ki büyük çoğunluğu siyaset esnaflığı yapan kişiler.

Sanmayın ki millet bunları bilmiyor. Millet bunları hepimizden daha çok biliyor ve görüyor. Yıllardır sistemin yanlış olmasından dolayı, parlamenter sistemin buna çok yatkın olmamasından dolayı buna sabretti. Bazen ”kan kustu kızılcık şerbeti içtim” dedi. “Buda geçer ya hu” dedi. İstemediği kişiler önüne aday olarak konsa da hatır bildi, gönül bildi. “Bir dahaki sefere düzelir” dedi.

Ama durum şimdi öyle değil. İstemediği kişinin önüne aday olarak konulmasını, dayatılmasını istemiyor. Kendi adayını kendisi seçmek istiyor. Bizzat kendisini yönetecek kişiyi kendisi belirlemek istiyor.

 

Seçim sistemini değiştirmek o kadar zor mu? Aday belirleme de her parti için kendi üyelerinin oyu ile adayın belirlenmesi çok zor bir iş mi?  Ve ya seçmenin önüne isteyen her kesin aday olarak çıkabileceği bir sistemle gidilerek, tıpkı başkanlık seçiminde olduğu gibi iki turlu bir seçimle Belediye Başkanlarını halkın tercihi ile belirlemek o kadar zor mu? Ya da çoktan seçmeli bir sistemin oluşturulması zor mu? Parti oyuna güvenerek hataların kapatılacağını düşünmek ahmaklık olur.

Bunun yapılması gerek. Yapılmazsa seçmen ceza keser. Dayatılan adaya oy vermez.  Partisinden vaz geçmese de sandığa gitmez. Bu seçimde de koltuklara çoğunlukla siyaset esnafları oturur. Zaten kadro olarak da siyaset esnafına göre şekillenmiş bürokratlarla eski tas eski hamam devam eder gider.

Bu milletin alın terlerine yazık olur, küser, ümitsizleşir.

Bir zamanlar dürüst belediyecilikle bu milletin kazandığı iktidar nimeti, siyaset esnaflarının azgınlığından ve temizlenememesinden dolayı bir daha gelmemek üzere gider.

Millete bırakın! Bu işi düzeltir.

Millet yanlış yapmaz. Hata yapsa da, hata onun hatasıdır.

Selam, sevgi ve dua ile…

 

İlginizi Çekebilir

Medeniyetin el değiştirmesi 1

Arapça şehir anlamındaki Medine’nin kökü sayılan Müdun’dan türediği bilinen Medeniyet, “yönetmek, malik olmak ve deyn ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir