Cemaatler ve Tarikatlar

Bu hassas konu hakkında yazmayı düşünmüyordum zira bu konuda Ulemanın yazdığı binlerce eser vardır. Ancak bir Tv programında Mustafa İslamoğlu’nun hiç ayrıt etmeden bütün cemaat ve tarikatlara pervasızca hakaret ettiğini hatta tarikat mensuplarını şirk’le itham ettiğini görünce bu yazıyı yazma lüzumunu hissettim.

Gerçi bu zatın kirli çamaşırlarını Cübbeli Ahmet Hoca ortaya  koymuştur. Bir çok Ayeti Celile ve Hadis-i Şeriflere rağmen. Şefaati inkar eden daha bir çok sapık fikirler’ in sahibidir. Cemaatler ve Tarikatlar Şeriaat’dan  zerre sapmadan İslama büyük hizmetler yapmıştır.

Özellikle Bolşevik  Rusya sın da Allah demenin yasak olduğu dönemlerde İslamın ayakta kalmasında büyük katkıları olmuştur. Bu kuruluşları FETÖ ile karıştırmamak lazımdır. Zira FETÖ hareketi ne bir Cemaat  nede bir Tarikattır. FETÖ dış güçlerin menfur emellerini gerçekleştirmek için piyon olarak kullanılan bir ajandır.

Onun için 15 Temmuz hareketine bir darbe hareketi bile demiyoruz o bir işgal hareketidir böyle bir işgal hareketini ölçü alarak Cemaatlere ve Tarikatlara saldırmak Ülkeye bir şey kazandırmaz sadece FETÖ’nün değirmenine su taşmak olur ve Ülkeye  çok şeyler kaybettirir.

Şeriat ölçüleri dahilinde Tarikat İslamın kalkanı ve hizmetçisidir. Tarikat’ın bir çok tarifi vardır. Prof. Mustafa  KARA’ nın özet tarifine göre Tarikat iç aleminin aydınlanmasıdır.İç alemi deyince insanın göğsünde beş manevi fabrika vardır. Kalp ,Ruh, Sır, Hafi ve Ahfa. Bu fabrikaların çalışmaları için manevi tabibe ihtiyaç vardır.

Tarikat Şeyh’ i dediğimiz zatlar maddi ve manevi ilimlerle mücehhes mümtaz şahsiyetlerdir. Hem öğretmen hem de eğitmendirler. İnsanları Dünya ve Ahret hayatı için eğitirler. Bunlara saldıranlar kendilerini bir şey zanneden zavallılardır. Beyaz elbise giyen hasta bakıcının kendini doktor zannetmesi gibi ayrıca kendilerini müctehid mevkiine koyanlardır .

Bahsettiğim Tv programında malum kişiye bu gün FETÖ gibi devlet kadrolarına sızmak isteyen Tarikat ve Cemaatler var mı? diye sorulunca vardır. FETÖ yü mumla aratacak kadar ileri gidecekler  vardır diyor. Peki kim bunlar diye sorulunca açıklamam diyor. Neden açıklamıyorsun diye sorulunca açıkla ki Devlet gerekli tedbirleri alsın denilince yine açıklamıyor çünkü; hedefi bütün Cemaat ve Tarikatları zan altına bırakmaktır.

Burada bir hususu daha açıklıyorum. Malum Tv programından bir gün evvel Sn. Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmeze aynı soru soruluyor sayın başkan tarihi bir cevap veriyor. Kendisini canı gönülden tebrik ediyorum . Sayın Başkan diyor ki; Bu konuda iki fikir ileri sürülüyor. Birincisi Tarikat ve Cemaatlerin hepsi kapatılsın. Böyle bir hareket hiçbir zaman başarılı olamamıştır zaten doğruda değildir. İkinci fikir bu kurumların Devlete dolayısı ile Diyanet İşleri Başkanlığına bağlanmaları.

Bu da doğru olmaz doğru olan bu kurumlar kendi içlerinde öz eleştiri yapmalı daha şeffaf olmalıdır. Bu cevaplara diyecek tek kelime yoktur . Sırası gelmişken şunu da ifade etmek isterim ki; sahte Şeyh’ler, Sahte Tarikatlar  her zaman var olmuştur. Aklı selim olanlar bunları anlamakta zorluk çekmezler zaten sahte Müslümanlar var diye veya İslam emirleri  dışı hareket edenler var diye İslamı suçlayamayız .

İnsan vücuduna bir kene yapışsa insanı yok edemeyiz sadece keneyi çıkarıp atarız vücut sağlam kalır. Osmanlının altıyüz yılı aşkın Dünya hakimiyetinde üç önemli unsur rol almıştır:

1-İlim Müesseseleri bunları Medreseler temsil ediyordu. Yalnız şu da bilinmelidir ki Medreselerde yalnız  dini dersler değil hem dini hem dünyevi ilimler tahsil ediliyordu.

2-İrfan Müesseseleri bunları da Tekkeler temsil ediyordu yani Tasavvuf-i  İlimler ve Tarikatlar İlim bilmek İrfan ise olmaktır. Her ilim sahibi İrfan sahibi değildir. Bu gün beyni kof unvanı  prof olanlar çoktur.

3- Ahi Teşkilatı bu aynı zamanda  bir Cemaat olarak izah edilebilir. Osmanlıda çok büyük hizmetler yapmıştır

Özetleyecek olursak Medreseler, Tekkeler ve Ahi teşkilatı Osmanlının omurgasını teşkil etmiş ve Osmanlı bu sayede payidar olmuştur. Allah hak yolda olmak ve hakkı canımız pahasına olsa dahi savunmak şuurunu cümlemize nasip eylesin.

 

İlginizi Çekebilir

Simurg Ve Harese

Şöyle bir hikâye, anlatı var. Her şaka da bir gerçek olduğu gibi bu tür hikayeler ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir