Darbe seviciler!

Bunlar tek partili rejimin, darbelerin, muhtıraların çocukları olduklarından gerçek demokratik sistemden anlamıyorlar. Halbuki yetiştirdikleri ilkokul öğretmenleri okullarda çocuklara demokrasinin “halkın kendi kendini yönetmesi” demek olduğunu anlattı durdu. Bu tip öğretmenler ayrıca padişahları da “astığı astık, kestiği kestik ve milletten uzak yaşayan, başka bir lisan konuşan, halkın ne dediklerini anlayamadığı canavarlar” diye de anlatırlar, orası ayrı konu.

Elin Paganı, iti, uğursuzu işlerine geldiği için bunları pek sever. Aralarından birkaçını iktidara getirirler, menfaatlere azıcık dokundu, dediklerini yapmadı mı ya bir muhtıra ya da darbe ile alaşağı ediverirler. Borularını öttürmeye devam ederler. Sisteme hizmet etmek için bu tipleri eğitirler, dediklerini yapmayanlar cahildir. İşte tam bu noktada aralarında büyük benzerlik vardır. Nasıl ki kefere bunların işine gelmeyenlerine cahil damgası basıyorsa, bunlar da burada halkın işine gelmeyen kesimine cahil der. Onlar eğitilmeli, Pagan sistemlerini desteklemelidir. Eğitimsiz olanları demokrasiye layık değildir, hak edemez!

Memleket fazla ileriye gidip, Büyük Ustaların tekerine çomak sokacak hale geldiğinde, zır cahil halk da ısrarla istediklerini değil kendine hizmet vereni seçtiğinde, tüm gizli servisleri birleşmiş, manyak bir köpeğe kurdurdukları terör örgütünü devreye sokup kanlı ve şeytani bir darbe yaptırmaya çalışmışlardı ya, işte o darbeden bile medet ummuşlardı.

Kaybedecekleri açıkça görülen önümüzdeki seçimdeki hezimeti en aza indirmek için küffar bir yandan var gücüyle çalışıp algı yönetiminin yanı sıra, ekonomimize de yoğun saldırıda bulunuyor. Ama kapalı kapılar ardında başka tezgahlar da hazırlanıyor.

Baktılar bu millete darbe falan da sökmüyor, şimdi işi halk ayaklanmasına çevirmeye çalışıyorlar. Hal böyle olunca bizdeki darbe seviciler de hemen Paganların emir buyurduğu gibi ama pek de çaktırmamaya gayret edere böyle bir halk ayaklanmasına çanak tutmaya başladılar.

Yok, ortaya çıkıp da “Millet Ajansı” kurduklarını söyleyen zavallıdan bahsetmiyorum. Onunki bir iki saatlik bir avunma teşebbüsü. Seçim akşamı birkaç saatliğine olsun kendi oylarını yüksek gösterip mastürbasyon yapabilmek amacıyla ortaya atılmış bir tezgâh. Bakın Tuncay Özkan ne diyor?

“Seçimin en doğru sonuçlarını Millet Ajansı’ndan alacaksınız. Millet Ajansı bir sosyal medya ağı olarak anında seçim sonuçlarını size sandık sandık duyuracak. Ama bu arada baktınız TRT’ye hani şu Tayyip Radyo Televizyon Grubu var ya, şu halktan utanmaz Allah’tan korkmaz kurum var ya oraya baktınız yüzde 90 gösteriyor. Hemen kapatın geçin. Gözünüzü gönlünüzü yandaşlara kaptırmayın. Gözünüzü gönlünüzü millete açın. Millet Ajansı size hakikati duyuracak.”

Aslında bu pek de o kadar masumane ve aptalca bir şey değil.

CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay’ın söyledikleriyle birlikte düşünürseniz daha büyük bir tezgâhın tetikleyicisi olarak kullanmaya çalışacaklarını göreceksiniz. Sözde usta gazeteci Uğur, Altay’ı televizyona çıkartmış o da şunları söylemiş:

“Sayın İnce’nin de her mitingde söylediği gibi; Allah esirgesin en ufak bir şey sezersek bu sefer YSK’nın önüne 50 bin cübbeli avukat gitmekle kalmaz. Oraya 5 milyon insan gider.”

Tabii ki elli bin avukatı bulacak, bir araya getirecek değiller. Böyle bir şeyi rüyalarında bile yapmaları zor. Aynı şekildi 5 milyon insanı da ayaklandıracak ne güçleri ne de yetenekleri var. Çapları yetmez.

Ama, yabancı desteğiyle birkaç yüz, bilemedin birkaç bin kişiyi fişekleyip yeni bir Gezi deneyebilirler. Sonra da ver gazı gitsin… Ağababaları Paganlar ile birlikte ortalığı karıştırmaya çalışırlar.

Anladınız mı planlanan iğrençliklerin boyutunu?

Tetik bulunmak, gaza gelmemek çok önemli. Neticede demokrasi kazanacak. Bunların demokrasi olarak öne sürdüğü şey değil, gerçek demokrasi…

Türkiye çok daha güçlü olacak ve muasır medeniyetler seviyesini de aşacak.

Bu garibimler de bir tevil yolu bulup buluşturup ne kadar başarılı olduklarını anlatacaklar, içleri kan ağlarken…

İlginizi Çekebilir

ABD dinin neresinde, din ABD’nin neresinde

ABD’nin gerek kuruluşu esnasında, gerek kuruluşu sonrasında ve gerekse Amerikan toplumunun kimlik inşasında din faktörü ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir