Eurovision

Kiev’de bu sene 62’incisi düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmadık. Buna rağmen, eski günlerdeki kadar çok olmasa da, yarışma merak konusu olmaya devam etti. Gazeteler yarışmayı ve yarışma anında yaşananları sayfalarına taşıdı.

Rusya’nın katılmaması, Ukrayna’nın protestosu gibi haberlere yer verildi. Sözcü Gazetesi de kendinden bekleneni yaptı ve bir sarhoşun taşkınlığını bambaşka yansıtmayı başardı. Gazetede haber bir skandal olarak nitelendirilerek aynen şöyle verildi;

“Geçen yılki Eurovizyon Şarkı Yarışması’nın birincisi olan Kırım Tatarı kökenli Ukraynalı şarkıcı Cemile’nin şarkı söylediği sırada sahneye fırlayan bir kişi, Cemile’nin önüne geçerek külodunu indirdi. Omuzlarında Avustralya bayrağıyla sahneye çıkan kişi, bir taraftan dans ederken, diğer taraftan Cemile ile seyircilerin arasına geçerek taşkınlığa imza attı.”

İmla hatalarını bir kenara bırakın. Yarışmayı dikkatle izleyenlerin gözünden kaçmadığı gibi, İngiliz televizyonundan izleyen bendeniz de durumun aslına vakıf olmuştum. Bu sarhoş “külotunu” (doğrusu böyle yazılır) falan indirmemişti. İnen pantolondu. Adamın donu yerinde duruyordu yani. Gazetenin haberi veriş biçimi akıllara, o sırada şarkısını söylemekte olan kişinin bir Kırım Türkü olması nedeniyle, “acaba şarkı Türkçe” olduğu için böyle ucuz bir algı yönetimi teşebbüsü mü yapıyorlar?” sorusunu getirdi ister istemez.

Şarkı yarışması hakkında birçok şey yazıldı. Sosyal medya fareleri Türkiye’nin yarışmaya katılmama kararını bile AK Parti’ye bağlayıp, bizi Avrupalılıktan uzaklaştırma çabası olarak nitelendirdi. Hatta bazı sosyal medya geri zekalıları işi iyice abartıp, “şeriata uymadığı için katılmama kararı alındığı” gibi bir iddiada bile bulunup, ardından malum teranelerini tekrarlayarak, “Samsun’dan gelecek sarı saçlı, mavi gözlü birinin” (bir gün bunun olacağına cidden inanıyorlar.) halkı kurtaracağını bile söyleyerek kendilerini soytarı durumuna bile düşürdüler.

Ne var ki hiç kimsenin fark etmediği daha önemli bir şey olmuştu. Bambaşka bir algı yönetimi, bir çirkinlik, Türkiye’ye karşı yapılan bir girişim…

Kimsenin fark edemediği bu olay Ermenistan’ın tanıtım fragmanı dönerken gözüme çarptı. Ermenistan tanıtılırken dönen görüntüler arasında gösterilen bir yer vardı. Ermenistan’ın tarihi değerleri arasına alınıp sınırları içerisindeymiş zannı verilen yer ANİ HARABELERİYDİ…

Ani harabeleri Kars’ta şehir merkezine 45 kilometre uzaklıktaki Arpaçay’dadır. Tarihte Pakraduni Hanedanlığı Ermeni hükümdarlarının başkenti olmuştur. 11. ila 12. yüzyıla ait bazı İslam mimarisi eserlerini de barındırır. Yani Türkiye sınırları içerisindedir.

Ermenilerin Ani’yi kendi sınırları içerisinde gibi gösterme çabaları tabi ki bir sui niyet sonucudur.

İşte necip basınımızın gözünden kaçan ayrıntı budur.

 



Ahmet Alpan


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir