Dersimli’nin İntikamı…

Bugünlerde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ne hikmetse Osmanlı’ya ‘sarmış’ durumdadır. En son Mersin’de Yörüklere yaptığı konuşmada “Osmanlı’nın zulmüne karşı bu çadırlarda ne mücadeleler verildi” şeklinde –Yörüklerin de tepkisini çeken- bir beyanı oldu. Daha önce de katıldığı bir tv programında (Haber Türk TV) “Dersim’liler kim ne derse desin Cumhuriyete ve Atatürk’e bağlıdır’ sözü üzerine sorulan ‘Bu kadar insan öldürüldü. Dersimliler CHP’ye neden oy veriyor? sorusu üzerine: “Neden vermesinler? Osmanlı döneminde yapılan zulümleri biliyor mu bunu söyleyen insanlar…? “ demiştir. (Seyyid Rıza kimdir? Sorusuna, ‘Seyyid Rıza bir insandır’ cevabını verdiği program)

 

Geçtiğimiz hafta içinde Kemal Kılıçdaroğlu’un, dönemin dışişleri bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ile yaptığı bir röportajı izledim. Muhtemelen Çağlayangil’in evinde gerçekleştirilen bu röportajda Çağlayangil Dersim Harekâtı/ Operasyonu/ Katliamı/ Soykırımı ile ilgili kendisinin de katıldığı/ şahid olduğu hatıralarını hiç gizleme gereği duymadan ve soğukkanlılıkla anlatıyor. Komutanın ‘Kürd’ ile diyaloglarını, ‘Kürd’ün üç kişi dışında herkesi teslim etmeye razı olduğunu, üç kişiyi ‘ağalardan çekindikleri ve devlet otoritesine güvenemeyecekleri gerekçesiyle teslim edemeyeceklerini’ söylediğini anlatıyor…

 

“Neticeyi söylüyorum: Bunlar kabul etmediler. Mağaralara iltica ettiler. Ordu zehirli gaz kullandı. Mağaraların kapısının içinde bunlar fare gibi zehirlendi. Ve 7’den 70’e Dersimli Kürtleri kestiler. Kanlı bir hareket oldu. Dersim davası bitti. Hükümet otoritesi de köye ve Dersim’e girdi. Dersim böyle bitti.”

Bu röportaj ya da sohbetin (Ne derseniz deyin) kayda geçen kısmı. Öncesinde ve sonrasında Kılıçdaroğlu bir şey demiş mi bilmiyorum. Ancak kanımca, Çağlayangil’in uslübunda ‘Dersim’i soykırım ya da katliam olarak gören ve kınayan bir Dersimli’ye konuşur bir hava sezilmiyor. Ancak Kılıçdaroğlu böyle bir röportajı/ sohbeti yapmaya iten saiki düşünmeden edemedim. Kılıçdaroğlu’nun bir Dersim’li olarak olayı ilk tanıklarından ve resmi ağızlardan dinleyip gelecek günler için bilgi toplaması ihtimal dâhilindedir.

 

Recep Tayyip Erdoğan’ın devlet adına Dersimli’lerden özür dilemesinden sonra Kılıçdaroğlu’na yaptığı ‘CHP adına siz de özür dileyin’ çağrısı karşılıksız kaldı. CHP içinden özür dileyen milletvekilini de susturma yoluna girmişti.

 

Çünkü Kılıçdaroğlu ve arkasındaki güçlerin CHP’den intikam almak gibi saman altından yürüttükleri bir planları vardı. CHP’nin klasik ulusalcı tabanından gelenleri tasfiye edip, partiyi marjinal sol ve fettöcülerin küresel operasyonlarının taşeronu ve kullanışlı bir enstrümanı haline getirmiştir. Bütün bu ‘Mankurtlaştırma Operasyonu’nu klasik tabanın ‘Anti İslam, Anti Erdoğan’ takıntısından aldığı cesaretle yapıyor.

 

CHP tabanı açısından kimin enstrümanı ve kimin taşeronu olursa olsun, oy alsın almasın, başarılı olsun olmasın, proje üretsin üretmesin… fark etmez. Yeter ki ‘Anti Erdoğan ve anti İslam’ maskesini çıkarmasın… zaman zaman parti içinde zayıflayan imajını toparlamak için Erdoğan’a ergen çocukların bile yapmayacakları hakaretleri yapması bundandır. O’nun kürsüye vurması ve hakaret etmesi tam olarak meşruiyet tazelemesi anlamına geliyor.

 

Ama sonuçta, CHP’nin, ülke için, halk için, asla umut olmaması gerçeği devam ediyor.

Yani Dersimli Kemal CHP’lileri sığındığı mağaraya kimyasal gaz sıkma operasyonu son sürat devam ediyor.

Etme bulma dünyası…

 

Ne diyelim. Allah uyandırmasın.

İlginizi Çekebilir

TÜGVA’dan öylesine güzel bir proje ki!

Türkiye Gençlik Vakfı Osmangazi İlçe temsilciliği çok güzel bir proje yürütüyor bugünlerde. Projenin ismi oldukça ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir