Diktatörün dik âlâsı

Hiç utanıp sıkılmadan âleme talkını verip kendi salkımı yutan Kemal, Sayın Başkanımıza hakaretler yağdırıp diktatör suçlaması yöneltiyor. Sağlığından ciddi endişeler duyduğum Kemal bunları yaparken seçimlerde CHP’den çok daha büyük bir başarı elde eden Muharrem İnce’yi de “başarısız” ilan ediyor ve “Koltuk sevdası olanların bu partide işi yok.” sözleriyle partiden atmakla tehdit ediyor. Muharrem İnce’yi aday gösterip ondan kurtulacağını düşünen Kemal her şeyde olduğu gibi bunda da yanılıp fena bir sille yedi ama iddiasından vazgeçmiyor.

Şimdi de kalkıp “Disipline sevk işlemlerinin görüşülmesi.” Gündemiyle Parti Meclisini topluyor. İstifaya çağıranları disipline sevk edip partiden atacak besbelli. Muharrem İnce’yi de atar mı acaba? Pek kolay görünmese de atar bence. Böylelikle de kendi yok oluş fermanını da imzalamış olur. Yani yine en büyük yanlışı yapar. Kemal bu, yaptığı hangi iş doğru ki?

Parti içinde ayaklanmalar var. İstifası isteniyor. Deniliyor ki “Henüz vakit varken şerefinle git.” Buna karşılık gitmesini isteyenleri partiden kovma hazırlığı yapıyor. Sindirebildiklerini sindirecek, sindiremediklerini kovacak.

Bu ahval ve şerait altında sorarım; Diktatör kim?

Bu Kemal kimi örnek alıyor?

Acaba İnönü rüyasına girip buna akıl mı verdi?

Yoksa emir mi geldi bir yerlerden?

Parti kaynıyor. Başarısız olanın yaması gerekeni yapıp istifasını isteyenler çok ama destekçisi de yok değil. Mesela Ertuğrul Özkök onu şu sözlerle destekliyor;

“Bunca yıldır tanıdığım, izlediğim Türk siyasetine gelmiş en düzgün siyasetçilerden biri… Onda İsmet İnönü’nün zarafetini… Bülent Ecevit’in mütevazılığını… Dürüstlüğünü… Adnan Kahveci’nin sükûnetini… Simitis’in sessiz kararlılığını gördüm… Onca bağırış çağırış arasında iyi geldi bana bu sükûnet…”

Gördüğü bir şeyi doğru görmüş Ertuğrul. İsmet İnönü’ye benzerliğini…

Özkök böyle söylerken Abdülkadir Selvi ise tam zıddını düşünüyor. Aynı gazetede yazdığı iş arkadaşının aksine doğruları söylüyor Selvi;

“Erdoğan’a diktatör diyorlar. Erdoğan 13’ncü kez girdiği seçimi kazandı. Arkasında yüzde 52.4 oy oranı ve 26 milyon seçmenin desteği var. Belediye başkanlığından Cumhurbaşkanlığı’na kadar bulunduğu her göreve seçimle gelen Erdoğan diktatör oluyor, girdiği her seçimi kaybettiği halde istifa etmeyenler demokrasi kahramanı kesiliyor!” diye anlatıyor görüşlerini.

Kemal karşısındakini kendi gibi görüp saldırıyor ama bütün Türkiye diktatörün kim olduğunu da görüyor böylece.

Aslına bakarsanız bu, “Demokrasi bizim seçilmemiz demektir. Bizi seçmezlerse sayılmaz.” Görüşünün pratiğe dökülmüşüdür. CHP’nin gerçekte ne olduğuna gayet sarih ortaya koymaktadır.

Ama arzuladığımız bu değil ki. Biz gerçekten demokratik yapıda olan, ciddi bir muhalefetten yanayız. Yıkıcı değil yapıcı, ürettiği güzel projelerle rekabetçi bir muhalefet istiyoruz. Demokrasiler böyle gelişir. Kemal gibi kasetle getirilen diktatör bozuntularıyla olmaz bu iş…

 

İlginizi Çekebilir

Ne olacak bu cemaatlerin hali?

Tanınmış bir ilahiyat hocasına göre: “Devletimiz eğitimde birliği sağlamalıdır. Din eğitimi ve öğretimi sadece devlet ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir