Doğunun ortasında kadın olmak

Ortadoğu coğrafyası için yerkürenin en devingen / en değişken parçası dense yeri var.

Denilebilir ki, yerküre üzerinde Ortadoğu / İslam coğrafyası kadar devinen, Ortadoğu / İslam coğrafyası kadar değişen ve Ortadoğu / İslam coğrafyası kadar dönüşen bir başka coğrafya yok.

Tarihsel süreç içinde Ortadoğu / İslam coğrafyasında yaşanan bütün değişimlerin / bütün dönüşümlerin temel dinamikleri / temel aktörleri var elbet.

Bu aktörlerin biri ve belki de en önemlisi hiç kuşkusuz kadınlardır.

 

Esasen Ortadoğu / İslam kadını diyebileceğimiz bir tek kadın tipinden, bir tek kadın modelinden söz edilemez.

Geniş Ortadoğu / İslam coğrafyasında yaşayan bütün kadınları temsil edebilecek bir kadın örnekliği de yoktur.

Ortadoğu / İslam coğrafyasının hemen her bölgesinin farklı / özgün bir kadın prototipi var. Farklılıklar da büyük oranda etnik / mezhebi / sosyal ve sınıfsal özelliklerden / önceliklerden kaynaklanıyor.

 

Ortadoğu / İslam coğrafyasında tek bir kadın tipinden / tek bir kadın modelinden söz edilemeyeceği gibi, tek bir kadın sorunundan da söz edilemez.

Ancak bütün bir Ortadoğu coğrafyasında yaşayan kadınların ortaklaştıkları noktalardan söz edilebilir pekâlâ.

Bu noktaların da en başında, Ortadoğu kadınlarının yeryüzünün batı yakasındaki hemcinslerine göre daha yüksek oranda doğum yapmaları geliyor denilebilir.

Erkeklere ve yine yeryüzünün batı yakasındaki hemcinslerine göre okur- yazar oranının düşüklüğü de göze çarpan bir başka ortak nokta olarak karşımıza duruyor.

Yine Ortadoğu / İslam coğrafyasında, çalışma hayatında ve ücretlendirme konusunda kadınların oldukça yüksek oranda kısıtlarının olduğunu da bu vesile ile yeri gelmişken belirtmek gerekir.

 

Ortadoğu kadını büyük oranda kırsalda yaşıyor ve kırsalda yaşamanın doğal zorluklarıyla boğuşuyor.

Ortadoğu / İslam coğrafyasının hemen bütününde otoriter / totaliter rejimler var ve bu rejimler kadının sosyal / siyasal hayatta aktif / etkin rol almasına imkân vermiyor.

Ortadoğu / İslam coğrafyasında neredeyse kesintisiz bir hal alan savaş / iç çatışmalar / terör ve benzeri şiddet hareketleri kadınlar için ciddi bir güvenlik sebebi olarak orta yerde duruyor.

Ortadoğu / İslam coğrafyasında, savaşlar / iç çatışmalar / ayaklanmalar en çok kadınları etkiliyor. Kadınların sivil ve sosyal hayatta, medeni haklar alanında yeni haklar elde etmesini engelliyor / geciktiriyor.

Savaşlar / iç çatışmalar / ayaklanmalar nedeniyle devletler ve toplumlar yoksullaşıyor.

Hak ihlalleri, yönetimde keyfilik ve hukuksuzluk giderek artıyor, rejimler otoriterleşiyor.

 

İmparatorluktan kopma / devletleşme / uluslaşma / ulus devlete geçiş süreçleri Ortadoğu / İslam coğrafyasında hayli sancılı ve hayli sorunlu geçen süreçlerdi.

Çünkü bu süreçleri bölge halklarının kendi iradeleri ya da iç dinamiklerinden çok uluslararası irade ve dış dinamikler yönetti.

Ulusal sınırları yine o irade ve o dinamikler şekillendirdi.

Yönetim sistemlerini ve yöneticilerini de yine onlar belirledi.

Farklı etnik ve kültürel özelliklere sahip toplulukları aynı devlet çatısı altında uluslaşma sürecine de yine o iradeler ve dış dinamikler tabi tuttu.

İlginizi Çekebilir

Bu topraklara hep yabancı kaldılar…

İsimleri ne olursa olsun, ama, kafalarıyla bu topraklara hep yabancı kaldılar. Müslümanın ekmeğini yediler ama ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir